Kirli Melek

Kirli Melek – 10 (Final)

Cem İraz‘ın kaleme aldığı Kirli Melek öyküsünün son bölümüdür. Öyküyü tam olarak kavrayabilmek için ilk 9 bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

9. bölüm

Kirli Melek

Ferruh kahveyi içtikten sonra odasına uyumaya geçti. Tarık’ın hiçbir yere gitmemesi için Melek’i tembihledi. Ferruh salondan ayrıldıktan sonra Tarık ve Melek baş başa kaldılar. Tarık, Melek’e şöyle dedi: “Yengem nasıl bu kadar rahat davranıyor? Çok kıskanç biridir o. Senin burada kalmana nasıl, ne şekilde izin verdi şaşırıyorum doğrusu.” Melek ise şaşırmış bir şekilde yengesinin kim olduğunu düşündü. Ferruh’un eşinin öldüğünü bilmekteydi. Tarık’ın saçmalıklarına dayanamayarak: “Tarık ne yengesinden bahsediyorsun sen?” dedi.

Tarık ise şaşırmış bir şekilde: “Ne yengesi olacak Ünzile yengemden bahsediyorum. Dayımın karısı olan Ünzile, burada değil mi?” Melek, Tarık’ın yengesinin öldüğünden haberi olmadığını düşünerek onu üzmek istemedi kafasını sallayarak yok anlamında cevap verdi. Tarık saçlarını karıştırarak: “Geçen gün haberleştik internetten, dayımı sorduğumda iyi olduğunu söyledi. Hatta yakında ziyaretinize geleceğim dediğim zaman çok sevineceklerini söyledi. Şimdi buraya geliyorum, Ünzile yok, onun yerine sen varsın… Dayım, sanki hiçbir şey olmamış gibi yaşantısına devam ediyor. Melek, neler oluyor bu evde?”

Tarık’ın bu sözlerinden sonra Melek neye uğradığına şaşırdı. Ferruh’un karısının öldüğünü düşünmüştü. Çünkü ilk başlarda Ferruh’un sözlerinden bunu çıkarmıştı. Şimdi Tarık’ın dedikleri mi doğruydu, Ferruh’un dedikleri mi doğruydu bilememekteydi. Tarık’a şöyle dedi: “Tarık, dayının sözlerinden ben yengenin öldüğü düşüncesine vardım. Hatta üzülmemesi için soru bile sormadım bu konu hakkında. Ortada büyük bir durum var. Ferruh, karısının öldüğünü mü düşünüyor yoksa?”


Tarık, suratını kaşıyarak düşünmeye başladı. Cebinden bir sigara çıkardı. Yanındaki küllük ve çakmağı da yanına aldı. Sigarayı yaktı, derin bir nefes çekti içine. Sonra böyle bir şeyin nasıl olabileceğini düşünmeye başladı. Ünzile’nin kendisine hiçbir şey demediğini adı gibi bilmekteydi. Dayısının rahat tavırları, Ünzile’nin evde olmayışı Tarık’ın içine kurt düşürmüştü.

Karısı gerçekten yaşıyor muydu?

Melek ise ne yapacağını düşünmeye başlamıştı. Eline geçen bu imkanı bir daha bulamayabilirdi. Tarık’ı orada öldürerek uzaklaşmak en güzel çözüm olabilirdi fakat aklındaki diğer bir soru şuydu: Ferruh’un karısı gerçekten yaşıyor muydu? Yaşıyorsa neden Ferruh öyle demişti? Yaşamıyorsa Tarık ile nasıl konuşabilirdi? Bu çelişki içinde ne yapacağına tam karar veremedi. Tarık’a dışarı çıkacağını söyledi. Melek dışarı çıktı. Uzun zaman sonra kendisini bir boşlukta hissetti. Ferruh ve Tarık’ın dediklerini aklına getirdi. Hangisinin doğru söylediğini tahmin edemedi. Ferruh’a inanmak istemekteydi. Fakat Tarık’ın da kendinden emin konuşması, olaydan haberinin olmaması onun da doğru söylediğine işaretti.

Melek biraz nefes aldıktan sonra tekrar eve geldi. Yüzündeki o karamsarlık gitmiş gibiydi. Tarık koltukta sızmış kalmıştı. Kendisi de gidip odasına yattı. Sabah uyandığında Ferruh ve Tarık’ın salonda oturmuş keyifli keyifli konuştuklarını gördü. Onların bu keyifli halini görünce iyice sinirlenmeye başladı. İkisinin de bir oyunun parçası olduğunu düşünmeye başladı. Tarık’ın rahat tavırları, Ferruh’un kahkahaları Melek’i darmadağın etmekteydi.

Kendisi de gidip yanlarına oturdu. Onları izledi, zaman zaman onlar gibi kahkaha atmaya başladı. Ferruh şöyle bir cümle kullandı: “Melek, bak bu Tarık var ya bu Tarık bir süre mitomani ile boğuştu ancak şuan çok iyi görünüyor.” dedi. Ferruh’un bu sözü Melek’i adeta rahatlatmıştı. Melek kendince şu kanıya varmıştı. Tarık’ın yalan söylediği, Ferruh’un karısının yaşamadığıydı. İçi rahatlamıştı.

Melek derin bir nefes alarak mutfağa doğru gitti. O sırada içeriden derin bir gürültü koptu. Tarık cebindeki bıçağı Ferruh’un kalbine saplamış, Ferruh kanlar içinde yere yığılmıştı. Can çekişmekteydi, son sözlerini söylemek üzereyken Melek’in içeri girdiğini gördü Melek’e diyebildiği tek şey şu oldu: “Adın gibi ol Melek…” bu sözden sonra gözlerini yumdu. Tarık ve Melek salonda baş başa kaldılar. Elindeki bıçağı yere atan Tarık evden uzaklaşmak istedi.

Melek olayın şokuyla neye uğradığını şaşırdı. Tarık’ın evden kaçtığını görünce yanında duran vazoyu Tarık’ın kafasında kırdı. Tarık yere düştü. Kafasından kanlar gelmeye başladı. Bir tarafta Ferruh’un cansız bedeni diğer tarafta kafasından kanlar akan Tarık… Eli ayağı titremeye başladı. İki cansız bedenle bir odada durmaktaydı. Ferruh’un cansız bedenini sürükleyerek bir odaya taşıdı. Tarık’ın ise yaşayıp yaşamadığını tam olarak öğrenmek için nabzına baktı. Tarık’ın yaşadığını öğrenince biraz sevinir gibi oldu. Ellerini, ayaklarını bağladı.

Aynanın İçinden satranç Motifi

İntikam arzusu

Beklediği o an gelmişti. İntikam arzusunu gerçekleştirmek. Çekiç, çivi, tornavida, testere… Eline ne geçtiyse aldı ve odaya getirdi. Bir kova suyu doldurup Tarık’ın kafasından aşağıya döktü. Yarı bir baygın şekilde kendine gelmeye çalışan Tarık, karşısında Melek’i ve elindeki aletleri görünce içine bir ürperti geldi. Melek’i yumuşatmaya çalıştı ancak başarılı olamadı.

Hayatının en güzel yıllarını elinden alan adamı bulan Melek ona en ağır işkenceleri yapmaya hazırdı. Sandalyeye oturtu. Önce parmaklarını kırdı, sonra tırnaklarını söktü. Acı içinde kıvranan Tarık’ın sözü şu oldu: “Melek, Ünzile birazdan gelecek kocasını ve yeğenini öldürdüğünü görecek, bırak beni gideyim hatta sen de git. Kimsenin haberi olmadan gidelim buradan.” dedi. Melek, Tarık’ın bu sözleri üzerine hiçbir yere gidemezsin bakışı atarak diz kapaklarına çekiçle sert bir şekilde vurdu.

Tarık acı içinde kıvranarak sandalyeden zıpladı. Melek Tarık’a alıcı gözüyle tekrar baktı. Kolları dikkatini çekmişti. Yanında getirdiği aletlerin içinden iğneyi hızlıca aldı. Tarık’ın evde bulunduğu gece dışarı çıkan Melek eski tanıdıklarından uyuşturucu aldı. Tarık’ın da bu anı yaşaması gerektiğini düşünerek hızlıca iğneyi Tarık’ın koluna batırdı. Tarık vücuduna giren maddenin etkisiyle kendinden geçmeye başladı. Melek eline aldığı delici bir aleti Tarık’ın gözüne soktu. Kulağının tekini kesti. Acılar içinde kıvranan Tarık halen: “Ünzile gelecek seni görecek, bırak beni gideyim kaçalım buradan” diyerek yalanını devam ettirmekteydi. Melek’in ise artık hiçbir şey umurunda değildi. O, alacağı intikam arzusunu aylarca, yıllarca beklemişti. Artık kim gelirse gelsin umurunda değildi.

Bugün ölecek

Tarık aşırı kan kaybından ölmüştü. Melek kendini artık temizlenmiş hissetmekteydi. Ferruh’un odasına girdi. Ferruh’un cansız bedenine baktı. Telefonunun çaldığını duydu. Korkuyla karışık telefona uzandı. Bilinmeyen bir numara telefonu çaldırmaktaydı. Telefonu açtı. Telefondaki kadın şöyle dedi: “Ferruh, evindeki kız verdiğin tarihe göre bugün ölecek. Onun içtiği şaraplara kattığın zehirli ilaçların etkisi bugün kendini gösterecek. Eee Doktor Ferruh olmak kolay değil, Ünzile’nin kocası olmak kolay değil. Ünzile’n seni sonra yeniden arar, iyi bak kendine…” Melek için artık her şey çok geçti. Yaşamak için belki de son saatleriydi. Üstündeki her şeyi çıkardı. Odasına geçti ve yatağa uzanarak ölüm saatini bekledi…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Recep ile Nadan

Zamana yolculuk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Haziran

Kurtuluş

Toprak ana

Benim Öyküm