Benim öyküm

Benim Öyküm

Benim öyküm tam olarak burada başlıyor. Yıllarca aşk denen duyguyu gereksiz bulmuş birileri bu duyguyu yaşadıktan sonra ne hissedebilirdi? Sevmemiş, sevilmemiş, kaçmış,bu duygulardan hep kaçmış birileri ne hissedebilirdi bu duyguyu sahiden yaşasaydı… Yıllardır doğru bildiği şeye inanmış,savunmuştu. Benim durumum tam olarak bundan ibaretti. Yıllarca çıkar üzerine kurulmuş ilişkileri gördükçe kafamda büyütüyor ve nefret ediyordum bu duygudan. Para ve arzular için kör olmuş gözleri, ilişkileri gördükçe kaçıyordum, sonra ne mi oldu? Güneşli bir kış gününde kısa bir ders arasında kitabımı elime almış, bölümümün önünde sıcak bir kahve içmek istemiştim. Süpürülmemiş, kırmızıların ve sarıların yoğunlukta olduğu çınar yapraklarının havada uçuştuğu muazzam bir manzaraydı bu. Belki de güzel olan bir ayrıcalığı yoktu ama bu hava benim vazgeçemediğim ve izlemekten keyif aldığım bir havaydı. Soğuk rüzgâr efilefil eserken ben kahve almaya yönelmiştim. Elimde huzur arayışlarının romanı; Huzur vardı.

Benim öyküm

Küçük, rengarenk sandalyelerin bulunduğu, kurumuş yaprakların havada uçuştuğu sakin bir havanın hakim olduğu küçük bir kafeydi oturduğum yer. Gerek havanın soğuk olmasından kaynaklı gerekse burada oturmayı bu mevsimde kimsenin tercih etmemesinden kaynaklı etraf çok sakindi. Yalnızdım.Soğuk hava yüzüme bıçak gibi çarpıyor, içimi titretiyordu. Ellerim soğuktan çatlamış ve kızarmıştı. Yine de çok seviyordum bu havayı. Kendimi buluyordum. Kendimi dinliyordum. Kahvemi almak üzere içeriye girdim, yine her zaman ki dalgınlığımla ”Bir kahve alabilir miyim?” dedim. Bir ses bana ”Affedersiniz,nasıl alırsınız kahvenizi?” diye sordu.

Uzun zamandır böyle nazik bir ses işitmemiştim.Bana bu şekilde hitap edilmesinden çok hoşlanırdım. Sanki bunu biliyormuş gibi davranan birisi karşımdaydı. Kafamı hafifçe kaldırıp bana bu soruyu yönelten kişiye baktığımda hafifçe açık maviye çalan ve koyu mavi bir çerçeveyle bütünleşmiş bir çift göz bebeği görüyordum. Bunu daha önce görmemiş olamazdım. İlk gördüğüm anda konuşmak istemiştim. Şekersiz olsun demek için dakikalarca uğraştım ama konuşamıyordum, ağzım kenetlenmişti sanki hiçbir şey söyleyemiyordum. Bu soğuk havada içimi kasıp kavuran duygu 2 dakika kadar sürmüştü ve nihayet konuşabilmeyi başarmış, şekersiz olsun lütfen diyebilmiştim. Neler oluyordu…

Benim öyküm dizisi, her iki haftada bir Pazartesi günleri Herkes Dergisi’nde yayınlanacak.

İkinci Bölüm için tıklayınız.

2. Bölüm

Yeni yazılardan haberdar olabilmek için Facebook sayfasını takip ediniz:

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çekebilecek kısa yazılar:

Recep ile Nadan

Fatih-Harbiye romanında Doğu-Batı Meselesi

Avrupa Birliği’nin askeri yapılanmaya dönüşmesi

Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası