Sevgi kursaklarda saklı

Sevgi Kursaklarda Saklı adlı yazısıyla Hülya Kayhan dergimizde yazmaya başladı.

Bir yıl önce bugün,

Roma’da yalnız başımaydım, içimdeki sevginin kırıntısı bile kalmamıştı. Bazen unutmak gerekirdi önce santim santim ezbere bildiğin bir adamın şiirlerindeki yerini sonra beraber yürüdüğün loş kaldırımları ve en sonunda da kendini unutmak… Tanımadığım caddelerin tanınan yalnızıydım bu şehirde, kendimce eskimiştim ve de eksilmiştim bence… Karanlık koridorlarında gecenin, çıkışını arıyordum bu eksilmişliğin. Bir adam vardı bu eksilmişliğin sol köşesinde ve diğer köşesinde ben! Kendi içimde kendime uğramayan yollardaydım bu şehirde.

Bir mevsimdi ömrümden geçen, anlatamadığım kadar az, anlayamayacakları kadar fazla idi aslında. Eylüldü en güzel öyküleri yazdırırcasına geçen, hasretin bağrında ve bir öykü daha ne kadardı ve nedendi onu hatırlatırcasına. Gözleriydi sanki yazmam için emreden ve bendim bir bakışma sonrası bin dizeyi devirircesine özleyen. Bir iç çekişti bütün şiirlerimden sonrası ve kilometrelerce öteye savururcasına meltemimi söndüren. Bir ülkeden başka bir ülkenin ışıklarını gören gözlerin hayalleriydi anlatmak istediğim.

Bir o kadar uzağım bir o kadar da yakınımdı aslında.

Bu şehir bambaşka bir yerdi, ne eski kırgınlıkları barındırıyor ne de geçmiş hafızamda volta atıyordu. Yeniydi işte tamda literatürdeki anlamını yansıtıyordu ve beni yaşatıyordu kaldırımsız sokakları, köhne evleri ve o cafedeki gramofon sesi yazmam için beni mest ediyordu adeta. Geceleri başlıyordu cümlelerimin dilimdeki istilası ve şiir ben müptelası “Bir adam şair ise aşık olmuş diyemezdik belki ama bir kadın şair ise aşık olmuştur diyebilirdik “mutlaka…

Toprağa bıraktığımda görmüştüm gökyüzüne ulaşmayan bütün şiirler eskiyordu.

Ben gün ve gün eksiliyordum, yaşayamıyor sadece yazıyordum. Şiir yazma merakım onunla başlamıştı işte hep yazılan olmak beni sıkmıştı ve ben onunla beraber yazan olmayı seçmiştim bu defa, faili meçhul bir hayatın meçhulü ben idim adeta bir limanda görmüştüm Poyraz’ın bir insanı fethedebilme gücünü… Adı gibiydi tam da; Poyraz poyrazdı hüznü, perde perde yüzü, kimseyi benimsemeyen bir hiç hali ve şiir kokusu vardı onda.

Tarif edebilecek ne çok kelimem vardı aslında onu ama yoktu işte zât’ı bu yüzden bende  “-Ömrümün sonuna kadar yazacağım” dediğim sözümden döndüm. Sonrasında ise geceler yüzünü gündüzler ise sırtını, döndü bana daha ne yazılabilirdi ki ondan sonra kağıda, kaleme ve kalbimin sol köşesine…

Halbuki “Sesi güzel kelimelerim vardı benim sırf onun ağzından çıktığı için… İşte, sevgi kursaklarda saklı…” 

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öykü dizileri:

Kirli Melek

Recep ile Nadan

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Zamana yolculuk

Benim Öyküm

Hey taksi!

Benim Hikayem Biterken Başladı

Ölüm

Kısa yazılar:

Nekahet Kutusu

Asansör Müziği ve Gastronomi

Altun yumurtlayan tavuk

Seni kaybetmeyi göze alamıyorum

Ruhumun keşfi

Denize kıyısı olan insanlar