Futbol ve Taraftar

Futbol ve Taraftar

Bir süredir İngiltere’de Premier Lig ve Championship maçların tamamına yakınını izlemeye çalışıyorum. İngiliz futbolunun uluslararası turnuvalarda başarı elde edememesini bir sorun olarak da görmüyorum. Taraftarı tatmin eden bir futbol anlayışı sahaya yansıdığı sürece hiçbir sorun olduğunu düşünmüyorum. 70,000 nüfusu olan küçük bir kasabanın takımı 15,000 kişiye stadyumda maçını oynayabiliyorsa önemli olan uluslararası turnuvalarda başarı değildir. Futbol ve taraftar arasındaki ilişkiyi keyif ve heyecan üzerinden değerlendirmek, futbolda devamlılığı ve katılımı sağlamanın yoludur.

15 Mart 2017’de Atletico Madrid kendi evinde 0-0 berabere kalarak Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale adını yazdırdı. Deplasmanda 2-4 biten maçın rövanşında kendi evinde sıkıcı bir futbolla izleyenleri uyutmayı başardı. 14 Mart 2017’de ise Juventus, Porto’yu elemeyi başardı. Deplasmanda alınan farklı galibiyet sonrasında Juventus kendi evinde hem stadyumdaki taraftarları hem de TV başında izleyenleri uyuttu. Porto, ilk yarıda 10 kişi kalmasına rağmen Juventus’un ataklarına maruz kalmadı. Juventus, 1-0 galibiyet ile yetinmeyi ve rölantide oynamayı tercih etti. İtalyan futboluna karşı uzun yıllardır bir sempatim olsa dahi, Juventus’un o futbolunu dayanılmaz buldum. Bir futbolsever olarak Atletico Madrid ve Juventus tarzı takımların başarısının futbolun seyir keyfini düşürdüğünü düşünüyorum. Atletico Madrid ve Juventus tur atlamaya çok yakın olmalarına rağmen hücum yapmayı risk olarak görüyorlar. Oysa taraftar güzel futbol izliyor ve bu beklentiyle takip ediyor.

Sporun Tarihi ve Sporda Şiddet

Endüstriyel futbol ve taraftar

Leicester ve Monako‘nun tur atlaması futbolseverler tarafından olumlu karşılanmıştır çünkü makineleşmiş futbol değil, heyecan ve coşkulu futbolun başarılı olması tercih edilir. Barcelona’nın futbolseverler tarafından cazip bir takım olmasının da en önemli nedenlerinden birisi makine gibi işleyen bir sistem ile coşkulu bir futbolu birleştirmeyi başardığından dolayıdır. Bayern Münih, Real Madrid, Barcelona ve Manchester United dörtlüsünün yanına yeni bir takım henüz yazılacak durumda değil, hatta Manchester United son senelerde oldukça başarısız ama yine de ilk dört arasında yer alıyor. Dört büyük takımın sportif başarının yanında, göze hoş gelen futbollarıyla da olumlu bir görüntü çizmelerinden dolayı başı çekiyorlar. Jose Mourinho, Manchester United’ın ideal hocası değil çünkü futbolu İngiliz futbolseverlerin beklediği futbol değil.

Robben - Ribery - Müller

Futbolda yalnızca tur atlamak ve kupa kaldırmaya odaklanmış kulüpler uzun vadede başarılı olamıyorlar. Taraftarı tatmin edebilmek için güzel bir futbol ortaya koyabilmek gerekiyor. Atletico Madrid ve Juventus bu nedenle hiçbir zaman en üst seviyeye ulaşamayacaklar. Juventus neredeyse her sene lig şampiyonu olmasına rağmen AC Milan kadar itibar görmeyecek. Son senelerde eski gücünde olmayan Porto’ya karşı deplasmanda kazanılan galibiyet sonrası Çeyrek Final bileti alınmış denilebilirdi fakat buna rağmen Juventus, seyircileri tatmin etmek yerine topa sahil olmak ve kısa pas ile zaman geçirmekten öteye geçmedi. Juventus ve Atletico Madrid gibi takımlar en üst seviyeye ulaşabilmek için kendilerini test etmek zorundalar. Ancak bu tür karşılaşmalarda dahi bu teste girmeye cesaret edemiyorlar.

Sporun tarihi ve Türkiye’de spor kültürü

Ersun Yanal ve taraftar

Futbol konusunda Türkiye’nin yaşadığı sorunlar ise daha da derin. Passolig uygulaması bahane edilse de, asıl sebep takımların oynadığı futbolun keyif vermemesi. Ersun Yanal’ın yarattığı Trabzonspor göze hoş gelen bir futbol oynatıyor ve Fenerbahçe taraftarı olmama rağmen keyifle oturup izliyorum maçlarını. Fenerbahçe – Konyaspor maçına bilet hediye edilmesine rağmen Cuma akşamını sinirlenerek geçirmemek için gitmeyeceğim. Hem Fenerbahçe hem Konyaspor’un çok sıkıcı bir futbol oynamasından dolayı maç bana cazip gelmiyor.

Kulüpler taraftarı stada çekebilmek ve marka değerini arttırmak için büyük yatırımlar yapmasa da olur. Göze hoş gelen bir futbol oynatmaları ve oyunun çok sık durmamasını sağlamaları yeterli olacaktır. İki stoper arası paslaşma sonrasında topun sağ beke atılması ve sonrasında kaleciye topun atılmasını seyretmek için para ödemekten de öte, zaman ayırmak istemiyor artık insanlar. Bu sene Trabzonspor seneyi başarılı bir sonuçla tamamlamayacak fakat oynadığı futbolla taraftarını tatmin edecek. Trabzonspor maçları bir süredir boş tribünlere oynanıyordu ama güzel futboldan dolayı yeniden stadyum dolacak. Elbette benzer sözleri Sergen Yalçın’ın Kayserispor’u için de söylenebilir. Kayserispor yönetimi geçmişte stadyuma taraftar çekmek için döner ve ayran hediye etmek yerine göze hoş gelen futbol oynatmayı tercih etseydi, bugün daha farklı bir Kayserispor’dan bahsediyor olacaktık.

İran’da son şah Muhammed Rıza

Futbol ve Taraftar

İngiliz futbolunda bir takım, 90 dakika boyunca maçı soğutmaya çalışır ise maçtan puan dahi alsa kendi taraftarından ve medyadan tepki görür. Oysa Trabzonspor ile Alanya’nın oynadığı karşılaşmada Alanyaspor’un amacı futbol değil, kaleci 30. dakikadan itibaren maçı soğutmaya ve yuvarlanmaya başladı. Karşılaşma 0-0 bittiğinde ise Alanyaspor taraftarı ve spor medyası Alanyaspor kalecisini göklere çıkardı. Futbolun gelişmesi için futbolun oynanmasına sahada engel olan tüm unsurlar futbolseverler ve yöneticiler tarafından istenmeyen görüntüler olarak kabul edilmeli.

Futbolseverlere müşteri muamelesi yapan kulüpler, müşteri olarak gördüğü insanlara verdiği paranın karşılığı olan hizmeti verirken de aynı profesyonellikte ve ticari ilişki içerisinde olması gerekiyor. Stadyumda sosisli veya köfte yemek istediğinde 10 TL veren bir taraftarın izlediği futbol olarak da müşteri olarak görülmesi gerekiyor. Taraftara güzel futbol sunmamak ve sonra iyi gün taraftarı diye çemkirmek hiç kimsenin hakkı değil. Sahada ne yaptığını düşünmeden dolaşan ve yan pas yapan futbolcuları izlemeye hiç kimse mecbur değil.

Facebook sayfamızı takip ediniz:

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

Bayram, Yalnızlığa Baş Kaldırıdır