Yazın bitişi ve karpuz arasındaki ilişki

Buhran içindeki bir ülke gibiyim bu günlerde. Yazamıyorum, bulamıyorum, ayakta duramıyorum. Erkenden uyuyorum, yine de mutlu değilim. Eşyalaşan bir hayatın içindeki ‘’hiçbir şey’’ gibi hissediyorum. En çok karpuza sığınıyorum. Yaz bitecek çünkü -aslında çoktan bitti fakat havanın sıcak olduğu her gün benim için yaz bir günüdür-, o da gidecek. Gitmesine çeyrek kala ona sarılıyorum. Kaybetme duygusu karpuzlar üzerinde bile çok etkili. Lanet duygu… Her şeyi iç içe sokuyor.

Günlerdir Tweet atmıyorum.

Bazıları yazacak çok şeyi var diye ‘’140 karakter’’ sınırlamasını eleştiriyor, onları okuyorum. Benim de var aslında, ama ben sadece bi’ bakıp çıkıyorum.

Sabahın köründe uyanıyorum. Okula gitmek için hazırlanıyorum. Her sabah saat tam 7’de evden çıkıyorum, dış kapıyı alttan üstten 3 kere kilitliyorum, servise hiç geç kalmıyorum. Bol bol test çözüyorum, okuma kitaplarından uzak kalıyorum. Kendimi her zaman eleştirdiğim yarışın içinde buluyorum. Büyüklerimin sözüne geldiğimi fark ediyorum, ama hiç belli etmiyorum.

Bol bol televizyon izliyorum.

Dedemden bana kalan tek şey haber kanalları arasında gezinip durmak. Bir kanalda şehit haberi var, çoğu akşam var. Diğer kanalda iki tarafın isteği ile gerçekleşen bir amca- yeğen ilişkisi… Tecavüze uğrayan, şiddet gören kadınlar/çocuklar normalleştirildi artık, bu haysiyetsizlik kadar konuşulmadı diye düşünüyorum. Diğerinde cinayet, çocuğu henüz doğmamış bir adam cansız bir şekilde yerde yatıyor. Bir başka kanalda ise değişen eğitim sistemi var. Birileri bizim hayatımızı belirleyen şeyleri habire değiştiriyor, bizim aniden haberimiz oluyor, hiçbir şey diyemiyoruz. Zaten hiç kimse bize sormuyor. Kumanda elimizde, hep takım elbiseli amcalar çıkıp konuşuyor, biz de hayatımız hakkında olanı biteni izliyoruz kanepenin bir ucunda 7’den 70’e…

Yaz bitti

Dizilerdeki yaşamlar bana çok sahte geliyor, üstelik yapmam gereken şeyler var, gencim mesela; tadını çıkarmam gerekirmiş, ama yine de izlemeye devam ediyorum. Sigaranın zararlarının farkında olup buna rağmen günde 1 paket bitiren bir içiciye de yakın hissediyorum bu günlerde, bu yüzden onları da hiç kınamıyorum.

Hava yavaş yavaş serinliyor, yazın bittiğini biliyorum, ama yine de kendimi güneşle ve meyvelerle avutuyorum. Bu monotonluğa biri dur demeli, ama ben yapabilir miyim hiç bilmiyorum.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Kirli Melek 3

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Sepya rengine dönen rengarenk anılarımız

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Sürgün ve Türkiye

Güney Amerika’da oligarşi ve diktatörlük

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

Köy okulları yardım projesi