manisa

İzmir’den Manisa’ya bisiklet yolculuğu

Yolculuğa çıkmaya karar verdim ama nereye? Bu soruyu uzun uzun düşündüm. Çünkü uzun mesafeler için kendimi o kadar yeterli görmüyordum. Ama bir şekilde yavaş yavaş bir tur bisikletçisi haline gelmem gerekiyordu. Manisa geldi aklıma. Çok sevdiğim bir dostum da oturuyordu orada. Onda kalabilir, ardından ertesi gün dönebilirdim.

Bisiklet ile Manisa yolculuğu

Akşama doğru çıktım yola. Yaklaşık 48 km’lik bir yol. Şehir içinde geçmemin tehlikeli olacağı yerler olduğu için şehir içi tren ve metroyu kullanıp Bornova’ya ulaştım. Kaldı 27 km. yolculuğum çok güzel başladı. Önümde tırmanmamı bekleyen yaklaşık 600 metrelik yükseklik vardı. Enerjim git gide düştü. Rampalar çok dik, güneş çok yakıyor ve arabalar harıl harıl geçiyordu. Emniyet şeridi de kimi yerde sadece bariyerlerin altından sürünerek geçebilecek darlıklara ulaşabiliyordu. Ama pes etmedim, bunu bisikletçilik hayatımda bir sınav olarak gördüm ve tırmanmaya devam ettim. Ara ara molalarla, geçen arabalardan bana neden laf atma ihtiyacı hissettiklerini anlayamadığım hanzolarla devam ettim. Tabi küçük özçekimler de olmadı değil.

Bir an çıkışın hiç bitmeyeceğini düşünüyordum ki o inişi gördüm. Durdum, bisikletin amortisör ayarını inişe göre ayarladım ve bıraktım kendimi 600 metreden.

Hayatta bazen anlatamayacağınız şeyler olur, hiçbir kelimenin o hissettiklerinizi tarif edemeyeceğinizi düşünürsünüz. Ben de o anlardan birindeydim işte. O an elimde olsa en sevdiğim yazarlardan birini kolundan tutup benimle götürürdüm. Benim gördüklerimi benden daha iyi anlatsın diye.

Bir kartal gibi süzülüyorsunuz

Kendini daha insan hissediyorsunuz. Çünkü anlatınızda çok basit bir mekanizma var. Sizin de yapabileceğiniz, tamir edebileceğiniz, söküp takabileceğiniz, sizden başka hiçbir yakıta ihtiyaç duymayan bir alet. Bu, bisikleti size daha yakın ve sizin olduğunuzu hissetmenizi sağlıyor. Bir kartal gibi süzülüyorsunuz aşağıya, rüzgârı hissediyorsunuz, savuruyor sizi ama daha sıkı tutuyorsunuz bisikleti, daha da hızlanıyorsunuz, doğaya karşı koyuyorsunuz. Evet, tam da böyle oldu inişim ve Manisa’ya ulaşmam.

Orda bir gece konakladıktan sonra İzmir’e dağı dolanıp gitmeye karar verdim. Menemen üzerinden geçecektim. Yol o kadar güzeldi ki bittiğinde geri dönesim geldi.

Giderken çiftçilerin hasat edişini izledim. Üzümleri, onları yere serip nasıl kuruttuklarını. Bütün yol boyunca ağaçlarla süslenmiş bir demir yolu eşlik etti bana. Zaman zaman üzerinden geçen trendeki insanlar el salladı bisikletli öğretmene. Dereler gördüm, köprülerin üstünden geçtim, el salladım kaldırımla oturan annesinin babasının üzümleri koparmasını bekleyen çocuklara. Gülümsemelerine el salladım.

Yolculuğum bitti ve ben bu yazıyı bitirdikten sonra uyuyacağım. Umarım rüyamda o güzel nehirleri görürüm…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Kirli Melek

Organik Tarım

1913 tarihli “Vakit, Zaman ve Tarih” başlıklı yazının “Gün” bölümü

Aynanın İçinden ve satranç motifi – 1. Bölüm

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi – 1