benim hikayem

Benim Hikayem Biterken Başladı – 2

Mediha Ünlü‘nün yazdığı Benim hikayem biterken başladı öyküsünün önceki bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz. Ayrıca yazarın önceki eserlerine de erişebilirsiniz.

1. bölüm

Mediha Ünlü’nün yayınlanan tüm eserleri

Benim hikayem biterken başladı

Halamdan tuz istemeye gittiğimde, o gördüğüm arabanın evlerinin önünde olduğunu görünce içimde bir kıpırtı oldu. Ayak parmaklarımın buz gibi oluşunu, ellerimin heyecandan titreyişini bu yaşımda bile unutamıyorum. Hatırladıkça da tebessüm edemeden duramıyorum. İlk aşk dedikleri bu olsa gerek. Ellerim belimde halamdan tuzu istedim. Bizim köyde her mutfakta bir şömine bulunurdu, biz köy ocağı derdik ona ama evlendikten sonra ona da şömine demeyi öğrendim.

Halam ve misafirler köy ocağının önünde bazlama atıyordu. Sıcak bazlamaya sürülmüş mis gibi doğal tereyağının kokusu da tok insanı acıktırıyordu. Gitme, otur yemek yiyelim deseler, hemen oturuverecektim de kimseden ses çıkmıyordu. Halam da demedi, dayım da. Tabi hemen gözlerimden sezmişler bir şeyler olduğunu. Onlara afiyet dileyerek eve döndüm ama ayaklarım geri tepiyordu. Annem de hamuru yoğurmuş, ocağı yakmıştı. Ekmek yapacaktık. Biz bunları hazırlayana kadar halamın misafirleri gitmiş, bütün aile bizim ekmeğe yardım etmeye gelmişti. Halam o arada beni bir kenara çekip konuşmayı başardı. Gelen oğlanın beni daha önceden gördüğünü, beğendiğini ve ailemi araştırdığını söyledi.

Rahip

Beni istemeye gelecekler

Aslında uzaktan akraba oluşumuzdan ve eğer gönlüm varsa beni görmeye geleceğinden bahsetti. Bir de eğer sahiden evlenmeye gönlüm varsa bu gece yarısı köyün çıkışında ki ardıç ağacının dibinde bekleyeceğini ekledi. Beni istemeye geleceklerini aileme bildirmeden önce beni görmek istemişti. Önce beni tanımalı istemezse evlenmeye  zorlamayalım, gencecik kız belki sevdalısı vardır diyerek halamın zaten onayını almıştı. İçim kıpır kıpır oldu.

Ekmek bitmişti,tüm yorgunluğum düşünmekteydi belkide. Çok ağır bir yük hissediyordum omuzlarımda. Bir yandan huzursuz oluyordum bir yandan mutlu. Bu gece gidecektim görüşmeye, konuşmaya. Çekiniyordum da. Köy meydanında birilerinin görmesi, benim bu köyde artık insanların yüzüne bakamama nedenim olurdu. Hoş karşılanmazdı ve dikkatli olmak zorundaydım. Babama açıklardım belki içinde bulunduğum durumu ama ya diğerleri…

Kalbimin senfonisi

Ardıç ağacının altında buluşacağız

Evdeki tüm yatakları hazırladıktan sonra ben pencerenin önünce oturup beklemeye başladım. Tütün sarıp içiyordum o sıra. Bizimkiler uyuduktan sonra gül iğne oyalı yazmamı başıma alıp ardıç ağacının yolunu tutmuştum. Koşa koşa gidiyordum ama bir yandan da ayaklarım titriyordu. Soğuk yüzüme çarptıkça bir tebessüm oluşuyordu bende. Ardıç ağacının dibine vardığımda beni beklediğini gördüm. Elinde kırmızı kaplı sigarası vardı. Sigarasının kokusuyla parfümünün kokusu karışmıştı. Öyle hoş bir kokuydu ki bu insanın çektikçe içine çekesi geliyordu.

Utandım, gözlerine bakamıyordum. Beni fark ettiğinde ayağa kalmış, benim yürümemi, ona yaklaşmamı beklemişti. Hoşgeldin dedi, gelmeyeceksin sanmıştım diyerek elini uzattı. Lütfen otur, konuşalım seni tanıyorum ama beni bilmiyorsun bile, farkındayım korkuyorsun ama izin ver sana buraya bugün gelme sebebimi açıklayayım dedi. Konuşamıyordum. İçim kıpır kıpırdı. Sanırım yirmi dakika kadar o şekilde oturduk. Sigarasının birini söndürüp birini yakıyordu. Tam bu kadar çok sigara içmesinin sebebini soracaktım ki benden önce davranıp bana seni seviyorum, evlen benimle dedi. Ama nasıl olur daha birbirimizi tanımıyoruz bile hatta adını bile bilmiyorum dedim.

Karanlıkta aynaya bakmak

Uzaktan akraba olduğunu öğrendim

”Seni bizim köyde bir düğünde gördüm, o zaman etkilendim işte. Durmadım duramadım, araştırdım. Uzaktan akraba olduğumuzu öğrendim karşına çıkmaya cesaret edemedim ama belki de çıkmayarak zaman kaybediyordum. Belki sevdalın var, belki de bana ısınamayacak ve beni istemeyeceksin. Sadece sana vurgunum ve eminim ki sen de bugün çeşme başında bana boş bakmadın. Gönlün var bende, gizleyemezsin.” dedi. İçim kıpır kıpırdı. Uzunca bir süre ellerimi tutup gözlerimin içine bakmıştı. Sonra oturduk, bana kendini tanıttı, üç kardeşlerden en küçüğüymüş bizim yakışıklı.

benim hikayem

benim hikayem

Üç kardeşin üçü de erkekmiş ve abileri kaçarak evlenmişler. Düğün görmemiş bir aileymiş, çok hevesliydi kendi düğününü yapmaya. Hayalleri o kadar güzeldi ki dinledikçe huzur buluyor, kendi hayallerimi görüyordum. Annem de çok hevesliydi düğüne. Evlenecek yaşta ki tek çocuğu bendim. Hatta benim kına gecemde giyeceğim bindallımı bile dikiyordu yavaştan yavaştan. Bizimki görücü usulü olacaktı belli ki. Halam olumlu bir şey görmese bana beni bu gece ardıç ağacının altında bekleyeceğini söylemezdi. Buna da inanmıştım.

Evimizdeki Konsomatris

Tut elimi, gidelim

Demek ki halam benim için uygun gördü de söyledi diye düşünmekten kendimi alamıyordum. Ben aklımdan bunları geçirirken bir yandan da bizimkini dinliyordum. Bizim köye yedi köy uzaklıktaki bir köyde yaşıyorlarmış. Aslende o köylüymüş. Bizim akrabalardan çoğu da o köye yerleşmişti. Bir çoğuna komşularmış hatta… Tüm bunları öyle bir anlatıyordu ki sanki komşularının akrabalığından bahsederken hadi gel, tut elimi gidelim.

benim hikayem

benim hikayem

Hem yabancılık çekmezsin işte akrabaların diyor gibiydi. Gözleri ışıl ışıl, izlemeye doyamadığım güzellikteydi. Fakat geç kalıyordum. Köyden biri görse ne derdim babama. Hiçbir açıklama yapamazdım. Gitmem gerekiyordu. Eve döndüğümde herkes uyuyor bir küçük kız kardeşim ise yokluğumu fark etmiş beni eşikte bekliyordu. Sabah konuşuruz diye yinelesem de dinlemedi. Üstü kapalı bahsettim, susmadı,susmayacaktı. Ama sabah işe gideceğimizi bildiğinden susmak zorunda kaldık. Ertesi sabah ekin tarlasında buğday biçerken dibimden ayrılmıyor artık anlatmazsan anneme söyleyeceğim bir haltlar yediğini dedi. Anlattım her şeyi en ince ayrıntısına kadar. Günler böylece geçti ama onu neredeyse 3 hafta göremedim. Halam en sonunda babama durumu uygun bir dille açıklayıp görmeye gelsinler demişti. Ben olanlar karşısında ne yapacağımı bilmez bir vaziyetteydim.

Devam edecek…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Recep ile Nadan

Ölüm

Kurtuluş

Zamana yolculuk

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi – 1

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 1

Hey taksi!