AK Parti ve Anayasal Düzen

AK Parti ve Anayasal Düzenin Hasar Görmesi

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Aslında başkanlık sistemine 2007’de geçildi” dedi. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise AK Parti ile bağı konusunda sık sık vurgular yapıyor. Ahmet Davutoğlu‘nun ani ayrılık kararı sonrasında AK Parti Genel Başkanlığı için en önemli aday olan Binali Yıldırım ise tek aday olarak girdiği 2. AK Parti Olağanüstü Kongresi’nde yaptığı konuşma ile devlet düzenine darbe sinyalleri verdi. AK Parti ve anayasal düzen arasındaki ilişkinin yok olması, Türkiye’de hukuk düzenini tehlikeye atıyor.

AK Parti ve Anayasal Düzen

Eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı ve İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, son referandumla cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle esasında fiilen başkanlık sisteminin gelmiş durumda olduğunu söyledi. 2014’te Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiği günden bu yana fiili olarak Başkanlık Sistemi uygulanıyor ise  Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinin 1. bendine göre müebbet hapis cezasına varacak bir suç işleniyor.  309. maddenin 1. bendine tekrardan bakalım hep beraber; “Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.” AK Parti dönemindeki fiili durumu incelemeye geçmeden dahi, AK Parti’nin TCK 309. maddeye uymadığını ve devlet düzenini yıkmaya yönelik hareketlerini söylemlerinden görebiliriz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin öngördüğü düzen Başkanlık Sistemi olmamasına rağmen bir başka sistemle ülkeyi yönetmeye çalışmak devlet düzenini yıkmaktır ve geri dönüşü olmayan bir yolun başlangıcıdır. AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan için hukuk ve demokrasi içerisinde devam edebilmek her geçen gün daha da zor bir hal almaya başlıyor. Mevcut düzeni ortadan kaldırmak ve buna teşebbüs etmek, AK Parti‘yi geri dönüşü olmayan bir yola sokuyor.

Yolsuzluk ve adam kayırma gibi suçlar neredeyse her hükümet döneminde yaşanan suçlardır. Bu suçlar sonrasında hükümet için demokratik sistem içerisinde kalmak herhangi bir engel teşkil etmez. Ancak sistemi tıkamak ve işleyişini engellemek, Anayasal düzenin dışına çıkmak gibi suçlarda geri dönüş olamaz. AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan için iktidarda kalmak dışında hiçbir çare yok. Recep Tayyip Erdoğan ve mevcut rejim, sertleştikçe radikalleşecek ve radikalleştikçe hukuk dışına çıkacaklar. AK Parti ve anayasal düzen arasındaki bağ bir daha düzelemeyecek biçimde zarar gördü ve parçalandı.

AK Parti içerisinde hala demokratların olmadığı düşüncesindeyim. AK Parti içerisindeki son demokratlar Ahmet Davutoğlu’nun kazandığı seçim zaferine rağmen Erdoğan vesayetine direnmesinden dolayı görevden alınmasıyla AK Parti’yi terk ettiler. Bu sebeple artık AK Parti içerisindeki demokratlara seslenmeye gerek görmüyorum. Ancak hala AK Parti içerisinde vatanperver ve insana saygılı üyelerin ve destekçilerin olduğu inancındayım. Türkiye’yi daha büyük felaketlere sürüklemeden bu hatadan vazgeçmek zorundalar. Aksi halde, ileride torunlarına söylemekten utandıkları bir dönemin mimarları arasında yer alacaklar.

 

Sosyal Liberalizm