Hürriyet Bayrakları

Hürriyet Bayrakları – Ömer Seyfettin

Ömer Seyfettin, Türk Edebiyatı’nın önde gelen yazarları arasındadır. Hürriyet Bayrakları, Ömer Seyfettin’in en tanınmış eserleri arasında yer alıyor. Türkçede sadeleşmenin savunucusudur. Romancılıktan ziyade hikayecilik yönü daha ağır basar. Türkçülük akımının kurucularındandır. Ömer Seyfettin, “Hürriyet Bayrakları” adlı hikayesinde okuyucuya bir mesaj verme gayesi içerisindedir.

Hikayenin kahramanı Demirhisar’dan Cumayibala’ya geç ve yorgun gelir. Sabah otelde bulunduğu sıralarda zurna ve davul seslerine karışan naralar, türkülerle uyanır. Dışarıda (10 Temmuz 1324) – (23-24 Temmuz 1908) İkinci Meşrutiyet‘in ilanın kutlaması vardır. Bu kutlamaların amacı önemlidir. Osmanlıcılık fikrinin yaratılması ve farklı etnik kökenlerin bu çatı altında toplanılması düşünülmüştür. Pencereden dışarıya bakan kahramanımız Bulgarların gülümsediğini, Yahudilerin sevindiğini görür. O dönemler de askeri geçit törenleri, marşlar kutlamalar için vazgeçilmez öğelerdir. Halk bu törenleri büyük heyecanla izler, hatta tören sırasında  kendini aşırı derecede kaptıranlar bile olur. Bu durumu hikayede kahramanımız şöyle anlatır:

Arş ileri, arş ileri!

Alalım düşmandan eski yerleri…

nakaratını o kadar candan ve gönülden haykırıyorlardı ki, önümden geçtikçe hepsinin zayıf boyunlarında ince damarcıklarının şiştiğini, feslerinin altından kırmızı terler aktığını görüyordum.” (Ömer Seyfettin, 1980:109).

Hürriyet Bayrakları

Tüm bunlara rağmen artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Osmanlı Devleti eski ihtişamında değildir. Yapılan savaşlarda zaferlerden çok yenilgilerle anılıyordu. O dönemlerde tabir edilen “hasta adam” yani Osmanlı, dönemin yazarlarını da derinden etkiler. “Vatanımın, Türkiye’nin bu mutlakla öleceğine iman edilen hasta adamın hayatını düşünüyor, yeise pek benzeyen acı bir hisle bütün zihniyetimin büzüldüğünü, işlemez bir hale geldiğini duyuyordum.” (age., 110). Hikayenin anlatıcısı milli şenliği görmek için yola çıkar. Yolda bir mülazımla karşılaşır. Sohbet ederler. İkisi de aynı yere gitmektedirler. Mülazım, 10 Temmuz’a değer veren birisidir. Hatta bir günün bu kutlama için az bile olduğunu söyler. Çünkü bu bayramın Osmanlı milletinin bayramı olduğunu söyler.

Bilindiği gibi Osmanlıcılık, devletin siyasi birliğini sürdürebilmesi düşüncesiyle oluşturuldu. Devlet bir bütün olarak gözetildi ve din, dil, ırk ayrımı yapılmaksızın herkese eşit bakıldı. Dolayısıyla Türk, Arap, Rum, Bulgar, Sırp, Ermeni, Yahudi, Arnavut… hepsi Osmanlı sayılırdı. Ancak kahramanımız bu görüşe karşıdır, bütün bunların ayrı birer millet olduğunu söyler. İşte bu aşamada Osmanlıcılık fikrinin başarısız olduğu ortaya çıkmaktadır. Mülazım ile kahramanımız arasında bir görüş ayrılığı ortaya çıkar. “Osmanlılık kelimesinin düveli bir tabirden başka bir şey olmadığını, Rumların, Bulgarların, Sırpların, bütün o eski esirlerimiz olan bugünkü uyanık milletlerin Türklerden intikam almak ve kendi öz kardeşleriyle, Balkan hükümetleriyle birleşmekten daha tabii, daha makul, daha mantiki, daha haklı mefkureleri olmayacağını anlattım. Lakin mülazımın anlamadığını gözlerinden, birden coşmasından pek iyi anlıyordum.” (age., 114). Millet duygusunun, milliyet duygusunun olduğu yerde Osmanlıcılık fikrinin başarılı olması elbette beklenemez.

Bir süre sonra bir Bulgar köyü görürler. Mülazıma göre Bulgarlar en sadık Osmanlılardır. Komitacılarla hiç münasebetleri yoktur ve 10 Temmuz’u en mukaddes bir gün bilirlermiş. Köydeki evlerden birinin önünde bayrak görünce mülazım sevinir o bayrakların 10 Temmuz’u kutlamak için asıldıklarını düşünür, köye vardıklarında bayrak gibi görünen şeyin, bir bayrak değil kurutulmak üzere asılan kırmızı biber olduğunu görürler. Köydeki Bulgarlar onlarla ilgilenmez, mülazımın “kolay gelsin” demesine karşılık Bulgar sert bir küfür kadar çirkin şive ile “-Nezman Türkçe bre…” yani Türkçe bilmiyorum diye haykırırlar. Sonuç olarak mülazım büyük bir hayal kırıklığı yaşar.

Ömer Seyfettin’in Hürriyet Bayrakları benzeri yazılarında halkı bilinçlendirme, halka bir şeyler katmanın derdindedir. Türklüğün bilincinde olmamız gerektiğini hissettirir. Meşrutiyet için sevinen zihniyeti alttan alta eleştirir.

Kaynaklar:

Ömer Seyfettin. (1980), Bütün Eserleri 3, Bilgi Yayınevi, İstanbul.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası