Kirli Melek

Kirli Melek – 6

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öykü dizisinin 6. bölümüdür. Kirli Melek‘i daha iyi kavrayabilmek için öncelikle ilk 5 bölümü okumanızı tavsiye ederiz. Öykü, bir hayat kadınının yaşamını konu alıyor.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

Kirli Melek

Melek, kendine geldiğinde yanındaki adamın kim olduğunu çözmeye çalışmaktaydı. Ferruh ise yarı uyanık yarı uyur bir şekilde koltuğa kıvrılmış uzanmaktaydı. Melek belki de uzun yıllardır bu kadar rahat bir yatakta yatmamıştı. Bembeyaz çarşafta, bembeyaz yorganda, bembeyaz yastıkta uzun yıllardır yatıp dinlemiyordu. Yataktan çıkıp çıkmamak konusunda kararsız kalmıştı. Etrafındaki nesnelere baktı. Yattığı yatak cam kenarında, denize bakar konumdaydı.

Camdan dışarıya baktığında o eşsiz manzarayı gördü. İçindeki o korku hissi biraz da olsa gitmişti. Gözünü camdan çevirip odanın içine baktı. Duvardaki resimler dikkatini çekti. Resimlerde kullanılan ayrıntılara takılı kaldı. Ayağa kalktı masanın üzerindeki fotoğraflara baktı. Bunlar duvardaki resimlerin gerçekleriydi. Hepsinde hayatında hiç görmediği bir kadının fotoğrafları vardı. Yanında duran aynaya gözü çarptı. Eline aldığı fotoğraflara baktı. Sonra tekrar dönüp aynada yüzüne baktı.

Kendisine tıpatıp benzeyen birinin olduğunu fark etti. Birkaç dakika hareketsiz bir şekilde olduğu yerde kaldı. Elindeki fotoğrafı tekrar masaya koyup gardırobun olduğu yere doğru yürüdü. Dolabı açtığında içinin boş olduğunu gördü. Gardırobun yanındaki komodinin yanına geldi. Çekmeceleri açtı, çekmecelerin içinde odada uyuyan Ferruh’un fotoğraflarını gördü. Hızlı hızlı fotoğraflara bakıp yine yerine aldığı şekliyle koydu. Bu sırada Ferruh gözlerini açtı. Melek’i ayakta görünce bir anda uzandığı koltuktan fırladı.

Kirli Melek

Kirli Melek

“Hanımefendi, daha iyi oldunuz umarım?” diyerek yanına yaklaştı. Melek şaşırmış bir şekilde sadece “İyiyim”, demekle yetindi. Bu odaya nasıl geldiğini, nerede olduğunu, bu adamın kim olduğu hakkında bir fikri yoktu. Ferruh, Melek’in gözlerinin içine bakarak: “Hanımefendi, adınız nedir?” dedi. Melek adını unutmuş gibi beş on saniye düşündükten sonra “Melek” dedi. Sonra şu sözlerle konuşmasını sürdürdü. “Sen kimsin? Burası neresi? Benim burada ne işim var?” dedi. Ferruh küçük bir tebessümle “Adım Ferruh, burası benim evim, seni baygın halde bir kaldırım taşında yatarken gördüm, kendinden geçmiş bir haldeydin. Durumunu iyi görmediğim için hemen yanına geldim. Dinlenmeye ihtiyacın olduğunu, o anda kimseye ulaşamayacağını düşündüğüm için evime getirdim.

Recep ile Nadan

Korkuyu gördü

Melek o gün ne yaşadığını tam olarak hatırlamamaktaydı. O kaldırım taşına nasıl geldiğini, orada ne işi olduğunu bir türlü çözememekteydi. Tek hatırladığı şey o gece yüksek dozda kullandığı uyuşturucunun etkisiydi. Damarlarından vücuduna yavaş yavaş süzülen o maddenin vücudunun her yerini uyuşturduğu, başının döndüğü, gözlerinin karardığıydı.

Melek bunları düşünürken Ferruh odadan çıktı. Beş on dakika sonra içeriye girdi. “Sana yemek getirdim Melek Hanım.” dedi. Melek, hanım sözcüğünü duyunca bir an kendini tuhaf hissetti. Kendisini hanımlığa layık olarak gören hayatında daha önce hiç kimse olmamıştı. Melek: “Teşekkür ederim ama gitsem iyi olacak.” diyerek bulunduğu yerden ayrılmak istedi. Ferruh’un ısrarına dayanamayıp yemek yemeyi kabul etti. Melek yemeğini yerken Ferruh odadaki koltuğa oturup bacak bacak üstüne attı. Bir sigara tellendirdi. Sigara içerken Melek’in hal ve hareketlerini inceledi. Gözlerindeki o korkuyu gördü. Yemek yerken ellerinin titrediğini, bacaklarını hızlı hızlı hareket ettirdiğini gördü.

Onu biraz rahatlatmak adına “Melek Hanım çayınızı tazeleyebilirim isterseniz?” diyerek konuşturmaya çalıştı. Melek kafasını sağa sola sallayarak hayır demeye çalıştı. Ferruh bu kadının gerçek kimliğini, ne iş yaptığını da merak etmekteydi. Bunları sormak için konuya nereden gireceğini bilemiyordu. Bu sırada melek yemeğini yemiş önündeki ekmek kırıntılarını masasındaki peçeteyle temizlemişti. Ayağa kalkıp kapıya doğru yönelmeye başladı. Bunu gören Ferruh, Melek’i engellemeye çalıştı. “Melek Hanım kahve içer misiniz?” dedi. Melek: “Hayır, içmek istemiyordum.” dedi. Odadan çıktı. Merdivenlerden evin alt katına indi.

Kocaman geniş bir salonun ortasından geçerken gözüne yine yattığı odada gördüğü o kadının fotoğrafları çarptı. Arkasından gelen Ferruh şu sözü söyledi: “O benim karımdı.” dedi. Melek arkasını dönmeden gözlerini fotoğrafa odaklamış bir şekilde sadece “üzüldüm” demekle konuşmasını bitirdi. Melek odadan çıkmak üzereyken Ferruh tekrardan: “O benim karımdı.” dedi. Melek bu sefer yüzünü Ferruh’a dönerek “Anlıyorum seni, en azından anlamaya çalışıyorum.” dedi. Ferruh’un gözlerinin dolduğunu, sesinin buğulandığını hisseden Melek’in içi bir anda cız etti.

7. bölüm

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Alice Kitaplarında Darwinci Hiciv – 4. Bölüm

Kalbimin senfonisi

Karanlıkta aynaya bakmak

Hey taksi 8. bölüm

Ölüme sitem, Tamer Başkan anısına

Kurtuluş 7. bölüm

Zamana yolculuk 3. bölüm

Toprak ana

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Hitler Almanyası ile Türkiye’yi karşılaştırmak cahilliktir

Hükümet-i alem: Yunan harfli Türkçe metin

Sosyal liberalizm ve Sosyal Darwinizm mücadelesi