Dürdane Hanım

Dürdane Hanım roman tahlili

Ahmet Mithat Efendi’nin Dürdane Hanım Romanı üzerine bir çalışma hazırladık. Bu hafta, Ahmet Mithat Efendi’nin Dürdane Hanım adlı eserini inceleyeceğiz. Ahmet Mithat Efendi döneminde olduğu kadar günümüzde de severek ve ilgiyle okunan eserleri bizlere bırakmıştır. Ancak Batılı örneklerin ülkemize yeni girmesi sebebiyle ortaya konulan yeni türlerde birtakım sıkıntılar meydana gelmiştir. Ahmet Mithat’ın romanlarındaki temel problemlerden birisi, roman akışı içerisinde varlığı belli ettirmesidir. Dürdane Hanım kimin eseridir? Dürdane Hanım türü, Dürdane Hanım roman tahlili ve Dürdane Hanım konusu nedir gibi hususları aydınlatacağız.

Gerek romanlarının başından veya ortasında, gerekse romanlarının sonunda bu durum göze çarpabilmektedir. Batı’dan alınan roman tekniklerini kendilerine göre uyarlamaya çalışan ilk dönem sanatçıları, ister istemez metin içinde varlıklarını hissettireceklerdir. Bunun asıl sebebi de Türk Edebiyatı’nı kendi içerisinde değerlendirdiğimizde hikayecilik veya meddahlık geleneği ile ilişkisinin olduğunu söylememiz mümkündür. Ahmet Mithat’ta hikayecilik, meddahlık anlatısını roman üzerinden okuyucuyla buluşturmuştur. Ancak bu romanın tekniği bakımından bazı eleştirmenler tarafından kusur sayılmaktadır. Dürdane Hanım kimin eseridir? Dürdane Hanım türü, Dürdane Hanım roman tahlili ve Dürdane Hanım konusu nedir gibi hususları aydınlatacağız.

Dürdane Hanım adlı romanda da böyle bir durum vardır. Anlatıcı romanın belirli kısımlarında araya girerek sorular sorar, anlattığı kişileri sanki daha önce tanıyormuşuz gibi davranır. 

Semtlerinde Ayşe Ebe adıyla ünlenen bir ebe hanımın başına gelen acayip hadiseyi işittiniz mi? Bir başka örnek vermek gerekirse Boğaziçi’nde oturan Ulviye Hanım’ı duydunuz mu bilmiyorum.

Karakterlerin birbirleriyle ilişkisi

Yazar, roman boyunca anlatılan karakterlerin birbiriyle ilişkisi olduğunu hissettirmemeye çalışsa da dikkatli bir okuyucu bunun farkına hemen varacaktır. Roman anlatı tarzı bakımından yer yer birbirinden bağımsız ve kopuk bir şekilde işlense bile Ahmet Mithat karakterleri dolaylı yollarla neden-sonuç bağlamında göstererek bir araya toplamaya çalışmıştır. Romanın başlarında yazar karakterleri okuyucuya tanıtmaya çalışır. Bunlar Acem Ali Bey, Sandalcı Çerkez Sohbet ve Papaz Oğludur. Acem Ali Bey, on sekiz on dokuz yaşlarında gösteren bir delikanlıdır. Vücudu narin, boyu uzun, elleri küçük olduğu halde şaşırılacak derecede güçlü birisidir. Görenleri etkileyen bir yüzü, tertemiz yüzlü insanı kendine çekebilen bir yapısı vardır. Papaz Oğlu hırsızdır. Sandalcı Çerkez Sohbet ise Acem Ali Bey ile arkadaştır.

Dürdane Hanım

Yazar, ikinci bölümün anlatısında sanki bu karakterlerin hiçbirinin adı geçmemiş gibi farklı bir anlatı ile farklı karakterleri okurla buluşturur. Ayşe Ebe’nin  macerası ve yaşananları okuyucuya anlatır. Romanın karakterlerinden olan ve ilerleyen bölümlerde üzerinden mesajlar verilecek olan Dürdane Hanım’ın evine gizlice getirilir ve Dürdane Hanım’ın doğum yapmasına yardımcı olur. Ayşe Ebe’yi oraya getirenler esasında belli olsa da yazar bunu merak uyandırılması bakımından ilk esnada söylememeyi tercih eder. Ayşe Ebe’nin kaçırılması esnasında söylediği sözlerden aslında bu anlatılan kişilerin Acem Ali Bey, Sandalcı Sohbet ve Papaz Oğlu olduğu anlaşılmaktadır.

Birisi gayet genç ve şivesine bakılırsa ya Arap, ya Acem olduğu anlaşılan bir adam olup, diğeri orta yaşlı, üçüncüsü ise orta yaşlı iyi giyimli bir adam ki bu üçüncüsü bir Rum gibi konuşuyordu.

Dürdane Hanım türü

Üçüncü anlatıda da tıpkı diğer kısımlarda olduğu gibi birbirinden bağımsız ama bir neden-sonuç ilişkisi içerisinde birbirine bağlanarak dizayn edilmiş bir anlatı yöntemiyle karakterler birleştirilecektir. Bu kısımda göze çarpan kişi Ulviye Hanım’dır. Ulviye Hanım babası ölünce ihtiyar annesiyle birlikte orta halli bir yalıda yaşarlar. Yaş olarak yirmi yedi, yirmi sekiz yaşlarındadır. Esmer tenli, yüzü ve vücudu biçimlidir. Terbiyesi ve nezaketi yalnızca görünüşte değildir. Aynı zamanda iyi bir eğitimde almıştır. Babası kızın eğitimine önem vermiştir. İyi bir Farsça ve Arapça’dan sonra İnglizce’yi de öğrenmesini sağlamıştır.

Esasında Ahmet Mithat burada okumanın yaşı, cinsiyeti olmadığına dair alttan alta mesaj vermiştir. İngilizce meselesi önemlidir çünkü Batı ile temaslar halinde olan Osmanlı Devleti’nin artık dil problemini de çözmesi gerektiğinin farkındalığına vurguda bulunulmuştur. Tanzimat döneminde gazeteler ve tercüme odaları bir nevi yazar ve sanatkarlar açısından okul görevini üstlenmektedir. Tercüme odalarında yabancı dil öğrenen yazarlar, gazetelerde halka bir şeyler anlatma derdinde olan sanatkarların varlığı unutulmamalıdır. Bu bakımdan yazar Ulviye Hanım üzerinden okuyucuya ince ama güzel bir mesaj vermektedir.

Dürdane Hanım İngilizce

Bu mesajda eğitim meselesi, dil meselesidir.

Nihayetinde Ulviye Hanım, korkak tiplerden değildir. Hele daha Mısır’da iken tanıştığı ihtiyar bir İngiliz doktor sık sık yalıya gelerek Ulviye Hanım’la uzun uzun sohbet eder. Fakat bu İngiliz, Ulviye’nin dedesi yaşında olduğundan, görünüşe bakılırsa sırf İnglizce’yi unutmamak için doktorla görüşmeye devam etmiştir.

Edebiyata meraklıdır. Roman, tiyatro, şiir alanında ne yayınlanırsa hepsini alır didik didik eder. Bu hali kimi dedikoducuların ekmeğine yağ sürer; özellikle Ulviye’nin bazı yazarlarla görüşüp konuşması dedikoduları ayyuka çıkarır. Romanın daha önceki kısımlarında anlatılan Dürdane Hanım ile Ulviye Hanım eserin bu kısmıyla beraber adları çok anılacak iki karakter olarak romandaki yerlerini muhafaza edeceklerdir.

Ulviye Hanım

Ulviye Hanım ile Dürdane Hanım’ın evleri birbirine yakın mesafededir. Ancak yalı komşuları olsalar bile birbirleriyle konuşmazlar. Ahmet Mithat durumu şöyle özetler.

Zaten nasıl olabilir ki; birisi yirmi yedi, yirmi sekiz yaşlarında bir taze dul ve diğeri on yedi, on sekiz yaşlarında bakire bir kız olmasının yanında Ulviye gayet rahat, Dürdane ise gayet utangaç yetiştirilmiş olduğundan hiçbir huyları birbirine benzemez.

Kadın karakterler bakımından Ulviye ve Dürdane hem yaş bakımından hem de bilgi birikim veya yaşantı bakımından uyuşmayan zıt karakterlerdir.

Ölüme yergi, Tamer Başkan anısına…

Anlatıcı zaten Ulviye’yi anlatırken “Şeytan” ibaresini kullanır. Dürdane Hanım ise içe kapanık, daha pasif, girişken olmayan, sevdiği adam tarafından aldatılmasına rağmen  ondan vazgeçmeyen, saf ve cahilliği ile öne çıkan birisi olarak gözümüzde canlanmaktadır. Ulviye Hanım okuduğu hikayeler ve romanlarla yetinmez ve farklı arayışlar bulmaya çalışır.

Lakin şeytan Ulviye, yalnız hikaye kitaplarında okuduğu romanlarla yetinmeyerek bir de yaşanmakta olan bir romanın gidişatını seyrederek eğlenmek ister. Bu romanın en önemli kahramanın da Dürdane Hanım olabileceğini düşünür.

Dürdane Hanım roman özellikleri

Romanda abartmalara ve olağanüstülüklere de yer verilmektedir. Bunu Ulviye Hanım üzerinden yansıtır. Normal şartlarda bir kadının yapabileceği işler veya kaldırabileceği yük bellidir. Lakin Ulviye’de bir olağanüstülük hakimdir. Bir kadının tek başına yapamayacağı işleri tek seferde ve takıntısız bir şekilde yapması dikkat edilecek hususiyetler arasındadır.

Genç kadın o zamana kadar kendisinde böyle olağanüstü bir kuvvetin olduğunu hiç bilmiyorken şu kuvvete kendisi de şaştı ama birdenbire bu güce pek güvenmedi. Denemek için merdiveni birkaç adımlık mesafeye kadar taşıyınca bahçıvan kadar zorlanmadığını görüp daha da cesaretlendi.

Kendisindeki bu gücü fark eden Ulviye’nin yaptığı ilk iş erkek kılığına girmek olacaktır. Böylelikle kılık değiştirerek tanınmayacak ve Dürdane Hanım’ı daha yakinen takip edebilecektir.

Recep ile Nadan

Ulviye hem güç olarak, hem de fikir ve düşünce yapısı olarak romanın üst karakterleri arasında olacaktır. Onun şeytani fikirleri, kafasına koyduğu şeyleri yapmasına vesile olacaktır. Olanı biteni dinlemek için ses iletme cihazlarını kullanacaktır. Böylelikle Dürdane’nin ne yaptığını, odasında bulunan genci, ismini ve yaşanan tüm gelişmeleri daha rahat ve gizlilikle öğrenebilecektir. Romanın ilerleyen kısımlarıyla beraber okuyucu Ulviye Hanım’ın aslında Acem Ali Bey’de olduğunu görecektir. Dolayısıyla romandaki bu karakterin aslında tek bir kişiyi temsil ettiğini anlarız. Gerçekte olan Ulviye Hanım’dır. Onun gizlenmiş ve kılık değiştirmiş hali ise Acem Ali Bey’dir.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

Dürdane Hanım’da zıt karakterler

Dürdane Hanım’ın etrafındaki iki erkek birbiriyle taban tabana zıt iki karakter olarak karşımıza Mergub Bey ve Memduh Bey çıkmaktadır. Bu iki karakter genel çerçeveden bakıldığında Mergub Bey’in başına buyruk hareketleri ve gününü gün etmesi, Dürdane’den istediği her şeyi aldıktan sonra ona karşı ilgi ve alakasının azalması buna mukabil olarak Memduh Bey’in Dürdane Hanım’a karşı sonsuz bir sevgi ve aşkla bağlılığı, hep onu düşünmesi, onun mutluluğu için Dürdane’den ayrı kalması, romandaki bu iki erkek karakterin birbirinden ayrı ve aykırı iki insanı temsil ettiğini göstermektedir. Bir tarafta züppe Mergub Bey, diğer tarafta aşk insanı Memduh Bey vardır. Bu ikili arasında Dürdane Hanım ise tercihini hep Mergub Bey’den yana kullanması ise romandaki bu kadın karakterinin bir bakıma saflığını, cahilliğini göstermektedir. İlerleyen kısımlarda Mergub’tan intikam almak istediğini belirtse de, yine ona bir şey yapamaz ve kendi kendini cezalandırır, ona da bu acı ile bir ömür yaşama ızdırabını vermek ister.

Aşk ve intikam

Aşk, intikam ve adalet üçgeni içerisinde ilerleyen bu roman, roman tekniği bakımından her ne kadar kusurlu yanları olduğu varsayılsa bile, dönemi açısından büyük önemi olduğunu söylememiz gerekir. Özellikle Ahmet Mithat’ı roman türünün ilk evresi içerisinde değerlendirildiğinde toplumsal sorunlara değinen, halka bir şeyler aşılamaya çalışan biri olarak görmek ve ona göre bir bakış açısı etrafında romanı değerlendirmek esas alınmalıdır.

İlgi çekebilecek yazılar:

Adil Salih tablolarına dair

Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası

Gürpınar’ın Şeytan İşi Romanında Toplumsal Meseleler

Dirilen İskelet Romanında Din ve Bilim Çatışması

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası