hey taksi

Hey taksi 4. bölüm

Hey taksi öykü dizisi, Erdal Fahlioğulları‘nın Herkes Dergisi‘nde yayınlanan öykü dizisidir. Öykü dizisinde kopukluk yaşamamak için önceki bölümleri de okumanızı öneriririz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

Hey taksi

Arka arkaya gelen çift zarlar bozdu rakibimin moralini. Bir hışımla kalktı ayağa sanki yerde yılan görmüşçesine. “ Ee! Torpilin nereden geleceği belli olmaz.” diyorum rakibime ki bu da onun moralini daha da bozup duraktan ayrılmasına sebep oluyor. “Hey taksi!” diyor arkadan biri.

Hemen durakta durmakta olan müşteriye bakıyorum, müşterim olduğunu haber ediyor duraktan sanki görmemişim duymamışım gibi. Çok param varmış da sanki ağır ağır kalkıp yanına gidiyorum müşterinin yanına.

hey taksi

hey taksi

Çok parası olanlar böyle yapar çünkü vakti nakde çevirmek gibi bir niyetleri yoktur artık. Doymamış yağ bozuntusu olanları saymıyorum. Onların fıtratı para kazanmak olmuş, oyma limitleri olmadan yaratılmışlar.

Ben taksiye binmeden taksiye biniyor adam. Şimdikiler çok cüretkâr diyorum içimden. (Sonunda içimden konuşmayı öğrendim sanırım.)

“İyi günler dilerim. Lütfen şu adrese gidebilir miyiz?”

“Tabii” diyorum uzattığı kâğıdı aldıktan sonra ve yola koyuluyorum.

Kadınlar… yeter ki anlayın onları be kardeşim…

Saçlar taranmış

Adam siyah bir takım elbise giymiş. Resmi bir yere gidiyor belli ki. Saçlar taranmış, az biraz insanın kendini iyi hissetmesini sağlayan parfümlerden de sıkmış.

Etrafına bakarken de pek bir neşeli de bakmıyor ama üzgün de değil. Kafam karışıyor. Çıkarımda bulunamıyorum. Sanki duygusuz bir adam var karşımda. Üstündeki birçok şeyden fikir yürütüyorum ama yüzünde terbiyeli bir adam olduğunu gösteren belirtilerden başka hiçbir iz yok. Korkuyorum bir anda içimi bir ürperti kaplıyor. Karşımda insanı insan yapan duygulardan yoksan birisi oturuyor.

“Gününüz iyi geçiyor umarım.” diye yem atıyorum önüne belki biraz ipucu verir diye ve hiç unutamadığım o konuşma yaşanıyor aramızda.

“Çok şükür” diyor az biraz tebessümle. Karşılık olarak soru sormayınca ilk sohbet girişimim başarısız oluyor.

Pablo Escobar ve Kolombiya

Sigara tiryakisi

Göz çevrelerinde yaşına göre pek kırışıklık yok. Galiba az gülüyor bu insan evladı hayatında. Bıyık bırakmış, sarımsı bıyıklar. İşte bir sigara tiryakisi daha. Hiç öksürmedi ama taksiye bindiğinden beri, sigara içiyor ama sağlığına da dikkat ediyor demek ki.

Üzerine giydiği takım elbise onu rahatsız etmiş gibi boğazını gevşetiyor, kollarını çekiştiriyor. Kravatını da düzgün bağlayamamış. Her zaman giymiyor demek ki bu takımı, resmi bir yere gidiyor.

hey taksi

hey taksi

Telefonu çalıyor. Kısa kısa ekrana gözlerinin diktikten sonra açıyor.

“Alo”

“Evet geliyorum.”

“Tamam. Cenaze kalktı mı?”

Hayret! Adam cenazeye gidiyormuş. Ama yüzündeki hüznü göremedim. Galiba uzaktan bir tanıdığı ya da ölümü beklenen yaşlı biri diye düşünüyorum. Adam telefonu kapattıktan sonra “Başınız sağ olsun.” diyorum yüzümde ölüm düşüncesinin getirdiği ağırlıkla. “Teşekkür ederim.” diyor ve sohbete başlıyoruz.

“Mekânı cennet olsun. Yakınınız mıydı?”

“Âmin. Öyle olur büyük ihtimal iyi birisiydi. Evet, yakınım. Annemdi.” diyor.

Büyümek, kırmızı şarap ve aşk

Anne cenazesi

Beynimde havai fişekler patlıyor. Ne! Annesi mi?! Ama insan annesinin cenazesine neden  gider bir yabancı gibi. Kendisinin bu cenazeyi düzenlemesi, son yolculuğuna uğurlaması gerekmez mi? Hadi şartlar bunu gerektirdi diyelim, o zaman bu yüzünde ki ruhsuzluk neden? Sorular üstüne sorular gelirken bir tanesini ağzımdan çıkmaya hak kazanıyor.

“Pek yakın değildiniz galiba?”

“Hayır, çok severdik bir birbimizi.” diyor beni şaşırtmaya devam ederek.

“Pek üzgün görünmüyorsunuz da.” Diyorum çekinerek biraz da sorgulayıcı. Bu sorunun ona sorulmasına alışkınmış gibi başlıyor anlatmaya.

“Şimdi insanın annesi ölmüş neden üzgün değilsiniz diye düşünüyorsunuz. Ama neden üzgün olayım ki? Zamanı geldi, yaşayacağını yaşadı, çok güzel günleri de oldu. Ama yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak yaşamı son buldu, öldü. Şimdi benim onun ardından üzülmem neyi değiştirecek. O çoktan bu dünyadan ayrıldı. Şimdi üzülmek onun için değil, kendim için olur.”

“İyi ama özlemeyecek misiniz? Onunla artık görüşemeyeceksiniz?”

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

Başka insanların anılarında yaşayacak

“Hayır, ben onu istediğim zaman görebilirim. Anılarım da yaşayacak. Başka insanların anılarında yaşayacak. Sonra o insanlar da ölecek ben de öleceğim. Anılarımızda da ölmüş olacak. O halde anılarımda onu güzel hatırlamak istiyorum. Hatta cenazesine bile gitmek istemiyordum ama kardeşlerimin ısrarı yüzünden gidiyorum. Onu tabutta değil, son gördüğüm güler yüzüyle hatırlamak isterdim.” diyor.

Ölüme yergi, Tamer Başkan anısına…

Kendi anneme böyle bir şey yaptığımı düşünüyorum

Tüylerim diken diken oluyor söyledikleri karşısında. Düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum. Haklılık payı veriyorum hiç istemeden. Kendi anneme böyle bir şey yaptığımı düşünüyorum, midem bulanıyor. Ama adama hak vermeden de edemiyorum.

hey taksi

hey taksi

Aynadan ona bakıyorum. Sohbetimiz bitmiş galiba uzun uzun düşünmüşüm ki camdan dışarıyı seyrediyor. Gülümsüyor. Evet evet gülümsüyor. Galiba annesi ile güzel anılarını düşünüyor. Onu anılarında güzel yaşatmaya devam ediyor.

Mezarlığa varıyoruz. Adam iyi günler dileyerek iniyor taksiden. Arkasından bakakalıyorum. Vardığımızda toprağa gömmek için beklemekte kalabalık. Bütün akrabaları orda, ağlayanlar, feryat edenler, üzülenler. Bir de onu görüyorum.

Kalabalığın içinde durmuş tabuta bakıyor. Yüzünde küçük bir gülümseme ile…

5. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi – 1

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 1

Recep ile Nadan

Benim Öyküm

Siyaset

Bilim ve Teknoloji

Edebiyat