toprak ana

Toprak ana 2. bölüm

  • Gamze Taşçı‘nın kaleme aldığı Toprak ana öykü dizisinin bu bölümünü okumadan evvel birinci bölümü okumanız öyküyü kavrama konusunda katkı sağlayacaktır.

1. bölüm

Toprak ana

Zamanın yüzü yok kendine dili yok, hani olsa dur desek duramaz, durmaz da. Halis amcanın hüznü gecenin karası gibi sızdı yüreğime.

Üzülme evlat! Dedi Halis amca

Bıyık altından tebessüm etmeye çalışsam da başarılı olamıyordum.

Halis amcanın yanından biraz uzaklaşmak istedim.

Kendimi belli belirsiz hissettiğim o anlarda, köşelerde buldum ruhumu.

Bilirdim, olsaydı soframın baharı tenhalardan alırdı beni.

Eskimiş topuğumla yürüyüp,

Cirit attığım kaldırımlar da sükûnetimi boş verdim! Bağırdım anasını satayım! Bakınız gördüğünüz bu mahalle, bu cadde vuslata da şahit olacaktır elbet. Dedim, kendime.

Hislerimin beni terk edişini, bedenimin soğukluğu özetliyordu.

Ne hissedebilirdi insan?

Hislerimden nasıl kaçacağımı bilememişken, ayrılık lanetiyle yüzleşmeye yeltendim. Ne hissedebilir insan, çıkmaza takılı kalan bedeni içine hapsolmuş onlarca gerçekle, kıyıda kalan kısmını izlerken.

Hissedişin muhakemesi yoktur yürekte. Varsa da yaşamadım.

Bizim dükkâna döndüm, saat akşamın koynunda uyuya kalmış. Vakitsiz yaşar olduğum günlerdeyim.

Bizimkiyle oturduk karşı karşıya. Sandalyelerimiz birbirine dönük, tıpkı acılarımız gibi.

Elimi koymuşum, bacağımın üzerine onu izliyorum, baktıkça sızımla yüzleşiyorum sanki.

Birden “Şener”,  dedi.

Kaşlarımı kaldırdıktan hemen sonra,

“Efendim?” dedim

Ben ufakken, elde ettiğim tüm sevinçleri bir kâğıda yazardım.

Ailem kalabalık olsa da, kahvaltılar genelde annem ve babamdan ibaret olurdu. O zamanların, bir bardak çay hatırı kalmış olacak ki gönlümde, Nermin’in acı gidişinden sonra tüm kırgınlıklarımla, sevinçlerimle yüzleşmeye vaktim oldu. Gözümün daldığı o anlarda, kimsesizliğimin dibinde buldum kendimi. Sonra mı?

toprak ana

toprak ana

Sonra, ilk önce kırgınlığımla yüzleşmeye başladım, daha sonra sevinçlerim. Sevinç kelimesini çoğaltıp sevinçlerimi dediğime bakma evlat, pek fazla sevincimin olduğunu da sanmıyorum.

Hayatımı kurallar dâhilinde yaşamaya başladığım her vakit, kuralların kölesi olduğumu hissettim. Sevinçlerimin de; kurallarla birlikte beni terk edişi pekte uzun sürmedi.

Sevinçlerimi bir kağıda yazdığım o zamanlar, yaşım kadar sevincim olmuştu. Şimdi, yaşım kadar hüznüm oldu. Büyüdükçe, ayrılık sıra sıra işledi içime. Dedim ya, şu ömrü hayatımda bir bardak çay hatırı kaldı gönlümde.

Halis amcanın sözcükleri beni yağmurun altında ağlattı sanki!

Ayağa kalkıp bir bardak su uzattım, biliyorum artık daha iyi olacak.

Suyu içtikten sonra bir anda gülümseyip; “Sağol evlat”, dedi.

“Gülünce ne güzel oluyorsun be adam!” dedim

Tebessüm ettikten hemen sonra,

Ben zamansız gelen bu ayrılığı, en güzel torbanın içine yerleştirip, yüreğimin sırtlarında bir köşeye kaldırdım Şener”, dedi.

Saat 7.30, bizimkinin telefonu çaldı ansızın.

Telefonla konuştuktan sonra’

“Kimdi?”, diye sorduğumda, Dükkânda çalışacak birilerine ihtiyacım var, dışarıda asılı ilanı görmüş olacaklar ki; aradı biri.

“E, sonuç ne olacak?” dedim

Yarın görüşmeye gelecekler, bekleyip göreceğiz Şener.

Dükkânın lambalarını kapatıp, çıktık.

 

 

Devam Edecek …

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Kirli Melek – 5

Zamana yolculuk 3. bölüm

Ölüme sitem, Tamer Başkan anısına

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv – 2. Bölüm

Hindi Çini anlatan 1886 tarihli bir metin

Kurtuluş 6. bölüm

Recep ile Nadan – Bölüm 10 / Esnaf Lokantası

Aykut Kocaman defansif futbol algısı