hey taksi

Hey taksi 8. bölüm

Hey taksi, Erdal Fahlioğulları‘nın kaleme aldığı bir öykü dizisidir. Hey taksi öykü dizisinin önceki bölümlerini okuduktan sonra bu bölümü okumanızı öneririz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

Hey taksi

Sıcak bir Pazar günü arabada oturmuş müşteri bekliyorum. Yılın son sıcakları kendini gösteriyor. Güneş ışıkları arabamın konsoluna o kadar vurmuş olacak ki hafif bir plastik kokusu sarmış arabanın içini.

Etraf sakin. Hafta içinin koşuşturması olmadan şehir daha bir güzel geliyor gözüme. İnsanların acelesi olmadan düzen daha bir iyi işliyor sanki. Acele etmeyince kimse bir yere geç kalmıyor gibi geliyor bana. Derken orta kellikte bir adam uzaktan “Hey Taksi! diye sesleniyor bana. Ellerinde poşetler var. O yüzden işleyen demir pas tutmaz mantığıyla tek marşta çalıştırarak arabamı kaldırımına yanaşıyorum. Yükleme işlemi tamam, “Nereye gidiyoruz abi?” diye soruyorum.

“Hani Şu Hafta Sonu Piknik Yapıldıktan Sonra Bok Gibi Bırakılan Yeşillik Alan’a gidelim.” diyor. Rüzgârın güneşin etkisini hafifletmesi ile rahat bir nefes alıp mesaime başlıyorum.

Mangalın felsefesi

Adam rahat kıyafetler giymiş. Yakasının önü hafif açık, orta kıllıkta bir adamdı bu. Yüzünde güzel bir gülümseme var. Çok sevdiği bir şey yapmaya gidiyor gibi bir gülümseme bu. Ellerinde ki poşeti bagaja atarken içinde metalimsi şeyler hissetmiştim. Olay piknik olunca bu nesnenin ne olduğu MANGAL diye led ışıklarla yanıyor beynimde.

“Pardon biraz hızlı gidebilir miyiz” diye soruyor arkadan. (Küçükken mahallenin işsiz güçsüz-ne düğü belirsiz-hiçbir vasfı olmayan-kendini mahallenin abisi zanneden birisi “Pardon çıkalı ayılar çoğaldı.” demişti o aklıma geldi.

“Tabi yol boş zaten hızlanıyorum.”

Adam iç konuşmalarımı duymuş olacak ki pazar sakinliğini bozdu. “Ben de pikniğe gidiyorsunuz sanmıştım” dedim.

Evet, pikniğe gidiyorum geç kalmak istemiyorum. Ben mangal başıyım.” Dedi gülerek. Bunu ciddiye almıştı belli ki. Gülümsemesi alaydan değil, bu göreve layık bulunmasından ötürü hissettiği mutluluktandı.

“Tamam da, siz olmasanız başkası yakar mangalı. Ne olacak ki? “

“Olamaz öyle şey bu benim görevim. Anladığım kadarıyla siz mangalın felsefesini çok hafife almışsınız.

“Anlamadım mangalın felsefesi mi dediniz?

“Aynen öyle dedim. Mangalın felsefesini anlamamışsınız. Mangal bizi biz yapan, bir arada tutan yegâne şey. Mangal demek iş birliği demektir. Herkes bir görev alır üstüne eş zamanlı yapmaya başlar. Hazırlık yapanlar mangal başından haber alır hazırlıklarını ona göre tamamlar. Mangal başı mangalın yanış süresini hesap ederek işe koyulur. İçkiler birisindedir, oyunlar birisinde. Grubun eğlencesi de birisinde.”

“Ben hiç öyle düşünmemiştim.” diyorum azıcık utanarak. Adamın bu kadar ciddiye aldığı bir olayı ne kadar da alçak görmüşüm. Ben bunları düşünürken o felsefesini anlatmaya devam ediyor.

“Mangal faklı grupları da bir araya getirir. Böyle bir etkinlik yaptın mı insanlar toplanır sohbet eder. Tanışıp kaynaşırlar, yeni arkadaşlar-dostlar edinirler.

Mangal bilimi

Tatları da farklıdır mangalda pişenlerin. Normalde ocakta ne pişiyorsa ondan daha da güzel olur mangalda. Yardımseverdir de aynı zamanda. Yere düşenlerden sokak hayvanları nasiplenir. Karınlarını doyururlar. Yere düşmese bile yemek yiyenler kokudan da olsa pay ayırırlar yanlarında kokuya gelen kedilere-köpeklere. “

Adam bunu bir bilim gibi işlemiş içinde analiz etmiş. Bunun bir derneğini bile kurmuştur belki de diye düşünüyorum. Mesleği de mangalla ilgilidir diye tahmin ediyorum. (Bu soruyu ona sormayacağım içimde gizem olarak kalsın.)

“Mangal yapan adam temiz hava da alır. Doğa ile haşır neşir olur. Yeşillik alana gider. Yere oturur, o da olmadı tahta bir masaya oturur. Mis gibi açık havada temiz hava alır. Mangaldan sonra oynanan oyunlarla bedenine iyi bakmış olur. “

Adama cevap vermedim sadece aynadan onu dinlediğimi anlasın diye küçük küçük bakışlar attım. Benim cevap vermem bir şeyi değiştirmezdi çünkü. Şevkle yapılan işlerde yorum geri planda kalırdı.

“Buyrun alana geldik. Borcunuz “Toplu Ulaşımla Gelinse Bu Parayı Vermem” tutarında. Size kolay gelsin. “

“Teşekkür ederim. Dedi ve bagajdan eşyalarını aldıktan sonra alana bir baktım.”

Gerçekten de dediği gibiydi. İnsanlar açık havada eğleniyor, bir birleri ile şakalaşıyorlardı. Herkes bir işin ucundan tutmuştu. Karınları doyuyordu yanlarındaki sokak hayvanları ile beraber. Pencereden de mis gibi hava doluyordu içeri.

Döndüm taksi durağıma. Dönerken de marketten mangal aldım bir tane.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv 3. Bölüm

Yaşamak için

Çocuk

Recep ile Nadan – Bölüm 10 / Esnaf Lokantası

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 1

Söven adamın bir günü

Toprak ana

Asansör Müziği ve Gastronomi

Herkes Dergisi yazar alımı hakkında

Veronika