Kirli Melek

Kirli Melek – 9

Kirli Melek, Cem İraz‘ın Herkes Dergisi için yazdığı bir öyküdür. Kirli Melek öyküsünün önceki bölümlerini okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

Kirli Melek

Melek, elindeki tabaklarla salona doğru yürüdü. Küçük kırmızı koltukta oturan misafirine hoş geldin demek için ona doğru yönelirken Ferruh ayağa kalkıp şöyle dedi: “Melek, seni yeğenim ile tanıştıracağım. Daha önce kendisinden hiç bahsetmemiştim. Ablamın oğlu Tarık, bu hafta İstanbul’a geldi.” Küçük kırmızı koltukta oturan Tarık oturduğu yerden ayağa kalktı. Yüzünü Melek’e çevirdiği an ikisi de olduğu yerde donakaldı. Melek’in elindeki tabaklar bir anda elinden kayarak yere düştü. Elindeki tabakların düştüğünün bile farkında olmayan Melek sadece karşısında duran adama bakmaktaydı.

Tarık’ın rengi bir anda sapsarı oldu. O da olayın şokundaydı. Ferruh olanlara bir anlam veremedi. İkisinin de yüzüne baktı. Sanki daha önceden aralarında bir şey olduğunu sezdi. Yere düşen tabak kırıklarını topladı. Melek o esnada kendine gelerek: “Ahh! Affedersiniz, elimden kaydı bir anda, tutamadım.” Ferruh, şaşkınlıkla Melek’e bakarak: “Olsun, önemli bir şey değil.” dedi.

Ayakta duran Tarık sessizce olup biten manzarayı seyretti. Ferruh kırık tabakları mutfağa götürdü. Bu esnada salında kalan Tarık ve Melek birbirilerine baktılar. Melek: “Seni bir gün göreceğim aklıma hep geliyordu ancak böylesi bir karşılaşmayı hiç düşünmemiştim.” dedi. Tarık: “Melek, dayım biliyor mu neler yaşadığını? Benim sana neler yaptığımı?” dedi. Melek sinirli bakışlarla: “Hayır bilmiyor, bilmesine de gerek yok. Bir pisliğin hayatımı ne derece bok ettiğini anlatsam ne olurdu anlatmasam ne olacaktı?” Bu esnada Ferruh odaya elindeki yeni tabaklarla geri geldi. “Otursanıza masaya daha neyi bekliyoruz? Kurt gibi acıktım. Melek’in o güzel yemeklerini yemek için hazırım…

Evimizdeki Konsomatris

Tarık’ın içine bir ürperme gelmekteydi

Masaya oturdular. Yemek esnasında konuşan, konuşturmaya çalışan tek kişi Ferruh’tu. Melek ve Tarık sadece dinledi, sorulan sorulara cevap verdiler. Melek eline bıçağı her aldığı vakit, Tarık’ın içine bir ürperme gelmekteydi. Gözleri Melek’in elindeki bıçaktaydı. Bir eli hazır olda beklemekteydi. Belki de hayatında hiç terlemeyen Tarık bu odada, bu atmosferde terlemekteydi. Ferruh hep kendisinin konuştuğunu fark edince sözü Melek’e ve Tarık’a bırakmak istedi. Tarık’a şöyle dedi: “Eee, yeğenim anlat bakalım neler yaptın bunca yıl?” Tarık bu sorunun kendisine sorulduğunu duyunca ağzındaki yemeği yutup yutmama konusunda kararsız bir şekilde midesine gönderdi. Sonra söze başladı: “5 yıl önce İstanbul’dan ayrıldım dayı. Yurtdışına çıktım. Burada yapacak bir işim yoktu…

Tam bu esnada Melek Tarık’ı yerden yere vurur bir şekilde: “Anlaşılan İstanbul size dar gelmiş. Yeni yerler yeni insanlar görmek, onların hayatlarında olmak mı istediniz yoksa?” Tarık’ın yüzü kıpkırmızı bir şekilde “Ne münasebet, ben sadece bu şehirden ayrılmak istedim. Kafamı dinlemek, huzurlu olmak için ayrıldım.” dedi.

Melek bu sözleri duyunca daha da sinirlenerek ve ses tonunu yükselterek: “Yaa, demek öyle? Sizin gibi imkanları olmayanlar ne yapacaklar, huzursuz olan herkes bu şehirden gidebilecek mi? Çaresiz olanlar, hayatı mahvolanlar, dünyası kararanlar, bir çıkış arayanlar? Bunlar ne yapacaklar? Siz bir şey diyeyim mi, bence gitmekle çok iyi bir tercih yapmışsınız. Bu dünyada bazı şeyleri fazla umursamamak gerekiyor. İnsanlar çok acımasızlar, değer bilmezler, her şeyi bir bedel karşılığında yaparlar veya yaptırırlar. İnsanların saflığını kullanırlar. Sen böyle biri olmak ister misin?” dedi. Tarık önce önüne baktı sonra gözlerini Melek’in gözlerine dikerek sadece: “İstemem” diyebildi. Ferruh, ortamın gerileceğini hissederek: “Melek, bir kahve yapsan da içsek nasıl olur?” dedi.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Zamana yolculuk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Benim Öyküm

Kurtuluş

Haziran

Hey taksi!

Rahip