sokak kedilerinin

Sokak kedilerinin İstanbul’u

Dilan Güngör‘ün dergimizdeki diğer yazılarına da ulaşabilirsiniz. Sokak kedilerinin İstanbul’u yazısı ile Herkes Dergisi‘nde yazmaya devam ediyor.

Dilan Güngör eserleri

Sokak kedilerinin İstanbul’u

Güneşi ve karpuzları rafa kaldıralı çok olduğunu fark ettiğim serin bir sabah, Gazi Caddesi’nin korna sesli ara sokaklarından birinde yürüyorken, gözüme bir polis arabasının üzerindeki kocaman ”POLİS” yazısı takıldı. İşte o beş harf, beni kilometrelerce uzaktaki bir binanın tepesine, aylar öncesine götürdü.

‘’Buradan çok geçtim ama ilk defa bu saatte buradayım ve ailemin haberi yok.’’ dedim şehrin gecesini aydınlatan ışıkları izlerken.

Yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi. ‘’Ufaksın çünkü.’’ dedikten sonra, cebindeki sigara paketini çıkarıp bana uzattı. Hayır dercesine kafamı iki yana salladım. Sigarasını yakıp içine çekti. Susmaya devam ediyordu. O sırada nefes alıp verdikçe şişip tekrar inen göğüs kafesini izliyordum.

sokak kedilerinin

sokak kedilerinin

Birkaç dakika sonra sıkılıp sessizliği bozmak için ‘’Ufak olduğumu söyledikten sonra bana sigara uzatman garip.’’ diyerek ona sitem ettim. Gülümsemeye devam ediyordu. Manzaradan gözünü alıp yüzüme baktı. ‘’İzmir’deki günlerimi hatırlatıyorsun bana. Ben de senin gibi haylazdım.’’ dedi. ‘’İyi de haylaz olsan polis olamazdın. Biraz düzenli bir iş.’’ dedim. Çok kitap okurdu, çok müzik dinlerdi, biraz da kaçıktı, hiçbir şeyi kafasına takmıyor gibi görünürdü. Onun neden ve nasıl polis olduğunu tanıştığımız ilk günden beri merak ediyordum.

Zamana yolculuk 6. bölüm

Annem sığıntıydı

Gülümsemesi uçup gitti. Sırf merakımı hissettiği için konuşmaya başladı. ‘’Annem sığıntıydı benim, babam da hiç konuşmazdı. Beni küçükken ara sıra parka götürür, hikayeler anlatırdı. Güzel bir anı olarak tek bunu hatırlıyorum. Aynı evin içinde birbirine küs insanlar gibi yaşadık yıllarca. Üniversite de kazanamadım, mecburen polis okulu sınavlarına girdim. Kabul edilmeyi ben de beklemiyordum. Bu üniformaya severek girmiyorum anlayacağın. Geçmişimden uzakta yaşamak için mecburiyetten yaptığım bir iş. Yoksa ben de senin gibi öğretmen olmak istiyordum.’’ dedi. Tam onu avutmak için ağzımı açmıştım ki; ‘’Yine de seviyorum bu hayatı.’’ diye ekledi.

Hayatım boyunca aklımdan geçen her şeyi hiç düşünmeden,  pat diye söylemiştim.

‘’Benim sonum da senin gibi mi olacak?’’ diyerek üstüme düşeni anında yaptım. Yüzüme hiç bakmıyordu.

‘’Olmaz. Muhtemelen böyle entel takılmaya devam edersin, güzel bir kadın olursun, İstanbul’a taşınıp evinde sabaha karşı yazı yetiştirmeye çalışırsın. Eğer bir gün çok ünlü olursan kadınlara ben bu kızı tanıyorum der, çapkınlıklarıma alet ederim seni.’’ diye espri yaparak ortamı yumuşatmaya çalıştı. Omzuna vurdum. Gülüştük.

‘’İleride aşırı ünlü olduğum zaman benim üzerimden prim yaparsan davacın olurum. Ve İstanbul’da yaşamayı gerçekten çok isterim.’’ dedim.

sokak kedilerinin

sokak kedilerinin

‘’Bu şehre bir bak. İçine çekmeyecek gibi mi? Biliyor musun, İstanbul’u en iyi sarhoşlar ve polisler bilir. Bir de sokak kedileri…’’ dedi. Bir sigara daha yaktı. Manzaraya daha derin baktım, hafif hafif esen yaz rüzgarıyla birlikte gelen şehrin kokusunu içime çektim. İstanbul’un tüm bu karmaşıklığı gerçekten de insanı içine çekmeyecek türden değildi…

Tüm bunları hatırladıktan sonra, ben uzaklaştıkça arkamda küçülen, küçüldükçe çocukların oynadığı oyuncak polis arabalarına benzeyen arabaya dönüp tekrar baktım. İçimden, ‘’İstanbul’ u en iyi sarhoşlar ve polisler bilir.’’ diye tekrarladım ve ekledim: ‘’Bir de sokak kedileri…’’

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

21. Yüzyıl’da aşkın hebası

Kurtuluş 8. bölüm

Kirli Melek

Dünyanın en güzel camisi(1876 tarihli metin)

Zihnimden sesleniyorum: üşüyorum

Rahip

Toprak ana 2. bölüm

Tolstoy’un cevabı

Çeşme ve Alaçatı neden pahalı?

Mezheplere yenilen aşk oyunu