hey taksi

Hey taksi 10. bölüm

Erdal Fahlioğuları‘nın yazdığı Hey Taksi öykü dizisinin 10. bölümüdür. Hey Taksi öykü dizisinin önceki bölümlerini okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

9. bölüm

Hey Taksi

Vakit geceye yaklaşınca bir yorgunluk çöktü üstüme.Yaş daha kemale ermedi ama bu yollar beni kemale erdirdi. Kemal ne demek ise artık… Tam barların çıkış saatinde yattım pusuya. Bu gece şöyle durumu iyi bir sarhoş kaldırsam fena olmazdı hani. Hem çoğu zaman alkolün verdiği keyiften para üstünü de bırakırlardı.

“Hey Taksi!” diye anasonlu bir ses geldi kulaklarıma. Kafamı kaldırdığımda tam müşteri profilimi gördüm karşımda. Şık giyimli, kırklı yaşlarda çakır keyif bir beyefendi (Para kazandıracağı için beyefendi oldu galiba). İndim taksiden hemen. Arka kapıya yöneldim o gelene kadar. Kapıyı ona açtım çünkü genelde kapı kolunu bulana kadar illallah ettirirlerdi. Tekrar şoför koltuğuna geçtim, marşa bastım ve nereye diye sormadan çıktık yola.

Amca rakı içmiş belli ki. Anason oldu dört bir yanım. Arabayı havalandırmadan sigara içmemem gerekecek sanırım bir süre. Patlama ihtimaline karşı! Arada biriken gazlar ağzına geliyor ama ustaca çıkartıyor üstat. O an insan ihtiyaçlarının ne zaman ve kim tarafından ayıp konumuna getirildiğini düşündüm. Ama hemen vazgeçtim tabi bu düşüncemden. Ben orta sınıf bir çalışanın ne haddimeyse bu tarz sorgulamalara girmek?

Aklına geliyor bir yere gittiğimiz ve “Delikanlı eve gidiyoruz.” dedi. Bir an düşünüyorum “ev” neresi diye. Acaba onu tanıdığımı mı düşündü.Bir yerden akraba olabilir miydik?

“Dayıcım ben nerden bileyim evini senin?”

“Kusura bakma söylediğimi sandım. “Umutların Yeşerdiği Yere” gidelim.” diyor anasonlu ses.

Amcanın hareketleri çok rahat. Belli ki sarhoş olmaktan, düşkün gözükmekten rahatsızlık duymuyor. Bunu uzun süredir düzenli olarak yapıyor olmalı. Nefesi rakıyla yaptığını söylüyor. Bira olsa göbeği yok, viski olsa kokusu yok.

Gözlerin doğuyor gecelerime

Meze olarak bir de kıyak geçsem fena olmaz aslında bu anasonlu adama. Radyoyu açıyorum ve Zeki Müren’den “Gözlerim Doğuyor Gecelerime” çalmaya başlıyor. Hani alkol almadım ama bu adamı az daha dinlesem başım dönecek. Müziğin verdiği gevşeklikle soruyorum amcama “Ne vardı ki bu kadar içecek?”

“İçmek için bir neden lazım değil dostum. Bir güzel sohbet yeter insana. Çoğu kişi alkolün mezesi yapar sohbeti ama benim için sohbetin mezesi alkoldür. İnsan çakır keyif oldu mu kelimeler yağlanır kayıverir ağzında. Tartmaz kafasında düşüncelerini çıkıverir doğduğu gibi. Adam söyledikleri kazık gibi saplandı kafama. Düşüncelerim utandı zihnimin en dip yerlerine saklandılar.

“Umutların Yeşerdiği Yeri” bulamadım. Amcaya sordum ama o da unutmuş çoktan nerde olduğunu. Gecenin karanlığında rastgele bir sokakta durdurdu taksiyi de indi bir çırpıda ayılmış gibi.

Hala yandığından haberi olmayan sokak ışıklarının altında bir sağa bir sola yürümeye başladı. Arkasından baktım, baktım kala kaldım. Bu ayrıntıyı nasıl kaçırdıysam adamın bir kolu yoktu. Evet evet yanlış görmüyordum gerçekten de bir kolu yoktu. O kadar zamandır arabamda olan adamın kolunun olmadığını fark etmedim. O kadar incelememe rağmen.

Galiba ön yargılarım kör etmiş gözlerimi saplanmış kalmışım adamın sarhoş olmasına, anason kokusuna. Kim bilir daha ne ayrıntılar kaçırdım, ne hikayeler…

Devam edecek

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Recep ile Nadan

Zamana yolculuk

Haziran

Rahip

İttihat ateşi