Pazar yazısı

Bir Pazar Yazısı

Pazar yazısı

Pazar yazısı ile yazılarıma başlıyorum.

“Bugün pazar,

Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar…”

Bugün pazar. Pazar yazısı yazmak, kış aylarının ortasında, daha tam kışı yaşayamadığımız, sonbaharın hâlâ direndiği bir pazar. Bu kimileri için geniş bir aile kahvaltısı, kimileri için tatil sabahı kahvesi ve bazıları için de iş gününü geçirmeyi ifade edecek ya da etti. Bu pazarla ilgili küçük ön izlemeler görmenin yanında sonbahar gibi direnerek, Nazım Hikmet gibi güneşe çıkmışçasına bir pazar geçirmenizi dilerim.

Birileri birileriyle çatışacak pazar kahvaltısında

Bugün pazar. Klasik geniş aileler için büyük bir kahvaltı masasının en güzel bahanesi. Çoluk çocuk, torun torba, yaşayan bütün kuşaklar buluşacak pazar kahvaltısında. Kahvaltı sabah öğünü vasfından çıkıp, keyif denen anlamı bulmaya çalışacak. Aynı zamanda aile olmayı da katacak kendine. Birileri birileriyle çatışacak pazar kahvaltısında, genç nesil masaya yatırılacak, büyük torunun ne zaman evleneceği konuşulurken küçük torunun da eğitim hayatına el atılmadan geçilmeyecek tabii ki. Belki siz bunları okurken kahvaltı evresi çoktan geçmiş olacak. İşte bu durumda tekrar hatırlayın, aynı bunlar yaşanmadı mı kahvaltı sofrasında? Ve bir kez daha düşünün 6 gün boyunca bir sürü yoğunlukla uğraştıktan sonra siz de ilk defa güneşe çıkmış gibi olmadınız mı bu sabah?

Bugün pazar. Bugün tatilin simgesi. Bugün çoğu insanın tüm zamanı kendine ayırmak istediği gün. Bütün haftanın yorgunluğunun gideceğine inanmasanız da pazar sizin için hiçbir şey yapmamanın bir işaret aslında. Hangi saatte uyanırsanız uyanın kahveniz ile başladığınız bu gün sizin gününüz olacaktır, belki de çoktan oldu. Kahvenin tadıyla kendinizi şarj etmeye başlarsınız bir nevi. Gün içinde hiçbir şey müdahale etmeyecek, siz keyfinize bakabileceksiniz. Ancak, naçizane tavsiye olarak söyleyebilirim ki, kahveyle başladığınız günü kitap okuma hazzıyla devam ettirmek şahane bir pazar yaşamanızı sağlayacaktır. Ya da müzik dinleyin. Elbette sizi anlatan bir şarkı vardır dilinize dolanan. Gerekirse bütün gün dinleyin. Bağıra bağıra da eşlik edin aynı zamanda. Tüm bunları yaptıktan sonra geriye ne mi kaldı? Bırakın kalsın geriye kalanlar. Bırakın da bu pazar rahatlayabileceğiniz kadar sade ve net olsun.

Sabah kahvesi

Bugün pazar. Gün ayırt etmeden çalışanların pazarı olmaz. Onlar için her sabah kahvesi aynıdır, her sabah kahvaltısı aynıdır. Onların dinlediği müzikler sadece zaman geçsin diyedir keyif almaktan öte. Çalışan insanın pazarı da sizinle aynı değildir aslında. Ne zaman izlenirler ise pazar o gündür onlara. Bu günlerde de genelde başkaları çalıştığından ne büyük aile toplantılarına dahil olabilirler ne de ailelerin gelecek planlarına katkıda bulunabilirler. Ama diğer yalnız pazar insanlarıyla ortak noktaları vardır çalışan pazarcıların: Kahve. Kahve çalışan pazarcının tek tesellisi, tek dostu, tek uyandırıcısıdır. Sadece sabah değil, gün boyu kahve ve müzik onların kurtarıcısıdır. Tüm gün izinli oldukları anı düşünerek pazarlarını geçirirler. Yani tam anlamıyla sonbaharın kışa direndiği gibi onlar da izinsiz pazara karşı dimdik dururlar.

“…Toprak, güneş ve ben…

Bahtiyarım.”

Bugün güneşli bir pazar olmayabilir belki. Hatta hangi mevsime ait olduğu belli olmayan bir pazar yaşıyor olabiliriz. Ama bugün tam anlamıyla Nazım gibi olun. Her gün yapamasanız bile en azından bugün hepimiz zorunda olduğumuz şeylerden arınıp “bahtiyarım” diyebilelim. Önemli olan toprağı yerde, güneşi gökyüzünde görmekte değil. Önemli olan ‘ben’i bulabilmekte, ‘ben’i yaşayabilmekte. Pazar yazısı! İster kalabalık bir aile kahvaltısında, ister kahveniz ve yalnızlığınızla, ister iş yerinizde yoğunluğunuz ile… Nazım gibi “bahtiyarım” dediğiniz pazarlarınız olsun. Keyifli pazarlar.

Recep ile Nadan

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası