Kirli Melek

Kirli Melek – 7

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öykü dizisinin 7. bölümüdür. Öykünün ilk 6 bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

Kirli Melek

Melek, salondaki tozlu ufak kırmızı koltuğa oturdu. Birkaç dakika etrafa baktı. Odada büyük bir yemek masası, masanın etrafında işlemeli sandalyeler, duvardaki o kadının fotoğrafları, yerdeki halıların desenleri, çok eski zamanlardan kalma bir gramafon ve radyo, oturduğu tozlu ufak kırmızı koltuğun tam karşısındaki özenle dizilmiş büyük bir kitaplık gözüne çarpan detaylar arasındaydı.

Ayakta duran Ferruh, odadaki büyük yemek masasını etrafındaki işlemeli sandalyelerden birini alarak Melek’in karşısına geçti ve oturdu. Melek’e şöyle dedi: “Biliyorum bunu ama unutmak, unuttuğunu düşünmek bile insana acı veriyor.” Bu sözleri söyledikten sonra başını öne eğdi ve ağlamaya başladı. Melek o an evden gidip gitmemek konusunda kararsız kalmıştı. Biraz oturup teselli edip gitmeyi düşündü. Ferruh’a baktıkça kendi kaybettiklerini de düşünmüştü. Ailesini, okulunu, hayatını… her şeyini kaybetmişti ama ayakta kalmaya çalışmak zorundaydı. Ferruh’a bakarak: “Bakınız, belli ki eşinizi çok seviyordunuz ama bu durumu kabullenin artık.” Ferruh boğuk sesiyle başını kaldırıp sadece şunu diyebildi: “Deniyorum.” Sonra tekrar başını öne eğdi ve sustu. Melek, Ferruh’un yüzüne baktıkça içindeki o acı his gittikçe artmaktaydı.

Güven kırıntıları

Sana dokunmadan

Melek bir yandan gitmek bir yandan da kalmak istedi. Hiç tanımadığı bu adamı yanında kendini huzursuz hissetmemekteydi ama içindeki o korku hissi bir yandan da gitmesi gerektiğini söylemekteydi. Melek bu durumu düşünürken Ferruh başı öne eğil bir şekilde konuşmaya başladı: “Aslında sen karıma çok benziyorsun biliyor musun?” dedi.

Kirli Melek

Kirli Melek

Melek, uyuduğu odada, aynanın karşısında kendisini ve elindeki fotoğrafı karşılaştırıp kadının kendisine benzediğine o da şahit olmuştu. Bu durumu Ferruh’a aksettirmemek için şaşırmış gibi davranarak: “Aaa, öyle mi? İnsanlar çift yaratılırmış derler, demek doğruymuş.” diyerek bu durumu sanki ilk kez fark etmiş gibi davrandı. Ferruh sonra söze şöyle devam etti: “Seni o kaldırım taşında baygın halde görünce karıma ne kadar çok benzettim ki anlatamam. Yanına kadar geldim inceledim seni, karıma çok benziyorsun, belki de bu kadar benzediğin için seni evime kadar getirdim. Sana dokunmadan, sana zarar vermeden uyuduğun yatakta seni saatlerce izledim. Benim için çok duygusal bir gün oldu. Sakın beni yanlış anlama kötü bir niyetim yoktu.” dedi.

Zamana yolculuk

Sadece bildiği bir şey vardı

Melek sadece gözlerini kırpıp küçük bir tebessümle biliyorum der gibiydi. Daha sonra Ferruh’u teselli etmek için şu sözleri söyledi: “Bakınız, hayatınız devam etmekte önemli olan artık sizsiniz. Şunu unutmayın iyiler her zaman kazanır. Size yardımcı olmak isterdim ama elimden bir şey gelmiyor maalesef.” dedi. Ferruh gözlerinin içini Melek’e yönelterek: “İyiler hep kaybeder, iyiler hep yok olur.” dedi. Melek, Ferruh’un geçmişte nasıl bir hayatı olduğunu bilmemekteydi. Aynı şekilde Ferruh, Melek’in nasıl bir hayatı olduğunu bilmemekteydi.

Sadece bildiği bir şey vardı, o da Melek’in madde bağımlısı olduğuydu. Ferruh, Melek’i bu maddeden uzaklaştırmak istemekteydi. Konuyu oraya getirmeye çalıştı. “Melek Hanım kaç yıldır uyuşturucu kullanıyorsunuz.” dedi. Melek’in bir anda rengi attı. Esmer teni bir anda bembeyaz oluverdi. Bir müddet odada sessizlik hakim oldu. Sonra boğazına sanki bir şey düğümlenmiş gibi alçak sesle: “Uzun yıllardan beri.” diyebildi.

Ferruh bunun üzerine anladım der gibi başını salladı. Melek’in konuşmaya devam etmesini istedi. Melek derin bir nefes alıp tekrar devam etti. “Ben bu bataklıktan kurtulmak istiyorum.” dedi. Gözleri dolmaya başladı. Ferruh, Melek’i böyle görünce dayanamayıp kendisi de ağlamaya başladı. “Melek Hanım, size bu konuda yardımcı olmak isterim. Ben doktorum, bu konuda kendinizi asla yalnız hissetmeyiniz.” diyerek Melek’i rahatlatmaya çalıştı. Melek, yanındaki adamın mesleğini öğrenmişti. Ferruh bir doktordu. Uzun yıllar bu mesleği yapmış, birkaç yıl önce bırakmıştı. Kendisini tamamen eve kapamış, yalnızlığıyla baş başa kalmıştı. Melek, belki de ilk kez hayatında tekrar güvenebileceği birinin olduğunu hissetmişti.

8. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Osmanlı Devleti

Rahip

Kalbimin senfonisi

Dünyanın en güzel camisi(1876 tarihli metin)

Öteden

Çin’in Orta Doğu’da enerji politikaları

Recep ile Nadan

Asansör Müziği ve Gastronomi

Bu şehir beni fırlatırken içim sendeliyor