taksi

Hey taksi 7. bölüm

Hey taksi öykü dizisi, bir Erdal Fahlioğulları eseridir. Taksici gözünden anlatılan öykünün ilk 6 bölümünü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

Hey Taksi

Yoğun trafikte sıkışmış kalmıştım. Hiçbir yere kıpırdayamamanın verdiği rahatsızlıkla sürekli radyo kanallarını değiştirip durdum. Çevremdeki insanlar da benim rahatsızlığımı paylaşıyordu. Telefonda şiddetli konuşma yapanlar, sanki trafiği açma gibi bir gizli gücü olan kornayı kullananlar ve içindeki ruh ölmüşçesine önündeki arabaya bakanlar. Sanki hepsi ıstırap temalı bir yapbozun parçası gibilerdi.

Hey taksi” diye seslendi birisi sol yanımın arkasından. Frene basıyormuş gibi yaptım ben de. Kısa süreli eğlence yetti bana ve yeni müşterime baktım. Aceleyle bindi arabaya, taksi gidiyor olsaydı da yine de binebilirdi bu hızla.

Kırklı yaşlarına yaklaşmış ama saçları boyalı. O yüzden yaş tahminim tam tutmayabilir. Ellerinin çamaşır suyunun veya deterjanın bol değmesinden ötürü rengi değişmiş. Kimyasal maddeler anne eli yapmış ellerini. Ellerindeki mutfak ihtiyaçlarıyla dolu poşetler de iddiamı destekler nitelikte. Üstünde çok ziynet eşyası yok. Kıyafetleri de indirimsiz sürekli gidip alışveriş yapabileceğiniz türden yerlerden alınmış. Ezilmişlik var bakışlarında. Mevkisiz olmayan sömürü mantığına dayalı bir yerde çalışıyor büyük ihtimal.

Seni kaybetmeyi göze alamıyorum

Sevinç

Trafik biraz açılınca ufaktan ilerlemeye başladık. Kadının gözlerinde bir küçük sevinç gördüm. Ama öyle sıradan sevinçler değil. Acı çeken birisinin acısı kesilince görülen bir sevinç. Sevinç olmamalı böyle bir duygunun adı diye düşündüm bir an. TDK’ye başvurmalı hemen. Belki böyle derin kelimeleri düşünüp sokuk sokuk işlerle uğraşmazlar.

“Lütfen biraz acele eder misiniz?” diyor beni düşüncelerden çekip alarak.

“Tabi ki. Acil bir durum yoktur inşallah?” dedim ama bir dokunmuşum meğerse. Bin ah işitsem gene iyiydi…

“Yok, acelem yok. Zaten neden acele edeceğim ki? Verdiğim kararları nasıl olsa gerçekleştiremiyorum. Hani sürünüp gidiyoruz derler ya. Ben sürünüp de gidemeyenlerdenim. İşten bu saatte çıkıyorum. Çocuklarım okuldan sabahtan akşama kadar okuldalar. Neredeyse bazen günde on saat. Eve gel yemek yap bulaşık yıka derken onlarla da ilgilenemiyorum. Resmen kendi kendilerine büyüyorlar. Annen baban kim diye sorsalar ikisine de kendi ismini yazarlar.

Baba desen çalışıp işe gelmeyi kendine görev edinmiş. Görevini gerçekleştirince zafer edasıyla eve gelip ayaklarını uzatıyor. Anlayamamış hala bu zamanın ailesini. Saplanmış kalmış ataerkil topluma. Ataerkil dediğime de bakma. Asıl anlamı bütün işleri kadının üstüne yıkan, bütün günahları ona yoran, bahaneleri hep kadın olan toplumlara atfedilen bir kelime.”

Kirli Melek – 3

Konuşmayı planlamış gibi

Araya girecektim ancak giremedim. Kadın sanki bu taksiye binip bunları anlatmaya planlanmış gibi konuşmayı sürdürüyordu. Girsem de ne diyecektim ki sanki.

“Şimdi ben taksiye bindim ya. Zaman geçtikçe tek sıkıntım yetişmek de olmuyor. Artan taksimetreye bakıyorum. Aklıma taksitler geliyor. Ödenmemiş borçlar, hayal edilen tatiller gözlerimin önünde uçuşuyor. Ama sen zaten anlamışsındır böyle olduğunu. Bana nereye gideceğimizi bile sormadın. Bizim gibilerin oturduğu sitelere yöneldin farkında olmadan. Ama seni suçladığımı da zannetme sakın. Hiçbir şey zannetme.”

Gerçekten de dediği gibi. “Kat Karşılığı Parsel” sitelerine yönelmiştim farkında olmadan. Toplum sürükledi olsa gerek dedim kendimde bir suç bulmadan.

“En çok da ne canımı acıtıyor biliyor musun? Bunları sana anlatmak. Çünkü kimse benim nasıl olduğumu sormuyor. Önemsenmek hatırda kalmış bir duygu oldu sadece. Hani dedin ya bana, acil bir durum yoktur inşallah, diye. Uzun zamandır kimse beni düşünerek soru sormamıştı.”

Derken sitenin önüne gelince durduruyor beni. Taksimetre yirmi liraya ulaşmış. Daha fazla tutmasın diye durdurdu olsa gerek. Acıdığımı düşünmesin diye ses etmiyorum ve parayı alıyorum.

Kadın iniyor. Yorulmuş ayaklarını zar zor basarak yürüyor yolu. Elindeki ağır poşetler de hiç yardımcı olmuyor haliyle. Şimdi kocası ayaklarını uzatmış. Çocukları sıcak yemek beklemektedir. Patronu da onun sayesinde kazandığı paraları yiyordur. Ben de ondan aldığım parayı cebime koyuyorum. Utanıyorum kendimden…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken yazılar:

Benim Hikayem Biterken Başladı – 1

Altun yumurtlayan tavuk

Zamana yolculuk

Hayat Sende’nin 15.200 belgeseli

Köy okulları yardım projesi

Bir hüzün alır seni

Avrupa futbolunda rekabet ve Arap sermayesi