Eşekli Kütüphaneci

Fakir Baykurt – Eşekli Kütüphaneci

Fakir Baykurt’un kaleme aldığı Eşekli Kütüphaneci adlı roman, Ürgüp’ü görmeye gelen Yunanlı Dimitrios’un gözünden konu edilmektedir. Romanda üç öykü birbirine sarılıdır. Birincisi, Larisalı Dimitrios ile Ürgüplü Azizin, bu kentleri kardeş yapma çabaları. İkincisi Mustafa Güzelgöz‘ün hikayesi. Üçüncüsü ise yöresel bir aşık olan Refik Başaran’ın kısa yaşamıdır.

Fakir Baykurt’un Eşekli Kütüphaneci adlı eseri onun son çalışmasıdır. Romanın ana karakterlerinden birisi Mustafa Güzelgöz’dür. Mustafa Bey’de oldukça yoğun bir kitap sevgisi vardı. Bu kitap sevgisinin herkeste olmasını gerektiğini düşünüyordu. Bunun için elindeki tüm imkanları seferber eder. İlk olarak Harf devrimi sonrasında kütüphanenin rutubetli bir odasına atılmış olan Osmanlıca kitapları çıkartarak kurtarır. Yakın çevresinden eş, dosttan kitap bağışlamalarını ister. Topladığı kitapları eşeğe yükleyerek köy köy dolaşarak halka dağıtır. İki haftada bir gider yenilerini verirdi. Roman, bir bakıma okumanın gerekliliğine vurgu yapar. İnsanların kitap okuyarak kendi ufkunu geliştireceğini, bilgileneceğini, ülkenin daha ileri seviyelere gideceğini hissettirmek ister. Okumak bilgilerimizi geliştirir, olayları kavrama yeteneğimizi ilerletir, bakış açımızın farklı olmasını sağlar.

Okumanın yaşı, cinsiyeti yoktur. Herkes eşit şartlarda olmalıdır. Mustafa Güzelgöz’de bu düşüncede olan birisidir. Bulunduğu çevreye ve yakın köylere okumaları için kitaplar taşır. Her eve her çocuğa kitaplar dağıtır. Kütüphaneler açılır. İnsanların okuma alışkanlıklarını buralarda gerçekleştirmesinin daha güzel ve daha anlamlı olacağını düşünür. Ancak kadınlar bu konuda biraz geri planda kalır. Onlar sadece ev işleri ve çocuklarla ilgilendikleri için kitap okumaya veya başka işlerle uğraşmaya vakit ayırmakta zorlanırlar. Bu durumu gören Mustafa Bey buna bir çözüm bulur. “Makine kullanmayı bilen kadınların yardımıyla dikiş kursları açılır. Kadınların kurs vakitlerinde göz önüne dikiş, nakış, moda, yemek yapımı ve çocuk bakımı ile ilgili kitaplar konarak kadınların ilgi alanlarına ve ihtiyaçlarına yönelik kaynaklar sunulur. Böylece köylü kadınlar kütüphanelere çekilerek okuma alışkanlığı kazandırılmaya çalışılır (İleri ve Talipoğlu, 2007).” Erkekleri ise kütüphane yerine kahvehanelerde zaman geçirmektedir. Mustafa Güzelgöz buna da bir çözüm bulur. Köylüyü kütüphaneye çekebilmek için gurbetçilerden toplanan yardımlarla kütüphaneye radyo konulur. Bu düşünce sonuç verir ve köyün erkekleri kütüphaneye gelmeye başlar. Radyoyu kütüphanede dinlemeye başlarlar. Kütüphanelerin sosyalleşme aracı olarak kullanılması ayrıca önemlidir. Mustafa Güzelgöz’ün bu çalışmaları, o dönem insanları için bulunmaz bir nimet gibidir. Köylere yaptığı yardımlar sayesinde halk daha da bilinçlenerek dünyaya farklı bakmaya başlarlar. Sadece kitap alanında onlara destek çıkmamıştır. Farklı alanlarda da onların yanında olmak istemiştir. O insanları seven, insana değer veren bir karakterdir. Ülkedeki herkesin bilinçli birey olmasından yanadır. Dolayısıyla gencinden yaşlısına herkesin bilgili olmasını ister. Unutulmamalıdır ki okuyan, anlatan bir topluluk her zaman ileri seviyelere taşır kendini. Hatta sadece kendini değil, ülkesini de ileriye taşır, gelecek topluluklara örnek olunmasını teşkil eder. Yapılan işler gerek ülkede gerekse dünyada yankı uyandırır. Bu durumu İleri ve Talipoğlu şöyle açıklamıştır.

“Güzelgöz , 1967 yılında Amerikan büyük elçisinin Ürgüp’e yaptığı gezide, kendisinin karşılayarak yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verir. Gördüklerinden etkilenen büyük elçi kütüphaneye bir pikap araç hediye eder (İleri ve Talipoğlu, 2007).”

Bürokrasi sistemi de alttan alta romanda işlenmiştir. Devlet kademelerindeki bireylerin doğrular karşısındaki sessizlikleri ve buna itiraz etmemeleri içler acısıdır. Ancak her şeye rağmen Mustafa Güzelgöz’ün ülkesindeki insanlar için hayatını adaması ve yoktan var etmesi büyük başarıdır. Ayrıca Yunan ve Türk dostluğunun çok öncelerden beri var olduğunu yazar zaman zaman okura sunmuştur. Bazı şeylerin öncelerde kaldığını belirtmiştir. Yıllarca ülkemizde yaşayan Yunanlılar daha sonra ayrı topraklarda bir ülke kurmuşlar ve bu aramızda olacak düşmanlığa sebebiyet vermemelidir. Geçmiş geçmişte kalmıştır, yazar bunu çok güzel bir dille okurlarına sunmuştur. İşte bu yüzden Larisalı Dimitrios’la Ürgüplü Aziz’in bulundukları kentleri kardeş kent yapma arzuları da ayrı bir önem taşımaktadır.

Fakir Baykurt’un bu son eseri okunası kitaplar arasında yer almaktadır…

Kaynaklar:

Baykurt, F., 2015, Eşekli Kütüphaneci, Literatür Yayıncılık.

İleri, A. ve Talipoğlu, T., 2007, Eşekle Gelen Aydınlık, Anfora Yayıncılık.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Mustafa_G%C3%BCzelg%C3%B6z

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

Hüseyin Rahmi Gürpınar Gulyabani

Gürpınar’ın Şeytan İşi Romanında Toplumsal Meseleler