taksi

Hey taksi 2. bölüm

Herkes Dergisi bünyesinde yayınlanan “Hey taksi” öykü dizisinin 1. bölümünü okuduktan sonra 2. bölümünü okumanızı tavsiye ederiz.

Öykü dizisinin 1. bölümü

Hey taksi

Güneş mesaisini bitirmiş kendi köşesine çekilirken, ben kaldığım fazla mesaiye küfür ederek yaktım sigaramı. Sigaramı yakmamla müşterinin gelmesi bir oldu. Zannedersin ki sigaramı yakmamı bekliyorlar, öyle zamanlamalar yapıyorlar ki her defasında beni daha fazla şaşırtabiliyor.

“Herhangi bir yere gidelim” dedi fazla sözü uzatmadan. Ben de cevap vermeden açtım taksimetremi bastım gaza gidiyoruz. Amca yaşlıcaydı biraz ama daha hayattan beklentileri vardı, belliydi. Çünkü bir şey kırmıştı üzmüştü onu, ancak beklentisi olan bir insan üzülebilir ya da kırılabilir. Beklediğimiz şeyler ne kadar büyük olursa üzüntüsü de o kadar çok oluyor. Amcanın da beklentisi büyükmüş anlaşılan. Dertli derli bakıyordu etrafına. Ne olup bittiğini görmeden.

taksi

taksi

Kim bilir neler kaçırıyordu şu an. Üzüntüsü ya da her ne ise artık, onu şu an yaşadığı zamandan alıkoymuştu. O ana takılmış belli. Onu düşünüyordu. Çözemediği için de atlatamamıştı. Bir belgeselde izlemiştim. Çözemediğimiz sorunlar zaman geçtikçe daha da çekilmez bir hal alıyormuş. Tıpkı bir bardak suyu tutmak gibi. Beş dakika tuttuğumuz zaman yoruluruz, ama o yarım saat oldu mu kolumuz kopacakmışçasına acır. Ne biçim belgeseller izliyormuşum ben de. “Taksicisin oğlum sen”

“Bir şey mi dedin delikanlı.” dedi. Ulan gene mi dışımdan konuştum ben! Buna bir son vermeliyim yoksa başıma dert açacak.

“Yok amca kendi kendime konuştum.” Dedim. Sustu, galiba bu sorusunu da refleks olarak sormuş olacak ki cevap onu ilgilendirmedi. Dışarıya yöneldi kafası tekrar ama dışarıya bakmıyordu.

Recep ile Nadan – 15 Temmuz Özel

Altından saat

Evrak çantası vardı yanında, belli ki masa başında çalışıyordu. Şapkası pütür, üstünde de pardösü vardı. Bir görseniz sanki 80’lerden fırlamışda gelmiş gibiydi. Saati altındandı, durumu iyiydi galiba, öyle olmasa neden altından bir saat taksın ki. Hediye gelmiş olsa bile zaten insanlar durumlarına göre arkadaş ediniyorlar, kendi durumu iyi ki ona altından saat alabilecek bir arkadaşı vardı. Keşke ben de böyle bir arkadaş satın alabilseydim.

Deniz kıyısına geldik, baktım hala ses yok, arabayı kenara çektim. Baktım ki adamdan ses sada yok çıkarttım yaktım bir sigara. “Bir tane de ben alabilir miyim delikanlı?” diye sordu. “Tabiki…” dedim ona da bir sigara verdim. Verir vermez aklımda acaba doğru mu yaptım diye düşündüm. Adam yaşlı sonuçta kalp krizi falan geçirmesin şimdi diye düşünürken bir baktım adam sigarayı yakmadı. Aynadan izledim, elinde gezdiriyordu sigarayı.

Önce parmaklarının arasında bir ileri bir geri salladı. Bunu yaparken bir şeyler düşünüyordu. Sonra sigaraya baktı ve parmakları durdu. Başını çevirişi ve ellerini aynı anda durdurması yaşı hakkındaki tahminlerimin küçülmesine sebep oldu.

Pes et

İki eliyle tuttu

İki eliyle sigarayı tuttu. Gözüyle ölçüp biçtikten sonra önce sigaranın filtresini kopartıp attı. Ardından 3 eşit parçaya böldü sigarayı. 3 parçayı da avcuna aldı onlara uzun uzun baktıktan sonra avucunu kapattı sıktı hafif. Tekrar denize baktı ve doldu gözleri.

Neydi ki şimdi bu? 3 parça? Sigara? Acaba 3 kardeşleriydi de 3 eşit parçaya mı bölmüştü. Geçmişte yaşadığı sıkıntıları mı temsil ediyordu. Yaşına bakarsak, ki her ne kadar tahminlerim küçülmüş olsa da hala yaşlıydı, kardeşlerinin ölme olasılığı yüksekti.

taksi

taksi

Eliyle hızlı bir şekilde sigara parçalarını dışarı attı. Kendini toplamak için birkaç hareket yaptıktan sonra “devam edelim lütfen.” dedi. Ben de sanki nereye gideceğimizi biliyormuş gibi devam ettim belirsizlik içinde. Bir an onun da bilmediğini düşündüm.

Acaba deli miydi? Belki de yaptığı hiçbir hareketin bir anlamı yoktu. Bu düşünce saçma geldi bana çünkü küçük de olsa mutlaka bir sebebi vardır diye düşündüm.

“Tamam” diye bir ses çıktı birden. “Geldik”. Ben de sanki bunu duymayı bekliyormuş gibi durdum hemen. Taksimetreye bakmadan bir yirmilik çıkarıp verdi. Restini gördüm ve ben de taksimetreye bakmadan attım cebime yirmiliği sıfırladım taksimetreyi.

Pablo Escobar ve Kolombiya

Bir yere gitmiyordu

Amca indi taksiden ağır ağır sokakta yürümeye başladı. Sanki bir yere gitmiyordu. Bir şeylerden uzaklaşıyordu. Bir şeylerden kaçıyordu.

Ben de yavaş yavaş durağıma dönmeye başladım. Kimi nereye götürdüm ki şimdi ben? 3 eski yoldaşa birkaç tur mu attırdım. Yoksa yaşlı bir manyak mı denk geldi?

Kafamdaki belirsizliklere döndüm durağıma. Arkamda 3 yoldaşı bırakmış gibi hissederek.

3. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Kürdistan mı tehlike yoksa Kürdistan hayali mi

Anarşizm ve liberalizm farkları

Çeşme ve Alaçatı neden pahalı?