Dede Fatih Kolçak

Başkanlık, Ankara ve Alkolizm

Keşke canımız sıkılsa yine eve geldiğimizde, Halk Tv açmasam ben, Cnn Türk’te gece haberlerine hiç bakmasam artık. Bu gün Kadıköy’e bir kadın dostum alkolik olduğu için sevgilisinden ayrılacağını söyledi bana. Bundaki tuhaflığı hemen fark ettiğinizi biliyorum. Beni alkolik olduğum için terk eden yüzlerce kadın hiç olmamış gibi bir kadın bana bir dost olarak bunu dedi. ‘’İyi olur, ayrıl tabi.’’ diyemedim. Çünkü bütün alkolikler kardeştir! Alkolikler bu dünyanın en büyük ümmetidir! Ayak üstü konuştuk ve konuyu değiştirdim. Sizce Alkolikler mi iyidir, yoksa bütün iyi insanlar bir gün mutlaka alkolik mi olurlar? Bence alkolik olmak için bu dünyaya fazla iyi gelmek imanın birinci şartıdır. Alkolikler ilk alkole başladıklarında kötülüklerini allkolde boğmak için içerler, o yüzden gevşek gevşek gülümser insan bir bira dahi içince.

Bütün alkoliklerin gözleri kanlıdır ama itiraf edelim ki hepsi Che Guevara gibi bakar bu evrene, çok büyük laflar ederler; anneleri anlarlar, çocukları severler, polisin sürüklediği devrimci kızlar için üzülürler, hiddetlenirler, bir kadeh sırf o yüzden daha fazla içerler o akşam. Alkolikler iyi insanlardır, ama alkolik oldukları için değil! Ben tedavi olalı üç yıl oldu, endişelenmeye gerek yok o yüzden artık, ben spor yapıyorum, çikolatalı süt içiyorum, haşlanmış yumurta yiyorum her sabah mutlaka. Ve ne yaparsam yapayım bu hayatta bana her şey kafamın iyi olduğu zamanları hatırlatıyor. İçimdeki kötülüğü boğamıyorum öyle kolay kolay, o yüzden ahlakla elimi kolumu bağlıyorum, sporla kendimi hırpalıyorum. İnsan tanrılar kadar koy götüneci olamıyor bu hayatta, Savaşlara üzülüyor, çocuklara üzülüyor, hatta kedilere köpeklere bile üzülüyor yaşlanınca. İnsan vicdansız olan herkese önemli şeyler anlatmak ister. Bir alkolikle sevgili olmak nasıldır bilirim , çünkü ben hayatım boyunca alkoliktim.

Sevişmemek nedir bilirim, uyumamak, kavga edememek nedir bilirim. Çünkü alkolikler olgun olurlar. Küçük şeyleri kafaya takmazlar. Sadece savaşlara üzülürler. Sadece çöken sosyalist bloğa ve Filistin’e üzülürler ama senin küçük dertlerine üzülmezler. Dünyanın başına gelmiş en büyük kötülük alkoliklerin politika yapmaktan vazgeçmeleridir, Devlet Başkanı olmaya üşenip bira içmeye gitmeleridir yaz akşamı serinliklerinde, eğer onlar üşenmeseydiler enternasyonel çoktan kurulurdu. . Ve ertesi sabaha üç bira kalacak kadar huzur olabilir ancak bu dünyada, tek kurtuluş emekli olup yalnız ölmektir. Ve muhakkak rakı parasını çıkaracak bir taş vardır, Taşın suyunu çıkarmak çok basittir, ama devlet başkanı olmak, bir süre büyük yalanlar söylemek, hatırlamak ve unutmak çok zordur. Bağırmak ve gece ikide uyumak, sabah yedide kalkıp protokollere katılmak, uçakla ayık yolculuk etmek, parti MYK’sına fırça atmak ve hesap vermek çok zordur, bakanlar kurulunu toplamak çok zordur, hemde içki içilmeyecek ise o sofralarda. O yüzden devlet protokollerinde fıçılarla viski olmalı mutlaka, dünyada bulunan her aç başına bir yolluk istikak olmalı. Devlet başkanı olabilmenin birinci koşulu iyi içici olup dağıtanlardan olmamak olmalı!

Dünyanın kapitalizmin vahşetinden kurtulması için başka hiçbir çare kalmadı. Oysa Ankara’da kimse kimsenin alkolikliğinden rahatsız olmaz. Çünkü Ankaralı alkolikler düzenlidirler, Sabah işe gitemeye mecburdurlar, akşam kurulan rakı sofralarına kadar tutar herkes kendini. Ankara’da, Ankara bir bedel olduğu için alkol mübah görülür bütün yalnız kadınlara ve adamlara. Kimse kimsenin iki kadeh rakısını sorgulamaz, böylelikle bir gün mutlaka herkes alkolik olur Ankara’da. Ama ihtiyatlıdırlar, asla sarhoş olmazlar, ertesi güne ayık olmak zorundadırlar çünkü. Üstelik vicdanlarını rahatlamak için Ruslardan ve Fransızlardan, onların ne kadar çok içen bir toplum olduğundan hiç bahsetmeden içerler, bütün suç Ankara’da olduğu için suçluluk hissetmeden içerler. Onlarda devlet başkanı olmazlar asla, çünkü bürokrattırlar zaten, risk alamazlar siyasete girmek için.

Ankara’da kışlar çok soğuk geçtiği için herkes birbirine değer verir, ve konyak ikram ederler, Rumeli Çorbacısı’nda işkembe ısmarlarlar. Ankara her ne kadar ayıkların cehennemi olsa da bir o kadar sarhoşların cennetidir.