Melike

Melike Öğretmen’e…

Melike Öğretmen’e, Dilan Güngör yazısıdır. Yazarımız her hafta düzenli olarak dergimizde yazıyor.

Melike Öğretmen’e

“Güüm!” diye çarpılan bir kapının ardından kaç kere sıçradığımı hatırlayamıyorum. Ben yalnızca, bir ses hatırlıyorum.

Dilan hiç vazgeçme olur mu?”

“Dilan hiç vazgeçme olur mu?”

“Dilan hiç vazgeçme olur mu?”

Ve sanki, ilk defa o cümleyi duyduğum o ses benim darmadağın saçımın her telinden, şişmiş gözaltımdaki damarların her zerresinden, göğsümün, hatta koltuk altımdaki arsız kistin bile içinden süzülüp; ruhuma kadar ilerlemiş, nakış işleyen bir genç kızın kumaşı işlediği gibi işlemişti beni.

Hatay’ın Türkiye’ye katılması

Kadın değil bayan diyeceksin

Müzik dersiydi, öğretmenimiz akıllı tahtanın anahtarını soruyordu. 50’li yaşlarda hiç evlenmemiş bir öğretmenimiz vardı. Anahtarı onun aldığını görmüştüm. “Fizik hocası aldı sanırım ama galiba eve gitti kadın.” dediğim için “O kadın değil, bayan diyeceksin ona. Hiç evlenmemiş olanlara bayan denir.” diye bana çıkışmıştı. “Ben ailemden öyle görmedim. Ben iki cinsiyet biliyorum, o da kadın ve erkek.” diyerek onu terslemiştim. “İstanbul’da yaşamıyorsun! Şu terbiyesiz kızla arkadaş olmayın, yoksa sizin de yanlış arkadaş tercihinden dolayı notunuz düşer.” dedikten sonra sırf “kadın” kelimesini kullandığım için tüm arkadaşlarımın arasında sınıftan kovulduğumu hatırlıyorum.

Aşk en güzel kafa yapan uyuşturucudur

Eteğinin boyuna bak

Bir keresinde de okul çıkışı, okulun en yaşlı öğretmeni yanıma gelip “Şu eteğinin boyuna bak, amcanı rezil ediyorsun. Utanç verici.” demişti. Kimseye küfür etmemiştim, kimseye kötü kötü bakmamıştım, yalan söylememiştim, hırsızlık yapmamıştım. Yalnızca diz kapaklarımın hemen üstündeki etek sayesinde insanların gözünde ailemi rezil ediyordum. “Benim ailem sizin gibi rahatsız değil, zoruna gidiyorsa bakmayacaksın. Sen daha rezilsin.” demeyi çok isterdim fakat diyemedim. Amcamı kendileri gibi sanıyorlardı. O günden sonra benim okuduğum lisede öğretmen olan amcamdan köşe bucak kaçmıştım. Çocuk aklı işte, onu utandırdığımı hissediyordum.

Melike

Melike

Her gün okulumu değiştirsinler diye yalvarıyordum, ama ailem ders çalışmadığım için beni bu şekilde cezalandırıyordu. Sonunda biraz şans eseri olsa da cezam bitmişti, başka okula geçmiş, azad olmuştum.

Yeni okulumda da aynı şeyleri yaşamayı bekliyordum, insanlardan fazla bir beklentim yoktu.

Büyümek, kırmızı şarap ve aşk

Kadından da fazla bir kadın

Sonra sınıftan içeri, bir öğretmen girdi, öğretmenden de fazla bir öğretmen, kadın, kadından da fazla bir kadın…

Saçları kısa, dalgalı, beyaz tenli. Gözleri hepimize dolu dolu bakıyor. Hep gülümsüyor; sanki acelesi var, özlemi var, yarım kalan bir şeyleri var. Sanki onunla konuşmamız için uzun cümleler kurmamıza gerek yok, sanki milyonlarca hayat görmüş, sanki en sevdiğim filmden kopup gelmiş…

Melike

Melike

Sızlandığımız her konuda “Olur öyle.” der, bize teselli verirdi. ”Servisi kaçırınca paranız biter de minibüse binemezseniz yanıma gelin, para veririm.” diye bizi tembih ettiğini de hatırlıyorum. Hiçbir zaman bizi başından atmadı. Teneffüslerde bile yanımızda oturur, sohbet ederdi. Arkadaşımın sendeleyen bacağını hiç yadırgamazdı. O, insanlara kötü kötü bakmayı bilmezdi. Bu yüzden onu her gün daha da çok seviyordum.

Bembeyaz, boş bir kağıdı bile öyle güzel şekillendirir, boyardı ki… Şarkı söylerdi, ders anlatırdı, başka şehirlerden, başka dünyalardan, anılardan, deniz kenarından, çınar ağaçlarından bahsederdi. Hiçbir öğretmen sınıfta çantasını bırakıp gitmezken, bir tek o bırakırdı. Ve her defasında belki de duymaya en çok ihtiyacımız olan şeyi söylerdi “Ben size güveniyorum.”

Pablo Escobar ve Kolombiya

Mesaj atar, ağlardım

Bazı geceler ona mesaj atar, ağlardım. Bana “Yüzünü dökme küçük kız”ı hatırlatır, ardından beraber “Olur öyle.” derdik. Bana bir kitap hediye etmişti. Şimdilerde neden bunu yaptığını daha iyi anlıyorum. Onu daha iyi anladıkça daha da mutlu oluyorum, daha da şanslı hissediyorum. O gerçek bir öğretmen. Yalnızca düzenli maaş alan bir devlet memuru değil; dersleri, hayatı, yaşamayı öğreten bir insan

Melike

Melike

İnsan geceleri uykusunda ağladığında, sabah gözleri çapaklı uyanırmış. Televizyonda ergenlere öğüt veren bir psikologdan öğrendim. Yılların hiçbir önemi yokmuş, iki insanın birbirini bilmesi çok ayrı, anlık bir şeymiş. Bunu da Melike Hoca’dan öğrendim.

Ve biliyorum, bunu okuyorsun… Seni her gün başka bir hayranlıkla, başka bir büyü ve başka bir inanç ile seviyorum. Bana kattığın her şey için sana minnettarım. Göz yaşlarını sil ve sen de hiç vazgeçme, olur mu?

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Babamın Hikayesi

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 9

Bu kadarız işte

Ölüm

Aşk Nedir?

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi -3

Alice harikalar diyarında ve aynanın içinden

Çin’in Orta Doğu’da enerji politikaları