Donald Trump Dönemi

Donald Trump Dönemi

Uluslararası Politika odaklı Amerika Birleşik Devletleri, özünden uzaklaşmıştı. 1. Dünya Savaşı da, 2. Dünya Savaşı da Amerika Birleşik Devletleri açısından Eski Dünya‘nın meseleleri olarak görülüyordu. Nitekim, her iki savaşa da Amerika Birleşik Devletleri sonradan müdahil olarak liberal düzeni koruma gereği duyduğu için mecburen girmek zorunda kaldı. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaysa Sovyet Rusya tehlikesi, Amerika Birleşik Devletleri’ni özünden kopmak zorunda kalmıştı. ABD’de bu politikaların içerideki tepkilerine kulak veren bir siyasetçi ortaya çıktı. O isim Donald Trump oldu. Trump Dönemi hem ABD hem dünya için revizyonlarla dolu bir dönem olacak.

Trump Dönemi ve Amerikan Politikası

Donald Trump, Başkanlık süreci boyunca Amerika Birleşik Devletleri’ni bürokrasiyle mücadele ederek de olsa şekillendirecek, son nefesine dek bu böyle olacak. Amerika Birleşik Devletleri yeniden iç pazarına ve iç politikalarına yönelecek. Orta Doğu’da sınırları belirlemek ve emperyalizmin fedaisi olmaktan öte, vatandaşın kaygılarına odaklanan bir devlet haline gelmeyi hedefliyor. Donald Trump, bir kumar oynamadı. Aksine Donald Trump halkın taleplerini doğru okumayı başardı ve cesurca bunu dillendirdi. Donald Trump, “unutulan insanlar” olarak bahsettiği yerlileri yok eden, Amerikalılar kimliğini alan ve gerçek toprak sahibi haline gelenlerin kaygıları dikkate alacak. Amerika Birleşik Devletleri’nde Beyaz Amerikalılar dışında Latin Amerika kökenliler, Arap kökenliler, Afrika kökenliler sınır dışı edilecek algısı yaratılıyor ama öyle bir şey gerçekleşmeyecek. Yalnızca, Amerika Birleşik Devletleri’nde kaçak olarak çalışanların sınır dışı edileceğinden bahsediyor. Tüm devletlerin üzerine düşen görevlerden birisini yerine getireceğini vaat ediyor yalnızca. Geçmişte Recep Tayyip Erdoğan da Türkiye’de kaçak çalışan Ermenilerin sınır dışı edilmesinden bahsetmişti.

Donald Trump, kimlik inşaası ve kalkınma odaklı politikalarla Başkanlık sürecini tamamlayacaktır. İç yatırımlara ABD’nin yönelmesi, uluslararası piyasada “Dolar Krizi” habercisi olarak yorumlanabilir. Çin’in iç piyasaya yönelik yatırımlarının ve üretimlerinin artması, Çin‘in büyük bir sarsıntı yaşamadan yoluna devam edebilmesini sağlayacaktır. Ancak Türkiye gibi sıcak para girişine muhtaç olan ülkeler için Donald Trump Dönemi hayırlara vesile olmayacaktır. Gelişmekte olan ülkelere Amerikan dolarının yatırılmasından ziyade paranın Amerikan pazarında kalmasının gündeme gelmesi dahi Türkiye ve benzeri ülkelerde korku yarattı.

Trump Dönemi ve NATO

Donald Trump, Başkan seçilmeden evvel NATO hakkında oldukça sert açıklamalar yaptı. NATO’nun işlevsizliği ve gereksizliği gündeme getirildi. Ancak bu açıklamalardan NATO’nun lağvedileceği anlamı çıkarılamaz çünkü bu konuşmadan anlaşılması gereken nokta Avrupa için güzel günlerin geride kaldığıdır. Amerika Birleşik Devletleri, NATO’nun maddi ve manevi yükünü 2. Dünya Savaşı‘ndan bu yana tek başına sırtlıyor ve Amerikan halkı için de devlet için de büyük bir yük oluyor. Avrupa ülkeleri askeri harcamaları minimum tutarak sağlık ve eğitim alanında büyük bir yol kat etti. Amerika Birleşik Devletleri, artık eski kıtanın daimi koruyucusu olarak var olma gibi bir niyete sahip değil.

Kalkınmacı bir politika izleyecek olan Amerika Birleşik Devletleri, kaba bir söylemle Avrupa’ya ne halin varsa gör tehdidini savuruyor. NATO’da artık ABD tek başına yükü sırtlama niyetinde değil, eski kıtanın da elini taşın altına koymasını bekliyor. Adolf Hitler ve Mussolini tehditleri ortadan kaldırıldığından bu yana, Amerika Birleşik Devletleri zorunlu olarak Kapitalist ekonomik yapının ve liberal siyasal yapının bekçisi görevini üstlendi. Ancak ilk andan itibaren ABD bu durumdan hoşnut olmadı, aksine bu düzen Avrupa kıtasını askeri açıdan tembelleştirdi ve kolaya kaçmaya alıştırdı. Askeri harcamaları ABD’nin yapacağına inanarak refah odaklı bir anlayışa büründü. Amerikan halkının bu durumun sonucundan dolayı yaşadığı sıkıntıları doğru teşhis eden Trump, ABD halkının oylarını almayı başardı.

Trump’ın Başkanlık konuşması sonrasında attığı tweet ise gelecek hakkında ufak bir ipucu niteliğinde.

 

 

 

Trump Dönemi ve Suriye

Obama’nın Orta Doğu politikasında önemli bir farklılık vardı. Obama, Orta Doğu politikasında işbirliği için devletleri değil, örgütleri işbirliği için tercih etti. Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkisinin zayıflamasının altında yatan en önemli sebeplerin başında da Obama’nın bu anlayışı geliyor. Obama, Suriye’de PYD ile işbirliği yapma yoluna gitti ve bu işbirliği Türkiye’nin ABD’ye karşı güvenini zedeledi. Türkiye’nin Rusya ile son dönemlerdeki yakınlaşmasının en önemli sebeplerinden birisi ABD’nin bu tutumudur. ABD’nin doğrudan bir örgütü destekleyerek meşru devleti yok sayması, Amerika’nın itibarını zedeledi. Bunun yanında, muhalifleri Orta Doğu’da Amerika’nın piyonu durumuna düşürdü imaj açısından. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad‘ın stratejisine ek olarak, Rusya – İran – Çin üçlüsünün pratikte işbirliklerinin tatbikatını sağladı.

Obama’nın bu yanlış politikasının sonucunda ABD açısından tehdit olabilecek üç önemli devletin birbirlerine karşı yaşadıkları güvensizlikler azaldı ve gelecekte ABD açısından sorun yaratabilir. Donald Trump ise Orta Doğu’da yeniden devletleri muhattap olarak alacaktır ve bu hamle, ABD’ye yeniden Türkiye ile yakın ilişkiler imkanı sağlayacaktır. Suriye’nin kuzey bölgelerinde PYD yerine Türkiye üzerinden silahlı mücadele yürütülme yoluna gidilebilir. Beşar Esad’sız bir Suriye planını bir kenara bırakmak, ABD açısından uluslararası bir başarısızlık olarak algılanmamalı. Aksine “MAKE AMERICA GREAT AGAIN!” politikası gereği ABD’nin içe dönüşünün sembolü olacaktır ve ABD’nin güvenilirliğini arttıracaktır. George Bush ve Obama döneminde ABD’nin kötü imajının ve güvenilmez bir devlet olduğu algısının güçlenmesi sonrası böyle bir reaksiyonun ortaya çıkması, ABD açısından bir kazanım olacaktır.

Trump Dönemi ve Rusya

Radikal İslam ve İslami terör ile mücadele konu başlığına Trump’ın yönelmiş olması, Rusya ile ortak bir noktada buluşabilme açısından önemli bir fırsat olacaktır. Dünya yeni bir Soğuk Savaş evresine mi girdi sorusunun sorulduğu ve tartışıldığı bir dönemde İslami Terör ile mücadele için Rusya ve ABD’nin birlikte hareket edebilmesi, hem ABD ekonomisi hem de küresel ekonomi açısından büyük bir önem arz ediyor. İran ile yapılan nükleer anlaşmaya Trump döneminde sadık kalınacaktır ve İran ile ilişkiler en kötü ihtimal ile stabil tutulacaktır. Astana Zirvesi, Trump Dönemi’nin nasıl olacağı ile ilgili önemli bir ipucu verecek. Astana Zirvesi sonrasında ABD – Rusya – İran üçlüsünün ortak bir noktada buluşamasa dahi kazanımlar olması, Yeni Soğuk Savaş korkusunu bir nebze olsun zayıflatacaktır ve piyasalara olumlu yönde etkisi olacaktır.

Trump Dönemi ve Recep Tayyip Erdoğan

Recep Tayyip Erdoğan, Donald Trump’ın anlaşabileceği bir insan, çünkü Donald Trump kalıcı sistemler ve düzenli ilişkiler talep eden bir Başkan olacak. Recep Tayyip Erdoğan gibi, diğer ülkelerde de uzun süre aynı isimlerin yönetmesinin Trump’ın tercihi olduğu söylenebilir. Trump’ın Özgürlük yerine Medeni kavramını kullanarak ABD’nin ilişkileri için ufak bir ipucu veriyor. Kırılgan yönetimleri olan ülkelerden ziyade devamlılığı olan siyasi liderler ile daha iyi ilişkiler kuracak. Amerika Birleşik Devletleri Başkanları özgürlük kavramına ve iyi ilişkiler kurduğu devletlerdeki özgürlüklere önem veren bir anlayışa sahipti ama Donald Trump için önemli olan devamlılık ve istikrardır.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’de uzun yıllardır iktidarda olması ve toplumsal bir tabanının olmasının uzun süreli bir ilişki vaat ettiği için Trump için önemli bir yer edecektir. Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi konusunda Donald Trump’ın olası bir hamlesi Türkiye tarafını çok şaşırtmamalı. Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi için işkence yapılmaması ve cezaevi şartlarının iyileştirilmesi gibi şartlar ortaya konabilir özellikle son zamanlarda şiddet görüntülerinin basına yansımasından dolayı. Gülen’in iadesi ihtimali, Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşmasını durdurması için önemli bir adım olabilir. Fethullah Gülen meselesi, Türkiye için imkansız olarak görünmüyor fakat bu konuda Türkiye’nin üzerine düşecek iyileştirmeleri gerçekleştirmesi gerekir.

Trump Dönemi, Türkiye ve İsrail’de istikrarlı yönetimlerin devamını sağlayacaktır. Orta Doğu’da terör örgütleri veya muhalif örgütler yerine devletlerin aktör olarak görülecek olmasından dolayı, Obama dönemindeki gibi her iki devlet de ABD ilişkilerinde sorun yaşamayacaktır. Hem İsrail’de Netenyahu, hem Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan, Donald Trump Dönemi’nde yerlerini sağlamlaştıracaklardır.

İlgi çekebilecek yazılar:

Modern liberalizm ve modern liberalizmin özellikleri

Tek millet muhafazakarlığı

İran dış politikası üzerinde Rusya etkisi var mı?