bir hatıra defteri

Bir Hatıra Defteri 2. Bölüm

Cem İraz’ın eseri olan Bir Hatıra Defteri hikayesinin 2. bölümüdür. Öyküyü tam manası ile kavrayabilmek için öncelikle ilk bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

Bir Hatıra Defteri

İlhan, her gün biraz daha yaşlanıyordu. Saçlarına aklar düşmüştü. Derdini, sıkıntısını dinleyecek birini aramaktaydı. Kendini çıkılmaz bir yolun içinde hissetmekteydi. Ağlamıyordu, ağlasa kendini tutamazdı. O, içinde yaşıyordu her şeyi. Mutluluğunu, mutsuzluğunu, sevincini, kederini hemen hemen her şeyini hep içinde yaşıyordu. Eskisi kadar konuşmuyordu. Eve de pek gitmez olmuştu. Eve gidince bunalmaktaydı. Kafasını dağıttığı tek yer iş yeriydi. Sabahtan akşama kadar çalışmaktaydı. Akşam iş çıkışı her zaman gittiği meyhaneye gider birkaç duble rakı içerdi. Kendi kederini, sıkıntısını içtiği rakıda unuturdu. Kendi kendine masasında duran rakıyla konuşur: “Beni anlayan, bana her şeyi unutturan sensin.” derdi. İlhan, iki üç saatte olsa geçici bir mutluluğa ya da hissettiği o acıyı unutmaya razıydı. Meyhanede çıktığında gece 1-2 olurdu. Eve de gitmediğinden bakımsızlaşmaya başlamıştı. Saçları uzamış, sakallarından suratı görünmez hale gelmişti.

İlhan, üniversiteden arkadaşının evine gider orada kalırdı. Kendisini belki de masasındaki rakı kadar anlayan ama bu sefer kanlı canlı bir dostu olduğunu bilirdi. Ertan, İlhan’ın en yakın arkadaşlarından birisidir. İlhan’ın bu durumuna çok üzülmekteydi ama elinden bir şey gelmemekteydi. İlhan, Ertan’ın yanına çoğu kez sarhoş bir şekilde gelmeye başlamıştı. Ertan’a hep şu sözleri edince Ertan, İlhan’ın sarhoş olduğunu anlardı:

Çekip gitmek istiyorum

“Yazmadı değil mi? Değer miydi peki buna? Keşke beni duyabilse be abi… Kimse onun gibi bana bakmadı biliyor musun? Ben de kimseye ona baktığım gibi bakmadım. Onun bakışları çok farklıydı… Kimseyi sevemem ben onu sevdiğim gibi. Elimden uçup gitti be Ertan… Terk etti beni… Tutamadım onu yanımda. Oysaki ben onunla vardım onu adeta yaşıyordum. Şu halime bak be Ertan, saçlarım bile beyazladı. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Dünyanın en güzel kadınını getir yanıma koy, dönüp ilgilenmem bile çünkü benim sevdiğim, benim sevdiceğim o kadınlar değil… Kimse kalmadı benim hayatımda artık.

Çekip gitmek istiyorum şu şehirden. Bana ne dedi biliyor musun? Beni bir daha arama, sorma, yazma. İstemiyorum seni. Suçum neydi peki? Onu aldatmışım. Hayali insanlarla ben onu nasıl aldatabilirim. Ne görüştüm ne yazıştım böyle bir şeyin olmadığını o da biliyor ama bu ayrılığın adını kesinleştirmek adına güzel bir fırsatı değerlendirdi belki de. Evet ona gereken ilgiyi gösteremedim, suçumu kabul ediyorum. Madem seviyordun niye gerçek sevgini belli etmedin ki kıza? Bu soruyu kendi kendime sordukça çok kızıyorum. Gitti benim bebek kokulum, benim güzel yüzlüm. Abi, bensiz mutlu olacaksa tek olsun o zaman ben ona da razıyım. Onun mutluluğu belki beni de mutlu eder bilemeyiz ki. Acaba şuan ne yapıyordur?

O soğuk havalara dayanamaz

Yazmak geliyor içimden yazamıyorum. Çünkü yazmaya cesaretim yok. Bana, beni bir daha arama dediği için yazacak yüzüm de yok. Çok üzdüm onu çok… Havalarda artık soğumaya başladı soğukta hasta olmasın sakın? O, soğuklara dayanamaz ki çabuk hasta oluyor. Vücudu dirençsiz. Saçlarını kurutmadan dışarı çıkıyor, sonra başım ağrıyor derdi acaba yine öyle mi yapmakta? Böbrek taşı düşürecekti defalarca doktora git diye yalvarmıştım acaba bunun için en son ne yaptı? Evde mutsuzdu, alışamamıştı evdekilere arası nasıl acaba evdekilerle? Ertan sana bir şey diyeyim mi, acaba o da şuan beni düşünüyor mudur?

Düşünse yazardı zaten dersin sen şimdi… Hiçbiriniz beni anlayamazsınız abi, bu acıyı yaşamadan bilemezsiniz. Ben onunla büyüdüm be Ertan! Onunla büyüdüm be abi. Sakallarım çıkmamıştı daha onu ilk tanıdığımda. Üniversiteye bile gitmiyorduk daha. O, benim ilkim olmuştu ama sonum olmadı. Mutlu olmaya çalışmak yerine ben hep mutsuz olmayı tercih ettiğimdendir belki de. Mutsuzluğu seviyorsun sen derdi bana. Hahhh! Kim bilir haklıdır belki de be Ertan? Kim mutsuz olmayı ister şu hayatta?”

Ertan, İlhan’ın elindeki sigarayı alıp söndürdü. Sarhoş olduğunu bildiği için hiç üstelemeden dediği her şeye kafasını salladı ve onu dinledi. Sonra dinlenmesi gerektiğini söyleyip uyuması için odasına kadar eşlik etti. İlhan, yatağına girer girmez uyumaya başladı…

Devam edecek

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öykü çalışmaları

İttihat ateşi

Kirli Melek

Haziran

Recep ile Nadan

Rahip

Zamana yolculuk