Yarım kalan

Yarım kalan

Neden hayal kuruyoruz? Özellikle gerçekleşmeyeceğini adımız gibi bildiğimiz hayalleri neden kurmaya devam ediyoruz? Çok mu seviyoruz hevesimizin kursağımızda kalmasını… Tabi ki hayır. Çünkü gördüğümüz en küçük umut ışığı hayal kurmamız için yeterlidir. Küçük hayallerle de yetinmeyiz, hep daha fazlasını isteriz. Bu küçük umutlar yetmez, yanımızda olan birini daha fazla yanımızda olsun isteriz. Çok yakın, herkesten yakın olsun isteriz. Sonuç ne mi olur? İnkisar, kursakta kalan hevesler, yarım kalan umutlar ve hayaller

Recep ile Nadan – Bölüm 7

Yarım kalan

Onu ilk gördüğüm anda anlamıştım bu gözleri, bu kokuyu, onu özleyeceğimi, özledikçe yenileceğimi, yenildikçe güçleneceğimi… Gözlerimiz ilk defa birbirine kenetlendiğinde anlamıştım canımın çok yanacağını. O anda anlamıştım savaşacağımı… Gün geçtikçe daha çok görmeye başladım. Alıştım, hayatına dahil oldum. Aynı şarkılara kadeh kaldırıp, aynı dizelere sigara yaktık. Günler hızla geçiyordu, geçiyorken de yenildiğimi bildiğim gözlerine doya doya bakıyordum, bağlanıyordum. Yarım kalan o muydu yoksa hayallerim mi?

Yarım kalan

Yarım kalan

Hayat içi dopdolu bir kitaptır

Küçük hayaller

Günler, haftalar, aylar hatta yıllar geçiyordu. Hep en yakınındaki insan ben oldum. İlk zamanlar da kurduğum küçük hayallerden de eser kalmamıştı. Hep daha fazlasını istemeye devam ediyordum. Aslında buna izin veren bizzat oydu. Beni umutlandırıp sonra da hiçbir şeyden sorumlu değilmiş gibi davranan oydu. Tek suçlu bendim. Hislerimi göz ardı etmeyi beceremedim. Sahi nasıl başaracaktım ki dizlerimde uyumuş, saçlarımın kokusunu doyasıya içine çekmiş birini unutmayı? Nasıl başaracaktım bunu? Boynumun kokusunu ezbere bilen birini nasıl yok sayacaktım? Nasıl umutlanmayacaktım?

Yarım kalan

Yarım kalan

Her şeyin farkına varıp yere çakıldıktan sonra anladım ne kadar saf duygularla hareket ettiğimi. Fügen dedim kendi kendime, insanlar kötü… Hem de çok kötü, acımasız… Hissetmeden öperler, sevmeden seviyormuş gibi görünürler. Kalpsizdirler. Vicdanları yokmuşçasına davranırlar.  Bu gerçeğin farkına belki de çok geç vardım ama yine de zararın kenarından dönmeyi başardım.

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 1

Yarım kalan çoktur

Serin bir yaz akşamında balkonda otururken rüzgarın soğukluğunu suratımda hissedince anladım bazı şeylerin geçmişte kaldığını… O zaman anladım bu zamanda aşk denilen duygunun var olmadığını… Leyla’nın da Mecnun’un da artık olmadığını anladım. Duygularını belli edenlerinde her zaman kaybedeceğini fark ettim. Çünkü sevdiğini söyleyip de kaybeden, yarım kalan hatta hayata küsen çoktur ama sevdiğini söylemeyip de kaybeden yoktur. Ya yarın ölürsek düşüncesi ağır basıyor, kaybedecek neyimiz var ki diyerek hareket ediyoruz ama bazen aldığımız yanıtlar bizi yıkabiliyor. Sevdiğimizi söylediğimizde aldığımız yanıt hele ki olumsuzsa kolay unutulmuyor. İçimizde fırtınalar da koparsa bu duyguları, üzülmemek adına gizlemek gerekiyor. Çünkü dostum şartlar bunu gerektiriyor…

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çekebilecek aşk yazıları:

Veronika

Kadınlar… yeter ki anlayın onları be kardeşim…

Kalp atışının ucundaki hayat

Mezheplere yenilen aşk oyunu

Kusurlarımızın kısa ama kalın döngüsü