Canan

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 3

Öncelikle ilk 2 bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 1

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile – 2

Canan…

Zaman su gibi akıp geçmekteydi. İlkokul, lise bitmişti. Üniversiteye başlamıştık. Canan ile aynı okulda olmak bana daha sonradan keyif vermeye başlamıştı. Günler geçtikçe ondan ki bu değişimi, bu dönüşümü görmemek elde değildi. O pasaklı, eli ayağı kirli, burnundan sümüğü eksik olmayan, saçı başı birbirine girmiş kız gitmiş yerine saf, berrak, giyimine kuşamına önem veren, saçı başı toplu tertemiz biri gelmişti. Bir dönem düşman gözüyle baktığım, hatta ölmesini bile istediğim Canan’da ki bu değişim, bu dönüşüm beni derinden etkilemişti. Onun o esmer teni, kahverengi iri gözleri, ipek gibi saçları, pamuk gibi elleri, yumuşacık suratı ve kırmızı dudakları bana daha önce hiç bu kadar etkileyici gelmemişti. Nedendir bilmiyorum, önceleri onu hiç bu kadar güzel görmemiştim . Hep kavga dövüş halinde olduğumuz içindir belki… Zaman ilerledikçe ona karşı hissettiklerimde büyüyordu.

İnsan için kısa yazılar

Canan’ı her gördüğüm vakit içimden sanki bir şeyler kopuyormuş gibi oluyordu.

Elim ayağım birbirine dolaşır ne yapacağımı şaşırırdım. Dilim tutulur konuşamaz olurdum. Eskiden olsa saç baş birbirimze girer en olmadık şeyleri yapardık. Ama bu sefer başka bunu kelimelerle anlatamayacağım. Sanırım ben bu kızı seviyorum. Yastığa başımı her koyduğumda, yemek yediğimde, oturduğumda, ders çalıştığımda, dışarıda olduğum zamanlarda ve birçok faaliyetimde sürekli aklımdaydı. Sürekli onunla vakit geçirmek istiyordum. Canan bambaşka bir kız olmuştu. Sessiz sakin, hanım hanımcık bir kız olup evden okula, okuldan eve gider gelirdi. Kimseye lafı sözü olmaz, kimselere karışmazdı. Oldukça da zeki ve çalışkandı.

Serseriler için iyilik manifestosu

Sabahları erken kalkar kapıda beklerdim. Sırf okula beraber gidebilmek için.

Önceden olsa para verseler bile gitmek istemezdim. İnsan sevince değişebiliyormuş gerçekten. Yıllar önce mahallenin serserisi Yunus derdi de inanmazdım. Az kavga etmemiştik onunla bu yüzden. Ben daha önce kimseye karşı böyle şeyler hissetmemiştim. Canan benim için ilk olmuştu ve zaman ilerledikçe hislerimde büyüyordu. Oldukça içe dönük bir yapımın olduğunu söyleyebilirim. Olan biten her şeyi içimde saklardım. Çekingen, çabuk sıkılan utangaç bir kişiliğim vardı. Bunun iyi bir şey olmadığını herkes gibi bende iyi biliyordum. Sırf bu yüzden belki de Canan’a karşı olan duygularımı açamıyordum. Bu özelliklerimi değiştirmek kolay olmadı… Dakikalar, saatler, günler, haftalar ve aylar geçiyordu.

Hiç bilmediğim yerlerden geçiyorum

Canan’a karşı olan nefret ve kin yerini sevgiye, aşka bırakıyordu.

Vakit geçtikçe onsuz yapamayacağımı, onsuz nefes bile alamayacağımı tahmin bile edememiştim. Ona sevdiğimi söylesem belki de yüzüme bile bakmazdı. Korkuyordum, bir daha yüzüne bile bakamazdım. Bunun bir çözüm yolu olmalıydı, hem de bu sevgiyi yıllar sonra fark ediyorken. Çok acınası bir haldeydim gerçekten.

Öykü dizisinin 4. bölümü için aşağıdaki linki tıklayınız.

Öykü dizisinin 4. bölümü

Facebook sayfamızı takip ediniz:

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

kısa yazılar:

Halam Geldi ve Lal Gece

Recep ile Nadan

Theodor Reik kitabı aşk ve şehvet üzerine