rahip

Rahip

Kurban solisti ve Mane grubu ile çalışan Deniz Yılmaz, Rahip öyküsü ile edebiyat severler ile buluştu. Deniz Yılmaz’ın öykü dizisi, Herkes Dergisi’nde yayınlanıyor.

Rahip

Bir kasaba, bir kilise. Gecenin yarısı tökezleyerek kilisenin bahçesine uzanan bir gölge. Ve sabahı; etrafında toplananlar. Üstü başı yırtılmış, yaralanmış bir adam. Baygın. Yer yer kan. Nedense iki farklı kırmızı. Kasabanın önde gelenlerinden biri, sorular. Ve bu yabancı her söyleneni kafasıyla onaylar. Bazıları üç kuruş kazanmak için 10 saat ağır iş yapar, bazıları sorulan sorulara kafasını sallayarak “evet” der ve yepyeni bir yaşam kurar. Ama her başlangıcın bir de sonu olmalı.

“Düştün mü?”
“Hı hı”
“Bir yere takılmış olmalısın,dikenli tel mi?”
“Hı hı”
“Yoksa sen yeni atanan rahip misin?”
“Hı hı”

Bir yabancının gelişine böyle bir sevinmek var mı? Lokum gibi soruları kafa sallayarak onaylamak günah mı? Ya adam gerçekten rahipse. Zamanla anlarız elbet. Hele bir iyileşsin. sorular sorar anlarız. Anlarız değil mi?

Sıradaki Tehlike: Mezhep Çatışması

Cehennem

Fakir: Cehennem nasıl bir yer?

Rahip: İsteyebileceğin her şeyin bulunduğu ama çoğundan faydalanamadığın bir yer.

Fakir: Cehennem fakirlik mi?

Rahip: Yığmak, biriktirmek faydalanmak mı?

Fakir: Anlamadım.

Rahip: Zengin çalışır, biriktirir, yığar. Öyle çok yığar ki çok azından faydalanabilir.

Senin faydalanmana da izin vermez.

Fakir: O zaman burası cehennem mi?

Rahip: Ben sabahtan beri ne diyorum ki?

Fakir: Peki ya cennet?

Rahip: Buradan sonra koşulsuz, şartsız cennete gidilecek. Zenginler hariç.

Fakir: Neden zenginler hariç?

Rahip: Dedim ya burası cehennem diye. Zenginler cehennem için çalışmaya istekli kimselerdir. Tanrı onların bu isteğine elbet yanıt verir.

Fakir: Peki ya sen, zengin misin fakir mi?

Rahip: Ben ılığım.

Hüseyin Rahmi Gürpınar kimdir? Gürpınar’ın eserleri

Tahrik

Genç: Tahrik etmek ne demektir?

Rahip: Hiç hayvanat bahçesine gittin mi?

Genç: Evet

Rahip: Peki aç maymunlara elindeki muzu uzatıp maymun almak isteyince geri çekenleri gördün mü?

Genç: Bu çok acımasızca değil mi?

Rahip: Buna sen cevap ver, ben rahibim.

Genç: Kandırmak bu. Bir süre sonra maymun çıldırır.

Rahip: İşte şimdi tahrik etmek oldu.

Genç: Pek hoş bir şey değilmiş.

Rahip: O zaman sen muzunu kandırmadan paylaş hep.

Genç: Peki diğerleri?

Rahip: Onlar da zamanla her uzatılan muza uzanmamayı öğrenirler elbet, hayvan değiller ya.

Genç: Bir, muzu uzatıp vermeyenlere laf etmedin.

Rahip: Hayvan laftan anlar mı ki?

Yarım kalan

Ben iyiyim

Deli: Ben deli değilim. Ben deli değilim.(zıplayarak gelir)

Rahip: Sen kesinlikle deli değilsin. Şeker ister misin?(gülümser)

Deli: Evet. Şeker isterim evet.(ellerini çırparak)

Rahip: Bundan sonra istediğin zaman gelip istediğin kadar şeker alabilirsin.

Deli: Neden?

Rahip: Güzel soru. Çünkü sen tanıdığım en dürüst insansın. Gelir gelmez ne olmadığını söyledin. Tanrı en çok dürüst insanları sever ve onları şekerle mükafatlandırır.

Deli: Neden?

Rahip: Çünkü dürüst insan iyi insandır.

Deli: Ben deli değilim. Ben iyiyim. Ben iyiyim.(uzaklaşır)

Toprak ana

Densiz

Densiz: Nasıl gidiyor rahip efendi hahahahah

Rahip:(dönüp şöyle bir bakar)

Densiz: Rahip efendi bu nasıl iş ya? Bütün yardımlar sizin kıyafetlere gidiyor herhalde. Birinci kalite kumaş, yakalar makalar falan he. Bize yok mu?

Rahip: Ben tasarlamadım ama ısrar edersen yetkili yerlere iletirim bu isteğini.

Densiz: Sen benimle dalga mı geçiyorsun?

Rahip: Dalga denizde olur benim bildiğim.

Densiz: Haddini aşıyorsun rahip.

rahip

rahip

Rahip:(sol kaşı kalkar ve yüzü iyice gerilir. Derin bir nefes alır. Sonra birden gülümser) Kusura bakma kendimi kaybettim. Eğer kabul edersen seni de giydireyim. Yani sana da bir takım vereyim. Yedeği olacaktı.

Densiz: He şöyle yola gel. Yedeği de var he. Ooh.

Rahip: Sakıncası yoksa gel bir dene, umarım üzerine oturur.

(Rahip kiliseden içeri girer, densiz de hemen ardından)

Densiz: Vay vay vay. Kilise değil şato anasını satayım. Heeeey! Akustiğe bak.

(Sessizlik. Kilisenin duvarları. Peki tökezleyen bu gölge, yine o mu?)

Pablo Escobar ve Kolombiya

Müzisyen

Müzisyen: Merhaba! Merhaba!

Müzisyen biran da kilisenin kapısında belirir. Rahip hızla üstünü çeki düzen verir.

Rahip: Merhaba.

Müzisyen: Merhaba. Akustiğe bak diye bağıran siz miydiniz?

Rahip: Şey…. evet bendim.

Müzisyen: Şarkı söyler misiniz?

Rahip: Bazen dinlemeyi daha çok severim. (Sen misin bunu söyleyen?)

Müzisyen: Son yaptığım besteyi duymak ister misin?

Rahip: Şeeeyy… tabi ki!

Müzisyen kılıfından gitarını çıkarır ve anında çalıp söylemeye başlar. Şarkı bitince heyecanla.

Müzisyen: Nasıl beğendiniz mi?

Rahip: Aynı şeyi daha yavaş çalabilir misiniz? Sözlerini söylemeden ama.

Müzisyen şaşkın bir şekilde gitarını çıkarır, çalmaya başlar.  Rahip aynı melodiyi başka sözlerle söyler ve bitince.

Müzisyen: İnanılır gibi değil. Sözler daha uyumlu ve lirik. Bunu nasıl yaptınız? Bu şekliyle repertuarıma alabilir miyim?

Rahşp: Tabi ki Neredeyse bütün kiliseler de pazar günleri topluca söyleniyor zaten. Sizinde söylemenize kimse karşı çıkmaz sanırım. Yedi yüz senelik bir ilahi bu.

Müzisyen: Ne?

Rahip: Bakın bana sorarsanız ilk melodi bulunduktan sonra bulunan melodiler o ilk melodinin türevleridir. Dert etmeyin.

Müzisyen: İlginç bir yaklaşım.

Rahip: Bunca insan nüfusunun bir kadın ve bir erkekten geliyor olmasından daha mı ilginç?

Müzisyen: Peki ya maymundan geliyorsak?

Rahip: O zaman da bir dişi ve bir erkek maymun söz konusu olmalı.

Müzisyen: Eeee şey neyse. Bu bana ilham verdi sanırım acayip bir beste yapmak üzereyim.

Müzisyen lafı bittikten sonra gitarı tam çalmaya başlayacaktı ki

Rahip: Bir dakika bence bestelerinize daha iyi davranmalısınız.

Müzisyen kahkaha atarak

Müzisyen:Nasıl yani?

Rahip: İlham geldiğinde bulunmanız gereken yer sizin için kutsal bir yer olmalı. Kendi mabediniz.

Rahip, bu yerin kilise olmasın diye umut ediyordu.

Müzisyen: İşte bu harikaydı. Evet hemen çaldığım bara gitmeliyim. Sağ ol Pedeeer…

Rahip: İlginç, genelde tuvalettir.

Rahip ilk kez dalgın ve hayretler içerisindeydi.

Müzisyen: Efendim? anlamadım.

Rahip: ıııııı, asıl siz sağ olun.

Evimizdeki Konsomatris

Rahip

Katil ağlayarak,

Katil: Neden? O bir melekti. Kimsenin canını yakmadı. Aklım almıyor. Nedeeen?

Rahip sakin bir tavırla.

Rahip: Ne oldu?

Katil: Kanlara içinde yerde yatıyordu. Delik deşik olmuş. Böyle olmaz ki? Böyle olmaaaz.

Rahip: Eşin mi?

Katil: Sevgilim, her şeyim delik deşik. Acımasızca.

Rahip kelimeleri toparlamaya çalışır ve kendinden emin.

Rahip: Sen ne şekilde yapıyorsun?

Katil ağlamayı keser. Rahibe daha dikkatli bakar.

Katil: Ne?

Rahip: Tekrarları seviyorsun.Müzisyen misin? Sen ne şekilde yapıyorsun dedim.

Katil kendine gelir. Öksürerek boğazını temizler. Sesi daha sakin bir şekil de.

Katil: Bunu nasıl anladın?

Rahip: Birini öldürmek için geçerli nedenler arıyorsun. Üzerinde ki kan kurumamış. Belli ki polise gitmemişsin. Paçanda ki toprak! Gömmüşsüzn bile.

Katil: O’nu ben öldürmedim. O benim her şeyimdi.

Rahip: Biliyorum. Sen başkalarını öldürdün. Bu yüzden polise gidemedin ve gömdün.

Katil: hak etmişlerdi.

Rahip: Demek hak dağıtıyorsun. Tanrı bedene bürünmüş olmalı.

Katil öfkelenir, belinden bıçağını çıkarır.

Katil: Aynen anlatıldığı gibisin rahip. Çok şey biliyorsun! Yükünü azaltacağım, şanslı hissetmelisin.

Rahip: Mumları neden söndürdüğümü düşünüyorsun? Seni bekliyordum.

Katil bıçağını rahibin kasığına sokar, çıkarır. Bir daha savurur bu sefer karnına ama çıkaramaz. Rahip elini tutmuştur. Rahip konuşmakta zorluk çeker fakat mutludur.

Rahip: İşin bitince suyun başında tövbe et. Cübbemi giy ve aynı benim yaptığım gibi sen de, seni şanslı hissettirecek olanı bekle. Beniim yap-tı-ğım gi…

Katil: Nee?……. Neee?

Bitti! Dağılabiliriz…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Zamana yolculuk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Benim Öyküm

Ölüm 4. bölüm

Kurtuluş

Hey taksi!

Alice Kitaplarında Darwinci hiciv – 1. Bölüm

Herkes Dergisi yayınevlerine ilk yazarını çıkarttı