1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Üzerine

Türkiye’de yaşanan siyasi istikrarsızlığın ve kaos ortamının ortadan kalkması için vatandaş güçlü bir hükümet görmek istedi. Bir de buna Avrupa’nın yeniden AK Partili bir Türkiye üzerinde durması seçimleri etkileyen unsurlar oldu. Suriye ve göçmen politikasında Erdoğan’ın ve AK Parti’nin kapılarını açmış olması, göçmen korkusu yaşayan Avrupa için bulunmaz bir fırsattı. Orta Doğu politikasında değişen dengelerin sonucunda yeniden AK Parti kabul görmeyi başardı. Merkel’in Türkiye’ye ziyareti, muhalefet partileri için büyük bir mesaj olarak okunmalıydı. Ancak, bu şekilde okunduğunu düşünmüyorum.

Ancak, Devlet Bahçeli’nin Başbakanlık teklifini dahi reddettiği bir siyasi tabloda vatandaş yeniden AK Parti’ye yönelmeyi tercih etti. Vatandaş, AK Parti’nin tek başına iktidar olamayacağı bir tabloda bir kez daha hükümet kurulamayacağını gördü. Bu sebepten dolayı siyasi istikrarsızlık ve hükümetsizlik yerine şikayet edilen AK Parti’yi tercih etti.

CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun artık görevden ayrılmasını Kemal Kılıçdaroğlu’nu çok seven bir vatandaş olarak istiyorum. Kemal Kılıçdaroğlu şuan 64 yaşında ve bir sonraki seçimde 68 yaşında olacak. CHP’nin bir sonraki seçimde iktidara gelmesi halinde yaşlı bir lider ile iktidarı devralması söz konusu olacak ve devamlılıkta bir problem yaşanacak. CHP iktidara gelmeyi arzuluyor ise, yeniden yapılanmaya ve gençleşmeye gitmesi gerekiyor. Lakin, CHP’nin iktidar gibi bir gayeyi yoksa Kemal Kılıçdaroğlu, seçenekler arasında en doğru lider olarak öne çıkıyor. Dört lider arasında duruşunu en beğendiğim politikacı Kemal Kılıçdaroğlu olmasına rağmen, CHP’nin iktidar istiyor ise bu gençleşmeyi yapması gerekmektedir. CHP’de milletvekili adaylarını ön seçim ile tabanına seçtirecek kadar demokratik bir yaklaşımı olan bir politikacının ısrarla liderliğini bırakmamak gibi bir hataya düşmeyeceği inancındayım.

Bunun yanında, 1 Kasım gecesinde karşılaşılan tablonun sorumlusu Devlet Bahçeli ve danışmanlarıdır. Devlet Bahçeli’nin CHP ile koalisyon yapmayı reddetmiş olması ve HDP’nin güvenoyu vermek dışında yürütme erkine girmemeyi dahi kabul ettiği bir düzeni istememesi, vatandaş açısından sorumsuzluk olarak algılandı. Ecevit hükümetini de yıkarak erken seçim istediğinde halk nasıl MHP’yi sorumluluktan kaçtığı için cezalandırdıysa, bir kez daha halk sorumsuzluğundan dolayı MHP’yi cezalandırdı. Birkaç sene ömrü olan bir CHP-MHP hükümetini kabul etmiş olsaydı, Türkiye’de siyasi tabloda AK Parti 40 bandından 30’lara düşmesi yüksek ihtimal olabilecekken, MHP’nin sorumluluktan kaçmasından dolayı yeniden %50 bandına AK Parti ulaştı.

HDP, mevcut tabloda oyunun kendi yerini sağlamlaştırdı. AK Parti ve HDP, 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri’nin kazananı oldular. AK Parti, en güçlü olduğu dönemdeki oy seviyesine yeniden ulaştı ve aşağı doğru olan ivmeye engel oldu. HDP ise %10 bandının üzerinde olmayı ve parlementoda yerini sağlamlaştırmayı başardı. HDP, seçim propagandası dahi yapmadığı bu dönemde aldığı oy ile artık parlementoda bende varım mesajını net bir şekilde verdi. 4 yıl daha seçim yapılmayacağına göre AK Parti ve HDP yeniden Çözüm Süreci’ne başlayabilir. AK Parti, milliyetçi bir tutum sergileyerek seçim döneminde gücünü arttırmak istedi ve bir kez daha bu plan başarı ile sonuçlandı. Abdullah Öcalan’ın stratejisi ve Çözüm Süreci’ne karşı bakış açısında bir değişiklik olmaması halinde Çözüm Süreci devam edecektir.

Klişe bir tabir ile kırk yıllık milliyetçi hareket beş ay içerisinde sandalye sayısını yarı yarıya düşürüyor ise ortada çok büyük bir başarısızlık vardır. HDP’nin MHP’den daha fazla milletvekiline sahip olduğu bir tabloda milliyetçi hareketin çıkarlarını ve Türkçülük ülküsünün haysiyetini düşünen bir siyasi lider kesinlikle istifayı düşünmeli ve bunu bir utanç olarak ömrü boyunca hatırlamalıdır. 2002 gibi, 1 Kasım 2015’te de kritik hatasıyla MHP’ye zarar veren Devlet Bahçeli’nin ömrünün geri kalanını klasik arabalarıyla ilgilenerek geçirmesinin vakti geldi, hatta geçti bile. MHP’nin meclis dışında kalacağı günleri görmek istemeyen Parti Meclisi’nde yer alan partililerin kişisel çıkarlarını ve konumlarını hiçe sayarak Devlet Bahçeli’ye karşı gemileri yakması gerekiyor. Aksi halde, MHP’ye, MHP’nin geleceğine ve daha da önemlisi Türkiye’nin geleceğine ihanet etmiş olacaklar.

AK Parti hükümetinin yeni dönemde cemaat ile mücadeleye hız vereceğini ve medya üzerinde ağırlığını daha da fazla hissettireceği büyük bir ihtimal olarak görülüyor. Ekonomi politikalarında ve hukuk konusunda ise büyük bir belirsizlik söz konusu. İlk aylarda AK Parti’nin sergileyeceği tutum birçok konuda AK Parti’nin nasıl bir yol izleyeceğini gösterecektir. Son olarak, 2019 Genel Seçimleri’nde AK Parti’nin 2023 vizyonu üzerinde duracağı ve bu dönemi de iktidarda geçirmek isteyeceğini halka bildireceği aşikar. Tüm seçim çalışmalarının 2023 vurgusu üzerinden yapılacağı ve halkta bir dönem daha verelim düşüncesinin hakim olacağı kanısındayım. Bu sebepten dolayı, bundan sonrası muhalefet partileri için çok daha zor olacak.