taksi

Hey taksi 5. bölüm

Erdal Fahlioğulları‘nın yazdığı “Hey taksi” öykü dizisinin 5. bölümüdür. Öyküyü daha iyi kavramak için ilk 4 bölümü okumanızı tavsiye ediyoruz.

Hey taksi öykü dizisinin diğer bölümleri:

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

Gece karanlığı çökmüş yolda ilerliyorum. Şehrin ışıkları bir nebze aydınlatmaya çalışıyor ancak gece daha baskın. İzin vermiyor ışıklara delmesi için karanlığı. Belki güneş, güneş bir umut olabilir ama daha var tan vaktine. “Hey taksi!” diye bir bağırışın ardından basıyorum frenleri tepki olarak ve geri geri geliyorum.

Türk Edebiyatı için hangi romanlar okunmalıdır?

Hey taksi

Gençten bir oğlan bu beni çağıran. Ellerinde çalgı aleti diye tahmin ettiğim bir çanta var. Usulca arka kapıyı açıp koltuğa bıraktıktan sonra dikkatlice kapatıyor kapıyı. Böyle değer verdiğine göre iyi de çalıyordur diye düşünüyorum. İnsan sevdiği değer verdiği işi daha canla başla yaparmış.

Işık vurunca net görüyorum müşterimi. Hafiften kızıl bir oğlan, saçlarının bir kısmı dökülmüş ama bıraktığı sakalları fazlasıyla kapatmış aradaki farkı. Adaletin ayaklı temsilcisi gibi olmuş. Saçlarındaki dökülme dengesiz gibi, büyük ihtimal saç ektirmiş olacak ki ön tarafları daha gür çıkmış. Böyle uzaktan görsen 30 yaşında dersin ama ellerindeki derinin tazeliği ve gözlerindeki yaşama sevinci yaş tahminlerimi bir hayli düşürüyor. Demek hayat yormuş bu oğlanı. Yaşının üstünde şeyler yaşatmış ki hormon yemiş meyve gibi erken olgunlaşmış.

taksi

taksi

“Hayırlı işler abi, “Çok da aklında kalacak sanki” ye gidebilir miyiz?”

Başımı sallayarak cevap veriyorum. Bir aşağı bir de yukarı doğru kısa bir hareket. Konuşacak çok kelimem kalmadı gibi bugün, az önceki müşterimle o kadar çok konuştuk ki kredimi tükettim. Az biraz gidelim, öyle konuşmaya başlayacağım.

Fenerbahçe neden başarısız

Emekçi olarak görüyor

Ön koltuğa oturdu. Belli ki beni şoför değil, bir emekçi olarak görüyor. Anne ya da babası emekçi bir insan olmalı. Halden anlıyor çünkü bana bakışından belli. Arabamın ekmek teknem olduğunun bilincinde. Ayağını uzatırken bile usulca uzatıyor.

taksi

taksi

Üstünde smokin var, özel gecelerde giydiğimiz, ne kadar az giyersek o kadar pahalıya satılan kıyafetler ailesinden olan smokin. Belli ki grubundaki herkes o kıyafetten giyerek çıkıyor sahneye. Kıyafetler aynı ama çalgı aletleri farklı çıkardıkları sesler, yüzleri ve geriye kalan her şeyleri farklı. “Neden kıyafetleriniz aynı?” diye soruyorum birden. Yıldırım gibi tam ortasından sohbete dalmış olmalıyım ki şaşırıyor. Kısık gözleri hafif açılıyor, kaşlar hafif yukarıya çıkıyor. Bütün şaşırma suratına atanan yüz kasları görevlerini yaptıktan sonra ağız bitirişi yapıyor. “Efendim? Anlamadım?”

Hükümet-i alem: Yunan harfli Türkçe metin

Bir an acıyorum

Kısaca açıklamasını yapıyorum bu ani balıklama dalışımın ve sohbetimize başlıyoruz. “Çok da aklında kalacak sanki” uzak çünkü daha yolumuz var. Bir an acıyorum aldığı paranın bir kısmı yola gidecek diye.

“Evet, kıyafetlerimiz aynı çünkü grup olduğumuzun belli olması lazım. Göze de hoş gözüküyor hem.”

İyi de siz müzik grubusunuz sizin kulağa hoş gelmeniz gerekmiyor mu?”

“Tamam, müzik grubuyuz ama ne kadar çok duyu organına hitap edersek o kadar akılda kalıcı oluruz, o kadar etkili oluruz.” (Her cümlesine başlarken önce bana hak verip sonra nazikçe düzeltiyor beni. Bir eğitimci olabilir ya da eğitimcinin çocuğu. Belki de her ikisi. Azıcık olumlu etki oluyor bu görüşlerimde.)

taksi

taksi

“Kalıcı olmasan ne olacak, o zaman çalmayacak mısın?”

“Tabi ki de çalacağım! Bu benim içimden gelen bir şey. Ben bunu çalmadığım zaman da müzik yapıyorum. Kafamın içinde her daim bir orkestra şefi var ve çevreden gelen sesleri muazzam bir besteye dönüştürüyor. Araba kornaları, yağan yağmur, ağlayan bebek sesi, çayı karıştırırken çıkan ses ya da şu an tekerlerin yolda çıkarttı gıcırdama sesi… Aklına ne gelirse benim için bir malzemedir. Çalarken her zaman çaldığımdan, karşıya hissettirdiğimden fazlasını hissediyorum. Ama evet karşıdakinin de beğenmesi gerekiyor çünkü insani ihtiyaçlarım da var benim. Onları hislerimle karşılayamam!”

Fethullah Gülen ve Abdullah Öcalan projesi

Parmaklarıyla piyano çalıyor gibi bacaklarına  vuruyor

Bir an şah damarına bastığımı hissediyorum. Soruduğum sorudan fazlasını aldım çünkü. Hak da veriyorum söylediklerine. Arabada müzik olmamasına rağmen başını sallıyor sanki bir müzik varmış gibi. Parmaklarıyla piyano çalıyor gibi bacağına vuruyor. Haklısın diyorum sakinleşmesi için.

taksi

taksi

“Ben de işimi seviyorum. Arabada insanlarla tanışmak, farklı yaşantıların minik kısımlarına tanık olmak, bunlar beni de mutlu ediyor. Ama gel gör ki bu araba da bir yakıt yakıyor.”

Lafımı bitirince hafif gülümsüyor. Bunu bir metafor olarak algıladı galiba. Hâlbuki hiç öyle bir niyetim yoktu. Neyse bozuntuya vermiyorum. Mutlu olsun kısa yanlış anlamayla.

Kurtuluş 2. bölüm

Sosyal özürlü olmalı

Bir telefon görüşmesi yapıyor ama karşısındakinin sesi bana da geliyor ve aralarındaki konuşmalara şahit oluyorum. Tam bir sosyal özürlü olmalı. Karşımda duran düzgün sandığım kadarıyla başarılı çocuğun, karşısında kardeşim diye seslendiği kişi aynı seviyeden değilmiş gibi. Ses tonu bile itici geliyor bana. Ben ki insanları dış görünüşlerine göre yargılarım. Arkadaş seçimleri kötü belli ki, çok çekeceği var ilişkilerden. Ya da kim bilir çekmiştir belki de.

taksi

taksi

Geldik “çok da aklında kalacak sanki” ye. Parasını ödedi indi arabadan. Selametle dedi giderken hayırlı işler diledi.

Yine gecenin karanlığında ilerlemeye başladım. Işıklar hala uğraşıyor aydınlatmak için ama zafer gelmemiş daha. Bu gece güzel bir insan tanıdım. Ama mazotum bitti. Mazot almalıyım şimdi.

6. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Sürgün ve Türkiye

Babamın Hikayesi

Recep ile Nadan – Bölüm 8

Alice harikalar diyarında ve aynanın içinden

Alevilik üzerine bilgiler

Büyümek, kırmızı şarap ve aşk

Kadınlar… yeter ki anlayın onları be kardeşim…

Penisli Yargı ve Hakim Olamayan Avukatlar

Çeşme ve Alaçatı neden pahalı?