manzarayı sen anlat Fikret

Manzarayı Sen Anlat Fikret

Kalem elimde, mumu da yaktım bak, korktuğum gibi ölüler yok, tırnak makasının açtığı o yara yok, ince sızısı yok. Birazcık ben varım o kadar. Ben varım Fikret. Küsmek de yok.

İyi de ben sana o gece ‘’Hayat devam ediyor.’’ derken iyi bir şey demedim ki Fikret, sen yanlış anladın. Bu konuya bir açıklık getirmek istiyorum. Beni hep yanlış anlıyorsun Fikret.

Evimizin karşısındaki ilkokulun zilinin sesini Sezen Aksu’nun El Gibi şarkısı yapmaları çocukları o yaştan itibaren acıya hazırlamak gibi geliyor benim için. Acaba ben ilkokuldayken okulun zili Sezen Abla çalsaydı acı eşiğim daha yüksek olur muydu? Bunu dün gece uyumadan önce biraz düşündüm, yine bir sonuca varamadım Fikret.

Annem yüzüstü düşmüş, o akşam ben doğmuşum. Adımı hastanede rastladıkları uzaktan bir tanıdık koymuş, o günden sonra da düşer gibi paldır küldür gitmiş hayatım. Takıntıyı bırak diyorsun da, bırakamıyorum işte. Bu durum beni de şaşırtıyor biraz, itiraf ediyorum. Bir senden paldır küldür gidemiyorum, yokuş aşağı yuvarla beni Fikret.

Ermenilerin yaşadığı binaya taşınmış olsaydık

Geçenlerde bir kadın şarkı söyledi. Adı Sema mıydı neydi, sesi de güzeldi şimdi Allah var, karşımdaki mum gibi titriyordu. Ben de titriyordum bir bakıma. İçim ara ara titremek istiyor, yapar böyle şımarıklıklar, sen aldırma Fikret.

Düşünüyorum da Fikret, hani şu Ermenilerin –düzenli olarak kiliseye giden Ermenilerin- yaşadığı binaya taşınmış olsaydık şu an neler olurdu? Aramızdaki anlaşmazlık biter miydi? Ermenilerle olanı demiyorum ya, seninle benim aramdaki anlaşmazlıktan bahsediyorum.

Yoksa niye Ermenilerden bahsedeyim ki, biliyorsun benim öyle meselelerle aram hiçbir zaman iyi olmadı. Seninle de pek aram iyi olmadı. E benim çoğu şeyle aram yok, anlaşmayı bilen bir insan değilim. Ama turuncuyla iyi anlaşıyorum. Japon balıkları mesela, oralet, aynısafa çiçeği… Turuncu demişken… Pazardan 3 kilo mandalina aldım, taşıyamıyorum, gel de bir el at Fikret.

Ve bütün bunlara rağmen inşaat işçisinin ekmeğini ağaca astığı bu dünyanın ikimizi de tekrar bir araya getireceğini düşünüyorum Fikret.

Yine kendimden uzaklaşıyorum, manzarayı sen anlat Fikret.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Recep ile Nadan

1912 tarihli bir metinde ‘sene’ ve ‘takvim’

Çok Oldun Sen Piyer !

Suçsuzum

Osmanlı toplum yapısı

Ölüme sitem, Tamer Başkan anısına

Himaye-i Etfal Cemiyeti’nden günümüze devlet korumasında çocuk04