Herkes Dergisi Bilim ve Teknoloji hakkındaki içerikler bu başlık altında yer alıyor. Bilim adamlarının hayatları, bilimsel makaleler ve bilim dünyasındaki gelişmeler bu başlık altından takip edilebilecek. Herkes Dergisi Bilim ve Teknoloji bölümü, dünya üzerindeki bilim gelişmelerinin ayrıntılı bir şekilde ilan edileceği ve bilimsel makalelerin yazarların talebi halinde yayınlanabileceği özgür bir platformdur.

Bilim ve Teknoloji gelişmeleri yanı sıra, bilim felsefesi ve bilimin toplum üzerindeki etkisi gibi birçok sosyal konu Herkes Dergisi Bilim ve Teknoloji bölümü içerisinde ele alınacaktır.

Herkes Dergisi yayın felsefesi gereği insana ve insanlığa katkısı olan havadisler, herhangi bir şüphe veya kaygı gütmeden yayınlanabilecektir. Ulusal çıkarlar ve birey çıkarları tartışılabilir. Lakin insanlığın çıkarı kesinlikle tartışma konusu olamaz. Olmamalı…

Herkes Dergisi, Siyaset, Edebiyat, Tarih, Bilim ve Teknoloji gibi ana başlıklar içerir. Herkes Dergisi’nde bilim nedir? Türk bilim adamları kimlerdir?

Türk bilim adamları

Cahit Arf, Ömer Hayyam, Erdal İnönü, Farabi, Biruni, İbn-i Haldun, Hulusi Behçet, Katip Çelebi, Mevlana Celaleddin Rumi, Yunus Emre ve Piri Reis gibi birçok isim hakkında da bilgi sahibi edinebileceksiniz.

Herkes Dergisi Bilim ve Teknik

organik gıda

Organik Gıda

Organik tarım veya organik ürün denildiği zaman akla ilk olarak organik gıda maddeleri gelmektedir. Organik ürünler ve pazarların temelini gıdalar oluşturmaktadır. ”Organik ürünler, organik tarımın niteliklerine uyularak kontrol edilip sertifikalandırılarak yetiştirilmiş, hasat edilmiş, işlenmiş, depolanmış, ambalajlamış ve dağıtılmış olan sağlık açısından güvenli ürünlerdir.” Organik kelimesi üretim metodlarıyla ilgili olup organik gıdalar içerisinde  sentetik gübre, pestisist kullanılmadan üretilmekte olup GDO içermemektedir.

Organik gıdalar, bölgesel organizasyonlar, ulusal hükümetler ve uluslararası kuruluşlar tarafından belirlenen organik standartlara uygun bir şekilde üretilmektedirler. Organik etikete sahip olan bir yiyeceğin satışı, ABD Tarım Bakanlığı (USDA) veya Avrupa Komisyonu (EC) gibi hükümet gıda güvenliği yetkilileri tarafından düzenlenmektedir. İlk olarak organik gıda üretimi  küçük çiftlikler ve taze ürünlerin yerel dağıtımını içerirken, bugün ise organik gıda sistemi, büyük ve küçük gıda üreticileri, yerel ve küresel dağıtım ağları, işlenmiş maddeler ve meyve, sebze, et, süt, mandıra gibi gıdaları içeren çok çeşitli ürünlerden oluşmaktadır.

Doğal gıdalar, organik gıda kriterlerine göre düzenlenmemişlerdir. Katkı ve koruyucu madde içermezler; ancak böcek ilaçları kullanılarak yetiştirilmiş ya da genetiği değiştirilmiş içerikler kullanılmış olabilirler. Doğal ürünler etiketlenmemektedirler ve devlet tarafından kontrol edilen “doğal” etiketi de bulunmamaktadır. Perakende mağazalarında satılan herhangi bir ürün için “doğal” ifadesi yer alabilmektir. Bunun için ayrıca bir etiket uygulaması bulunmamaktadır.

Organik Gıda Tüketicilerinin Özellikleri

Çevre ve sağlıkla ilgili endişelerin artmasıyla birlikte tüketiciler içerisinde kimyasal, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)  ve katkı maddelerinin kullanılmadığı ürünlere yönelmeye başlamışlardır. Bununla birlikte yeşil tüketici veya organik tüketici olarak adlandırılan yeni bir grup tüketici ortaya çıkmıştır. Bu kitledeki tüketiciler, diğer tüketicilere göre satın alma tercihlerinde çevreci bilinci ön planda olarak hareket etmektedirler. Organik ürün satın alanlar, geleneksel ürün satın alanlara göre çevreye daha fazla duyarlı davranış sergilemektedirler ve organik ürünlerin geleneksel ürünlerden daha faydalı olduklarını düşünmektedirler. Ayrıca, geleneksel ürün satın alanlarla karşılaştırıldıklarında algılanan gıda güvenliği riskini azaltmak için ürünlere daha fazla para ödemeye istekli kişilerden oluşmaktadırlar.

Organik gıda tüketicilerinin davranış ve tercihleri dikkate alındığında pazarın iki kısma ayrıldığı görülmektedir. Birinci ve daha büyük olan kısımdaki tüketiciler organik ürünlerin daha sağlıklı olduğunu düşünmektedirler. Bu kısımdaki tüketiciler fiyata duyarlı kişilerdir. Bu nedenle bu pazardaki ürünlerin düşük maliyetli olmaları önemlidir. Büyük sanayi işletmeleri ve perakendeciler bu pazara katılmaktadırlar.

İkinci pazar kısmında ise tüketiciler organik ürünü sosyal tercih olarak tüketmektedirler. Organik ürünlerin daha sağlıklı olduklarına inanmakla birlikte organik tarımın çevre için yararlı, sürdürülebilir tarıma katkı sağlayan, canlılara iyi davranmayı özendiren bir sistem olarak görmektedirler. İkinci pazar kısmı,birinci pazar kısmına göre daha küçük olmasına karşın büyük kar elde etme olanağı açısından küçük üretici ve işleyicilere fırsat sağlamaktadır.

Düzenli satın alanlar

Organik gıda satın alan tüketiciler kendi aralarında düzenli satın alanlar ve düzenli satın almayan tüketiciler olarak ikiye ayrılmaktadırlar. Düzenli satın alanlar kısmındaki tüketiciler haftada en az bir kez organik bir ürün satın alırlar. Yapılan bazı araştırmalarda organik gıda tüketenlerin genel olarak çocuklu ve genç olmayan bayanlar olduğu, yaşça büyük tüketicilerin organik gıdaların ek ücretlerini daha kolay bir şekilde karşılayabildikleri için satın alma olasılıkları daha fazla olduğu görülmüştür.

Organik gıda satın almada yaş faktörünün çok önemli rol oynamadığı görülmüş ancak genç yaş grubundaki tüketicilerin çevre bilinci açısından yaşlılara göre daha bilgili oldukları belirlenmiştir. Yapılan bazı çalışmalarda genç yaş grubundaki kişilerle birlikte eğitim ve gelir düzeyi yüksek ve kalabalık aileye sahip olan kadınların organik gıda ürünü satın alma olasılıklarının daha fazla olduğu düşünülmektedir. Hill ve Lyncheaun (2002), yaptıkları çalışmalarında, ailelerin genellikle bir bebeğin doğumuyla birlikte organik gıdalara yöneldiklerini belirtmektedir. “Anne-babalar aileleri için aldıkları gıdalara büyük özen göstermektedir ve yeni bebeği olan pek çok kişi organik bebek maması almaktadır. Bu durum, ailelerin yemek alışkanlıklarını büyük ölçüde değiştirmektedir.”

Çevrecilik ve vejetaryenlik

Organik gıda tüketimi genellikle, içinde aktif çevrecilik, vejetaryenlik veya alternatif tıbbın yer aldığı bir yaşam tarzı ile ilişkilendirilmiştir. Organik gıdalar, onları düzenli olarak tüketenler için bir yaşam tarzı haline dönüşmüştür.  Bu durum, belirli bir ideolojiden kaynaklanmaktadır. Düzenli olarak organik yiyecek tüketenler; özgecilik (diğerleri ile olan ilişkiler), ekoloji, evrenselcilik (tüm insanların ve doğanın iyiliğinin korunması), yardımseverlik ,ruhanilik (iç huzur ve doğa ile bütünleşme) ve kendi kendini yönlendirme değerleri ile bütünleşmişlerdi.

Organik gıda tüketicileri sağlık ile diyeti ilişkilendirirler ve sağlıklı beslenmenin hastalıklarla baş etmek için ilaç almaktan çok daha etkili olduğuna inanmaktadırlar. Bunun için sağlık ve beslenme ile ilgili haberleri sürekli takip etmektedirler. Yapılan bazı araştırmalar sonucunda ise,  organik gıda tüketicilerinin, kontrol duyguları yüksek, sağlık konusunda kişisel sorumluluğa inanan ve hastalığı önlemek için girişlerde bulunma isteği daha fazla olan kişilerden oluştuğu ortaya konmuştur.

Düzenli alıcılar için sağlıkla ilgili önem verilen noktalar, özgecilik ve ekoloji gibi değerlerle özdeşleştirilirken, ara sıra organik gıda alanlar için güdüleyici olan noktaları ise, ‘zevk’ ve ‘yaşamdan en iyi biçimde yaralanmak’ gibi kişisel hedefler oluşturmaktadır. Bunlara ilaveten, organik gıda tüketenler; çevre ve hayvan hakları gibi konulara duyarlı ,yemek pişirmeye ve gıda alışverişine karşı olumlu tutum gösteren ve daha az dindar kişiler olarak bilinmektedirler.

Tüketicilerin organik gıda satın alma nedenleri

Tüketici davranışı, zaman ve davranışa göre değişen, dış faktörlerden etkilenen ve bireylere göre değişiklik gösteren pek çok aktiviteyi ve yönlendirmeyi içeren bir süreçtir  Organik ürün alma davranışı diğer ürünleri satın alma davranışlarına göre farklılık göstermektedir. Organik tarım ve gıda ürünü satın alma sürecinde, ürünler hakkında diğer ürünlere göre farklı algılanabilmeleri için ilk adım olan bilgi ve bilinçli olma isteği, insan sağlığına zarar vermediği düşüncesi, gıda güvenliği, hayvan refahının sağlanması, çevrenin korunması ve sertifikalı olması gibi özellikleri nedeniyle organik tarım ve gıda ürünleri, tüketicinin satın alma kararlarını vermede etken faktörleri oluşturmaktadır.

Hughner vd. (2007), yaptıkları araştırmada tüketicilerin organik gıdayı tercih etme ve organik ürün tercihlerini engelleyen faktörleri şu şekilde maddelemişlerdir ;

Tüketicilerin satın alma nedenleri

Sağlık ve beslenme

Organik gıdaların sağlıklı olarak algılanmaları birçok tüketici için kaliteli ürün anlamına gelmektedir. Tüketiciler organik olmayan gıda üretiminde kullanılan kimyasal maddelerden kaçınmak için  organik ürünler almaktadırlar.

Çevre duyarlılığı

Organik gıda tüketenler, organik gıdaları çevre dostu olarak algılarlarken organik olmayan gıda üretiminde kullanılan kimyasal maddeleri ve haşere ilaçlarını çevreye zararlı olarak algılamaktadırlar. Çevre bilincinin yüksek olduğunu söylemek için sadece çevreye karşı olan olumlu tutumları baz almak yanlış olacaktır. Araştırmalar göstermektedir ki tutumların davranışlara dönüşmesi zaman alacak bir devinimdir.

Hayvan sağlığına yönelik kaygılar

Hayvan sağlığı, hem beslenme ile ilgili hem de sosyal çok-boyutludur. Organik tüketiciler gıda kalitesini, gıda güvenliği ve çiftlik hayvanlarına insanca davranışın bir işareti olarak görmektedirler.

Daha lezzetli olma

Yapılan çeşitli çalışmalarda, organik gıda tüketicileri için ‘tadın’ önemli bir yere sahip olduğu ortaya koyulmuştur. Bununla birlikte, organik gıda alanlar için bu gıdaların tadı organik olmayan gıdalara göre kesinlikle daha iyidir düşüncesi mevcuttur. Japonya’da 2010 yılında yapılan bir çalışmada tat, sağlık ve güvenlik kaygılarının organik gıda satın almadaki en önemli etkenlerden olduğu ortaya koyulmuştur.

Gıda güvenliği ve geleneksel gıda sanayisine güven eksikliği
Gıda konusundaki, deli dana (BSE), şarbon, salmonella ve Escherichia coli 0157, gıda ve yemlerde dioksinlerin bulunma sıklığındaki artış, pestisit, antibiyotik, katkı maddeleri gibi maddelerin gıdalarda gerekenden fazla bulunması, içme sularının pestisit ve nitrat ile kirlenmesi gibi etkenler tüketicilerin organik olmayan gıdalara olumsuz yaklaşmasına neden olarak organik gıdalara yönelmelerine neden olmuştur. Organik gıdalar, genel olarak diğer üretim yöntemleriyle elde edilen ürünlere göre daha güvenlidirler.
Yerel ekonomiyi destekleme

Bu olumlu tutumun nedenini, organik gıdaların küçük aileler tarafından işletilen çiftliklerde üretildiği yönündeki inanç oluşturmaktadır.

  • Daha yararlı gıda alma
  • Nostalji
  • Moda ve merak

Satın almayı engelleyen faktörler

  • Pazarlama eksiklikleri
  • Mevcut gıda kaynaklarından memnun olma
  • Fiziksel olarak kusurlu ürünler
  • Yüksek fiyat
  • Gıdanın yeterli sayıda mevcut olmaması ve zayıf satış düzenlemeleri
  • Sertifikasyon ve etiket konusundaki eksiklikler

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Birinci Haçlı Seferi

1913 tarihli “Vakit, Zaman ve Tarih” başlıklı yazının “Hafta” bölümü

Papin Deneyi ve İfade Ettiği Sosyal Olgu

Tesla Türkiye fiyatı ne kadar?

Yahudiler, Yunanlar, Romalılar, Araplar ve Osmanlı hangi ayları kullanmıştı?

Aynanın İçinden satranç motifi 2. Bölüm

Zamana yolculuk 10. bölüm (Son bölüm)

organik tarım

Dünyada ve Türkiye’de organik tarım

1972 yılında tüm dünyadaki ekolojik tarım hareketlerini bir araya toplamak için gerekli standart ve yönetmelikleri hazırlayarak; bunları sektörlere aktarmayı amaçlayan IFOAM kurulmuştur. 1980 yıllarında organik ürün ticareti gelişmiş, 1990’ lı yılların sonlarında GDO, deli dana hastalığı gibi etkenlerden dolayı ticareti artmış ve tüm dünyada organik tarım daha fazla ilgi odağı olmaya başlamıştır. Dünyada ilk geniş çaplı yönetmelik Avrupa Birliği (AB) tarafından 1991 yılında EEC 2092/91 ile yayımlanmış ve zamanla bu yönetmelikte değişiklikler yapılmıştır. ABD’ de NOP (National Organic Program) ve Japonya’da JAS ( Japanese Agrıcultural Standards) isimli organik tarım standartları küresel pazar hareketlerini etkilemiştir. Bu yönetmeliklerin dışında özel standartlar da bulunmaktadır. Bunlara; Demeter, Bio-Swiss için Knospe, Bioland, Naturland örnek olarak verilebilir.

Dünyada organik tarım

2010 yılı verilerine göre, organik tarım 2007 yılında 141 ülkede gerçekleştirilirken 2008 yılında bu sayı 154 ülkeye ulaşmıştır. Büyüme en çok Avrupa ve Latin Amerika’da görülmüştür. Kıtalara göre organik tarım alanlarının dağılımına bakıldığında ilk sırada 12,1 milyon hektar alan ile Okyanusya, ardından 8,2 milyon hektar ile Avrupa gelmektedir. Avrupa’ da 9,6 milyon hektarlık alanda doğadan toplama yapılırken bu sayı Afrika için 0,9 milyon hektarlık bir alandır. Ancak Afrika’da 9,5 milyon hektarlık alanda doğadan toplama yapılmaktadır (Şekil 1).

         

Şekil 1. Kıtalara göre 2008 yılında organik tarım ve doğal toplama alanları.

Dünya’daki organik tarım alanlarının 2000-2008 yılları arasındaki gelişimine bakıldığın da tarım alanlarındaki büyümenin oldukça dikkat çekici olduğu görülmektedir (Şekil 2).

Şekil 2. 2000- 2008 yılları arasında dünyadaki organik tarım ve doğal toplama alanlarının dağılımı.

Avustralya 12,02 milyon hektarlık organik üretim alanı ile 1. sırada Arjantin ise 4,01 milyon hektarlık alan ile 2. sırada yer almaktadır. Brezilya 2007 yılının verilerine göre 1,77 milyon hektarlık alana sahiptir.  ABD, Çin ve Hindistan son yıllarda organik tarımda gelişen ülkeler olarak ön plana çıkmaktadırlar. İspanya ise 2008 yılında Avrupa Birliğinde en önemli paya sahip ülke konumuna gelmiştir ( Şekil 3).

Şekil 3. En büyük organik üretim alanına sahip on ülke (2008)

Dünya’da organik tarım yapmakta olan üretici sayısına bakıldığında 340.000 üretici ile Hindistan ilk sırada yer almaktadır. Hemen ardından 180.746 üretici ile Uganda gelmektedir (Şekil 4).

Şekil 4. 2008 yılı işletme sayısı (ilk 10 ülke)

Dünya’da organik olarak yetiştirilen çok yıllık türlere bakıldığında %25 oran ile zeytin ve kahve 1. sırada yer alırken % 23 ile sert kabuklu türler 2. Sırada yer almaktadır. Bu sıralamayı kakao, üzüm ve diğer türler takip etmektedirler(Şekil 5).

Şekil 5. Dünyada organik olarak yetiştirilen çok yıllık türler

Türkiye’de organik tarım

Türkiye’de organik tarım hareketi çiftçiler tarafından değil; Avrupalı organik tarım şirketlerinin aracılığı ile başlamıştır. Organik tarım faaliyetlerine ilk olarak Ege Bölgesi’nde, Avrupalı organik tarım şirket temsilcilerinin,  az sayıdaki üzüm üreticisine organik tarımı tanıtması ile başlanmıştır. 1980’ li yılların ortalarından itibaren Avrupa ülkelerinden gelen talep artışı nedeniyle organik ürünlerde çeşitlilik meydana gelmiş ve organik üretim projeleri tüm Türkiye’de yürütülmeye başlanmıştır. Organik tarım faaliyetlerini başlangıçta yabancı şirketlerin desteğiyle ardından ise yerli organik tarım şirketlerinin organik tarım pazarına girmesiyle üretim ve pazarlama çalışmaları ile sürdürmüştür. 1991 yılından sonra ise AB yönetmeliğine dayanarak devam etmiştir.

Türkiye’de organik tarımın dönüm noktaları

  • 1992, Ekolojik Tarım Organik Organizasyonu (ETO) Derneği kurulması
  • İlk Yönetmelik, 24 Aralık 1994
  • Yönetmelik değişikliği, 29 Haziran 1995
  • Yönetmeliğim tekrardan düzenlenmesi, 11 Temmuz 2002
  • ATÜT’ ün kuruluşu, 22 Temmuz 2003
  • Organik Tarım Kanunu’nun çıkarılması, 3 Aralık 2004
  • Yeni yönetmeliğin çıkarılması, 10 Haziran 2005

Türkiye’de organik tarım yapılan alanlar bölgeler açısından incelendiğinde; Ege Bölgesi organik tarım yapılan alanlar içerisinde % 36.8 ile ilk sırada gelmektedir. Bu bölgeyi sırasıyla Doğu Anadolu Bölgesi, % 20, Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri de % 13.4 ilk sıralarda izlemektedir. Sadece yetiştiricilik yapılan sebze, meyve ve tahıl üretim alanları dikkate alındığında Ege Bölgesi başta olmak üzere Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri’nin ilk sıralarda yer aldığı görülmektedir.

Türkiye’de 2014 yılında ihracatı en çok yapılmış ürünlere baktığımızda miktar olarak ilk sırada en fazla incir ve kuru üzümü görülürken ikinci sırada kayısı ve fındık ürünlerini görmekteyiz. Ekonomik olarak ilk sırada en fazla getiri incir ve fındık ürünlerinden gelirken bu ürünleri kuru üzüm ve kayısı ürünleri ikinci sırada takip etmektedirler(Tablo 1).

ÜRÜN MİKTAR(kg) TUTAR ($) % KG % $
İNCİR VE İNCİR ÜRÜNLERİ 4.523.936 21.626.691 29,09 27,5
FINDIK VE FINDIK ÜRÜNLERİ 1.642.488 17.046.378 10,56 21,6
KURU ÜZÜM 4.118.835 13.557.823 26,48 17,2
KAYISI VE KAYISI ÜRÜNLERİ 1.975.009 11.102.466 12,70 14,1
MEYVE VE MEYVE ÜRÜNLERİ 1.292.370 8.595.480 8,31 10,9
PAMUK VE TEKSTİL ÜRÜNLERİ 132.447 1.814.432 0,85 2,3
ANTEP FISTIĞI 21.807 854.089 0,14 1,1
MERCİMEK VE ÇEŞİTLERİ 365.123 709.020 2,35 0,9
KEBERE 76.125 604.698 0,49 0,8
BUĞDAY VE BUĞDAY ÜRÜNLERİ 845.340 364.871 5,44 0,5
SEBZE VE SEBZE ÜRÜNLERİ 56.256 347.835 0,36 0,4
CEVİZ 22.258 343.069 0,14 0,4
TOPLAM 15.071.994 76.966.852 96,9 97,7
GENEL TOPLAM (DİĞERLERİ DAHİL) 15.552.638 78.779.537 100 100

Tablo 1: 2014 yılında en çok ihracatı yapılan ürünler

Türkiye’nin organik ürün ihracatı yaptığı ülkeler

Türkiye’de 2014 yılında en çok organik ürün ihracatı yaptığımız ülkelere baktığımızda ilk sırayı ABD ve Almanya alırken ikinci sırayı Fransa ve Hollanda almaktadır. Bu sıralama Hollanda ve İsviçre ile devam etmektedir(Tablo 2).

2015 ihracat verilerine bakıldığında ise en fazla ABD, İngiltere, Almanya ve Hollanda’ ya yapılmış ve bu ürünler çoğunlukla kuru kayısı, kuru incir ve fındıktan oluşmaktadır (TC. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı,2017).

ÜLKE MİKTAR (KG) TUTAR ($) % DEĞER
ALMANYA 3.335.466 19.248.646 24,4
BİRLEŞİK DEVLETLER 3.782.712 19.053.760 24,2
FRANSA 1.488.675 8.507.402 10,8
HOLLANDA 1.254.091 7.075.308 9,0
İSVİÇRE 1.190.599 6.217.360 7,9
BİRLEŞİK KRALLIK 998.137 4.446.227 5,6
İSVEÇ 808.811 4.360.203 5,5
İTALYA 389.770 2.775.607 3,5
JAPONYA 296.571 1.910.147 2,4
DANİMARKA 250.452 1.201.498 1,5
AVUSTRALYA 211.130 1.038.758 1,3
BELÇİKA 136.720 471.784 0,6
TOPLAM 14.143.134 76.306.700 96,9
GENEL TOPLAM(DİĞERLERİ DAHİL 15.552.638 78.779.537 100

Tablo 2: 2014 yılında en çok organik ürün ihracatı yapılan ülkeler

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Konuşmak

Kaos ve Aşk

Zamana yolculuk

Osmanlı’da okuma yazma oranı

Sokak kedilerinin İstanbul’u

Türkiye inşaat sektörü konusunda neden ısrarlı?

1913 tarihli “Vakit, Zaman ve Tarih” başlıklı yazının “Gün” bölümü

Karlofça Anlaşması önemi ve sonuçları

Descartes’in yöntem üzerine konuşmalar eseri ve tarih uyarlaması

Alice kitaplarında Darwinci hiciv 5. Bölüm

Tesla Türkiye fiyatı

Tesla Türkiye fiyatı ne kadar?

Tesla Türkiye fiyatı ile otomobil tutkunlarını üzüyor. Tesla kurucusu Elon Musk, Türkiye ziyareti ile dikkatleri elektrikli otomobil teknolojisine çekmişti. Türkiye’nin yerli otomobil projesi gündemdeyken böyle bir ziyaret Türk halkını umutlandırmıştı. Peki Tesla Türkiye fiyatı ne kadar? Tesla Türkiye fiyatları ve Tesla Türkiye servis ve sarj imkanları ile yeterli bir ülke mi?

Otomobil sektöründe küçük bir kıvılcım olarak kalacağı iddia edilen bir firma, sektörü yeniden dizayn etti. Tesla kurucusu Elon Musk, geçtiğimiz günlerde Türkiye ziyareti ile Türkiye’de gündeme oturdu. Türkiye yerli otomobil projesi ile sanayileşmede eksiğini kapatma derdinde. Elbette cari açık kapatmak için de otomobil ithalatını düşürmek de etkili olabilir. Türkiye hem petrol hem otomobil ithalatı giderlerini düşürmek için elektrikli otomobil akımına adapte olabilecek mi? Tesla Türkiye fiyatları ve Tesla Türkiye servis ve sarj imkanı ne durumda?

Türkiye inşaat sektörü konusunda neden ısrarlı?

Tesla Türkiye fiyatı

Türkiye cari açık sorunu ile boğuşurken petrol giderlerini düşürme yoluna gitmek zorunda. Fosil yakıtlar ile çalışan otomobillerin ülkeye ekonomik yükü, 2017 ekonomik krizi daha da büyük bir önem taşıyor. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, bütçe açığını kapatmak için limonataya dahi ÖTV yani Özel Tüketim Vergisi getirmek zorunda kaldı. Lakin ısrarla döviz kuru farkından doğan açığı kapatmak için petrol tüketimini azaltmak için girişimler gerçekleşmiyor. Elektrikli otomobil teşkivi, tüm ihtiyaçlara rağmen getirilmiyor. Tesla Türkiye fiyatı, tüm gerekliliğe rağmen aşağıya çekilmiyor.

İşte fiyat listesi

Model 3

ABD fiyatı= 35 bin dolar ve 60  bin dolar arasında

Türkiye fiyatı= 140 bin dolar ve 160 bin dolar arasında

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Türkiye yerli otomobil projesi

Tesla’nın başlattığı elektrikli otomobil furyası, talepler doğrultusunda Avrupa menşeili otomobil üreticilerini de tetikledi. Arka arkaya Avrupalı üreticiler de elektrikli otomobil projelerini açıklamaya başladı. Aynı süreçte ise Türkiye yerli otomobil projesi açıklandı. Türkiye’de otomobil üreten ülkeler kervanına dahil olacak. Ancak Türkiye’nin bugün başlayacağı yerli otomobil projesi, fosil yakıt üzerine kurulu olur ise büyük bir fiyasko olur.

Tesla Türkiye fiyatı

Tesla Türkiye fiyatı

 

Değişen dünyaya ayak uydurarak elektrikli otomobil üretimi üzerine çalışmalar yürütülmelidir. Yakın bir zaman sonra gelişmiş ülkeler elektrikli otomobil kullanmaya ve üretmeye başlayacak. Hatta tüm sektör elektrikli motorlar üzerine kurulacak. Bu düzen içerisinde Türkiye’nin de yeni projesini elektrikli otomobile göre yapması gerekiyor.

Evimizdeki Konsomatris

Türkiye altyapı çalışmaları yapmalı

Elektrik ağımız elektrikli otomobil üretimi için yeterli mi? Elektrikli otomobil sarj istasyonları teşvik edilmeli. Türkiye’nin yerli otomobilini elektrikli otomobil üzerine kurması gerekiyor. Gerekir ise fosil yakıt tüketimine dayalı otomobil ithalatında vergiyi daha da arttırarak elektrikli otomobil teşvik edilmelidir.

Tesla Türkiye fiyatı

Tesla Türkiye fiyatı

Türkiye’nin cari açığının önemli bir bölümünü petrol ithalatı oluşturuyor. Elektrikli otomobil teşvikleri ile cari açığın kapatılması üzerine çalışmalar yürütülebilir. Türkiye’de elektrikli otomobil için vergi düşürme yoluna gitmeye gerek dahi kalmadan ilk aşamada yalnızca sarj istasyonlarını arttırarak bu otomobillerin pazarının yaratılması sağlanabilir. Yeni düzene Türkiye’nin uyum sağlaması, bir yüzyılda daha tüketen ve üretmeyen ülke olmasının önüne geçilebilir. Türkiye kesinlikle bu fırsatı değerlendirmeli ve kademeli bir şekilde elektrikli otomobil kullanımı teşvik edilmeli.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Organik Tarım

Zamana yolculuk

İşte yeni iPhone

Güney Amerika’da oligarşi ve diktatörlük

Descartes’in yöntem üzerine konuşmalar eseri ve tarih uyarlaması

Sokak kedilerinin İstanbul’u

Osmanlı’da okuma yazma oranı

Friedrich Nietzsche ve faşizm

İran dış politikası üzerinde Rusya etkisi var mı?

Dr. Ergün Kaya toz bulutu

Dr. Ergün Kaya toz bulutu uyarısı yaptı!

İskenderun Devlet Hastanesi’nden Dr. Ergün Kaya: “Toz bulutuna karşı duş almalarını öneriyoruz” açıklamasını yaptı. Suriye üzerinden gelen toz bulutlarına karşı vatandaşı önlem alma konusunda uyardı. İskenderun Körfezi toz bulutu tehlikesi altında! Alerji ve astım hastalığı olanlar toz bulutu için ne önlem almalı?

İskenderun Devlet Hastanesi’nde görev yapan Dr. Ergün Kaya, halkı toz bulutu tehlikesine karşı uyardı. Toz bulutu nedeni ile meydana gelebilecek sağlık sorunlarına karşı ikazda bulundu. Dr. Ergün Kaya, “toz bulutuna karşı duş almalarını öneriyoruz” dedi. Suriye üzerinden gelen toz bulutunun astım ve alerji hastaları için de önemli bir tehlike arz ettiğini belirtti.

Hatay’ın Türkiye’ye katılması

Toz bulutu

Hatay’da Antakya ve diğer ilçelerde toz bulutu vatandaşın yaşamı olumsuz etkiliyor. Suriye üzerinden Hatay’a gelen toz bulutları İskenderun Körfezi’nde etkisini göstermeye başladı. İskenderun’da yaşayanlar nefes almakta zorlandı.
Havadaki toz bulutu, İskenderun Körfezi’nde gemilerin görüş mesafesini dahi azalttı. Hava kalitesi, ciddi sağlık sorunlarının habercisi oldu. Toz bulutu nedeni ile alerji ve astım hastalarının gerekmedikçe dışarıya çıkmamaları tavsiye ediliyor.

Organik Tarım

Dr. Ergün Kaya

İskenderun Devlet Hastanesi’nde hekimlik yapan Dr. Ergün Kaya, İskenderun’da etkili olan toz bulutu hakkında İskenderun halkını uyardı. Alerji ve astım rahatsızlığı olanların gerekli olmadıkça dışarı çıkmamalarını önerdi. Dr. Ergün Kaya, “Geldiği yerdeki o küf mantarlarını, polenleri, mikroorganizmaları hatta ve hatta o bölgedeki kimyasal silahtan tutunda bir takım silahların toz parçasına kadar bölgemize getirmekte. Dolayısıyla bu tür toz bulutlarının kronik hastalıklara ciddi etkileri var. Acil servis girişlerimiz özellikle o yönden artıyor. Astım ataklarını provoke ettiği aşikar.

Dr. Ergün Kaya toz bulutu

Dr. Ergün Kaya toz bulutu

Hastalarımızdan özellikle bu toz bulutu olduğu dönemlerde evlerinde kalmalarını istiyoruz. Dışarı çıkma zorunlulukları var ise maske, eşarp veya tülbent ile ağız ve burun kısımlarını kapatmalarını öneriyoruz. Tedavi aşamalarında özelikle bu dönemlerde dikkat ederek, ilaçlarını düzenli almaları gerekmektedir. Tabi bunun yanında astım ve  KOAH hastalarının dışında da toz bulutlarının olumsuz etkileri var. Yine onlarda ağızlarını ve burunlarını bol suyla yıkamalarını ve mümkünse duş almalarını öneriyoruz. Çünkü o toz bulutlarının parçacıklarının üzerinde neyi içerdiğini bilmiyoruz. O yüzden duş almakta faydası var bu insanların. Yine rahatsızlandıkları zaman acil servisimiz olsun, göğüs hastalıkları servisimizde olsun gerekli teşhis ve tedavilerimiz yapılmakta. Mümkün mertebe maskeyle dışarı çıkmaları ve ağız, burun kısımlarını kapatmalarını, temizliklerini de bol suyla yapmalarını öneriyoruz.” dedi.

Zamana yolculuk

Toz bulutu ve yağmur

Deneyimli hekim Ergün Kaya, toz bulutu sorununun yağmur yağmasıyla birlikte etkinliğinin devam edeceğini belirtti. Yağmur yeryüzüne indiğinde dışarı çıkmanın yine tehlikeli olacağı konusunda toz bulutu tehlikesi altında olanları uyardı. Toz bulutunun yağmur tanesiyle vücuda temasından korunmak amacı ile koruyucu elbiselerin tercih edilmesi konusunda ikaz etti. Dr. Kaya, yağmurda kalan kişilerin eve geldiklerinde mutlaka sabunlu su ile duş almaları gerektiğini vurguladı.

Dr. Kaya, “Başka ülkelerden bir şekilde rüzgarla topraklarımıza, ülkemiz sınırlarına gelmiş. Yağmur olarak da bizim üzerimize yağıyor. Bu konuda dikkatli olmamız gerekiyor” dedi. İskenderun’da lodosun etkisiyle kentte etkisini arttırdığı vurgulanarak İskenderun halkının kesinlikle toz bulutu riskine karşı dikkatli olmaları önerildi.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Alice harikalar diyarında ve aynanın içinden

Yakup Cemil kimdir?

Haziran

Evimizdeki Konsomatris

Osmanlı’da derin devlet

İlk gece etkisi! Farklı bir yatakta uyumak neden zor?

Türkiye inşaat sektörü konusunda neden ısrarlı?

Apple’dan iPhone 8 ve iPhone X bombası

Recep ile Nadan – 15 Temmuz Özel

Güney Amerika’da oligarşi ve diktatörlük

organik tarım

Organik Tarım

 ORGANİK TARIM

Yirminci yüzyılda hızla gelişim gösteren teknoloji ve ekonomi ile beraber dünyada büyük değişimler meydana gelmiş ve bu değişimler beraberinde üretimi, tüketimi, yaşam tarzlarını ve pazarlama anlayışlarını yüksek oranda etkilemiştir. Buharlı makinelerin keşfiyle beraber gelişen sanayi ve teknoloji ile birim alandan daha fazla verim alabilmek için tarımda sentetik gübreler ve bitkileri zararlılardan korumak için kimyasal ilaçlar kullanılmaya başlanmıştır.

Yaşanan tüm bu gelişmeler tarımsal üretimde toprağın gereğinden fazla sömürülmesi, çevre kirliliği, zirai ilaç kullanımı, büyüme hormonları ve ticari amaçlı antibiyotik kullanımını artırmıştır. Bunun yanı sıra genetiği değiştirilmiş gıda maddelerinin fazla kullanımı gibi etkenlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yaşanan bu olumsuz gelişmeler, tükenen doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılabilmesi için sürdürülebilir tarımın önemini artırmış ve beraberinde organik tarım ve organik gıda üretiminin artmasına neden olmuştur.

Aziz Sancar DNA haritalama teknolojisi geliştirdi

Modern çağda nüfus ve besin ihtiyacı

Tarım, insanlık tarihi boyunca uzanan eski bir uygulamadır. İnsanoğlunun dünyada ki varlığının başlangıcından beri gıda maddesi temini amacıyla sürdürülen bir faaliyettir. Modern çağda insan nüfusunun 6,5 milyarın üzerine çıkması ve bu insanların günlük besin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için birçok tüketim maddesi doğrudan veya dolaylı olarak tarıma dayalı hale gelmiştir. Tarımdan beklenen yararlar oldukça çeşitlidir. Ekolojik ve ekonomik olarak beklenen yararları yerine getirebilmesi için sürdürülebilir tarımsal uygulamalar ve bunların gerçekleştirilebilmesi için organik tarım faaliyetleri giderek önem kazanmıştır.

Voyager Altın Plağı Nedir?

Organik

Organik, kelime anlamı olarak bakıldığında canlı, organ anlamına gelmektedir. Latince bir müzik aleti olan  ‘’argonan’’dan türemiştir. Organik, her türlü canlı bitkisel ve hayvansal varlıklar, artık ve atık maddeler için kullanılmaktadır. Ancak organik tarımı sadece organik kelimesiyle açıklamak yeterli olmamaktır.  Organik tarımda bir ürünün organik olarak adlandırılabilmesi için, o ürünün üretildiği sürecin belgelendirilmesi ve ürünün üzerinde bu aşamaları gösteren bir etiketin bulunması şarttır. Organik tarımda ulusal ve uluslararası standartlara göre düzenlenmiş ve kabul edilmiş hukuki düzenlemeler ve geçerli kabul edilmiş yöntemler söz konusudur.

Organik terimi

Bir görüşe göre organik tarımın başlangıcının 1924 yılında Almanya’da Rudaolf Steiner’ in ‘’Anthroposophy’’ felsefesine dayandığı öne sürülmektedir. Bu felsefe, insanın doğanın bir parçası olduğunu ve onu koruması gerektiğini öne sürer. Rudaolf Steiner felsefesinden etkilenen Lord W. Northbourn, genel bir kanıyla 1940 yılında ‘’Look to the Land’’ ismi ile yayımladığı eserinde ilk defa ‘’organik’’ terimini kullanan kişi olarak kabul edilmektedir. Albert Howard, Sir Robert McCarrison, Richard St. Barbe Baker Lady Eve Balfour ve JI Rodale gibi isimler yaptıkları çalışmalarla organik tarım hareketinin kilit isimleri olarak kabul edilmektedirler.

Antibiyotik kullanımı ve antibiyotik direnci

ABD’nin organik tarım tanımlaması

Organik tarım kavramı hakkında birçok tanım bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından organik tarım: ‘’Organik çiftçiler, çiftlikler ve gıda işleyicileri tarafından çevrenin korunması amacıyla sentetik gübreler ve böcek ilacı gibi bazı geleneksel araçların kullanımının sınırlandırılarak organik düzenlemelerle geleneksel kullanımı kısıtlamayı amaçlayan tarım uygulamalarıdır.’’ şeklinde tanımlanarak bir çerçeve çizilmiştir.  Uluslararası Organik Tarım Hareketi Federasyonu (IFOAM) Eylül 2005’te  Avustralya’nın Adelaide kentinde, organik tarımın ortak bir tanımını oluşturmak için harekete geçmiştir.

organik tarım

organik tarım

Yaklaşık üç yıl süren çalışmalardan sonra, Vignola, İtalya’da organik tarımın dört prensibini yansıtan bir tanım kabul edilmiştir. Buna göre: “Organik tarım, toprakların, ekosistemlerin ve insanların sağlığını sürdürebilen bir üretim sistemidir. Zararlı etkileri olan girdilerin kullanılması yerine, ekolojik süreçleri, biyoçeşitliliği ve yerel koşullara uyarlanmış döngüleri esas almaktadır. Organik tarım geleneği, yeniliği ve bilimi birleştirir. Paylaşılan çevreye fayda sağlamak ve herkes için adil ilişkileri ve iyi bir yaşam kalitesini teşvik etmektedir’’ şeklinde tanımlanmıştır.

Daha geniş bir tanım ile organik tarım, ekolojik sistemde yapılmış olan yanlış uygulamalar sonucunda tahrip olan ve kaybolmuş doğal dengeyi tekrardan harekete geçirmeye yönelik, temel olarak sentetik kimyasal tarım ilaçları, yapay gübrelerin ve hormonların sınırlandırılması ve hatta kullanılmaması yanında organik gübre kullanımı, su ve toprak muhafazası, ekim nöbeti gibi yöntemlerin kullanılmasını öneren; sadece miktar artışını değil ürün kalitesinin de iyileştirilmesini amaçlayan dinamik bir üretim şeklidir.

Çeşme ve Alaçatı neden pahalı?

Organik Tarımın Amaçları

  • Bütün sistemin biyolojik çeşitliliğini zenginleştirmek,
  • Uzun süreli olarak toprağın verimliliğini korumak,
  • Tarımsal uygulamalardan kaynaklanacak olan her türlü kirlenmeleri en aza indirerek toprak, su ve havanın sağlıklı kullanımını sağlamak,
  • Yerel tarımsal sistemlerde yenilenebilen kaynakları hedeflemek,
  • Toprağın her türlü aktivitesini artırmak,
  • Gıdaların toprağa geri dönüşümünü sağlayan yenilebilen kaynakların kullanımını sağlanarak, yenilenemeyenlerini en aza indirmek.

T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na göre organik tarımın amacı; insan sağlığına ve çevreye zarar vermeyen, üretimde kimyasal maddeler kullanılmadan,  üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim ile doğal dengeyi koruyarak hava ve su gibi yaşamsal kaynakların ve doğal hayatın korunmasını sağlamaktır.

organik tarım

organik tarım

Organik tarımda esas amaç, yalnızca çevre ve insan sağlığını korumak değil, bunu gerçekleştirirken üretici ve tüketici için ekonomik bir maliyetle herkesin gıda ihtiyacının karşılanmasıdır.

iPhone 8 özellikleri

Organik tarımın avantajları

Organik tarımın sağlayacağı yararlar genel olarak şu şekilde sıralanabilir;

  • Fiyatı gittikçe artan kimyasal pestisit, gübre ve enerji giderlerinden tasarruf sağlanabilmektedir.
  • Dünya genelinde çiftçilerin organik tarımda kimyasal madde kullanımları azalmakta ya da hiç kullanılmamaktadır. Bu da ekolojik tarıma geçiş için önemli bir adım atılmasını sağlamaktadır.
  • Özel bilgi ve eğitim isteyen ekolojik tarım için yeni istihdam alanları sağlamaktadır.
  • Ekolojik ürünlerin diğer ürünlere nazaran ihraç fiyatları daha fazla olduğundan üretici için kar elde etme şansı sağlamaktadır.
  • Sözleşmeli tarımla üreticilerin tüm ürünlerinin alınması garanti edilebilmektedir.
  • Organik üretimim alanlarının çoğalmasıyla birlikte kanser gibi birçok hastalığın giderek azalacağı iddia edilmektedir.
  • Organik tarım toprağı iyileştirme özelliği ile sera gazlarının salınımını ve iklim değişimlerini azaltması konusunda çevresel bir avantaj potansiyeline sahiptir.
  • Organik tarımın uygulandığı topraklarda yüksek oranda gelişen organik maddeler toprağın suyu daha fazla tutmasını sağlayarak yüzey akışlarını ve sulama ihtiyaçlarını azaltacaktır.
  • Organik tarımın kuraklığı azalttığı yönünde gözlemler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra rüzgar erozyonunu da önlediği ve toprağı iyileştirdiği öne sürülmektedir.

Descartes’in yöntem üzerine konuşmalar eseri ve tarih uyarlaması

Organik tarımın dezavantajları

Organik tarımın belirtilen avantajlarının yanı sıra bazı dezavantajları da ortaya çıkabilmektedir. Bunlar;

  • Organik tarıma geçiş yapan bir ülkede başlangıçta verimde meydana gelecek düşüş nedeniyle kısa sürede gelişme mümkün görülmemektedir.
  • Organik tarıma yeni başlayan bir ülkede yeterli tarımsal yayım çalışmaları ve yetişmiş eleman bulunması konusunda sıkıntılar meydana gelebilir.
  • Organik tarımda yetiştirilen ürünlerin iç piyasada pazarlanması yeni bir konudur ve belirsizlik içermektedir.
  • Organik tarımda arazilerin küçük ve parçalı olması nedeniyle; organik tarım yapılan araziye yakın olan diğer geleneksel işletmelerde kullanılan kimyasal ilaçlardan bulaşması kaynaklı  olumsuz etkenlerle karşılaşılabilir.
  • Organik tarıma geçişin ortaya çıkarabileceği diğer dezavantajlardan biriyse pestisit kullanılmaması veya çok az kullanılması sebebiyle hastalıklarda artışa sebep olmaktadır. Bunun nedeni organik tarımda pestisit ve gübre piyasasının yeterince gelişmemiş olmasıdır.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Asansör Müziği ve Gastronomi

Zamana yolculuk

Kurtuluş

Abdülhamit’e kadar Osmanlı Sultanları

Tesla Model S fiyatı ve özellikleri

İlk gece etkisi! Farklı bir yatakta uyumak neden zor?

Alice kitaplarında Darwinci hiciv 5. Bölüm

Ölüme sitem, Tamer Başkan anısına

Pablo Escobar ve Kolombiya

Herkes Dergisi Papağanı

Herkes Dergisi okur buluşması! Yer: Ankara!

Herkes Dergisi okur buluşması

Herkes, 2011 yılında bir hayal olarak ortaya çıktı. Bu hayal, o dönemde ihtiyaç duyduğumuz, bütünleştirici bir kavramdı. Ancak 2015’e geldiğimizde ‘’biz’’ ve ‘’onlar’’ olmaktan kaçınarak ‘’herkes’’ olabilmek ve ortak değerleri arttırmak daha önemli hale geldi. Aynı anlayışla ‘’herkes’’ olarak Ankara’da ilk buluşmamızı gerçekleştiriyoruz. Dergimiz yazarlarından Suat İlhan ve Çağlar Yıldırım‘ın  katılım sağlayacağı buluşmamızda bir araya gelmenin, sen, ben değil herkes olabilmenin heyecanını ve mutluluğunu değerli okurlarımızla paylaşmaktan gurur duyacağız.

Dergimizin çalışkan tarihçisi Yasin Çetin de dergi buluşmasına teşrif edecek.

Etkinlik programı

TARİH: 30 KASIM PERŞEMBE

Saat 19.00

Buluşma Adresi: NİL ROCK BAR

Sakarya Caddesi, Bayındır Sokak No:19 (Bayındır Sokak)
06450 Çankaya
Türkiye

Ardından Kurban Grubu solisti ve dergimiz yazarlarından Deniz Yılmaz’ın gerçekleştireceği konsere katılım sağlayacağız.

Saat 22.00

BİLET SATIŞ: http://www.ifperformance.com/ankara/etkinlik/2106/KURBAN/

Konser Adresi: IFF PERFOMANCE HALL ANKARA

Kavaklıdere Mahallesi, Tunus Caddesi, 14/A, 06410 Çankaya/Ankara

Detaylı bilgi için

herkesdergisi@gmail.com

0530 096 16 05 

0551 703 07 50

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

asansör müziği

Asansör Müziği ve Gastronomi

Şule Demir, asansör müziği ve Gastronomi çalışması ile, okurlarına merhaba dedi. Şule Demir’in yeni çalışmaları için dergimizi takipte kalınız.

Asansör müziği ve Gastronomi

Müzik, insan hayatına kendi isteği dışında, 1920’li yıllarda General George Squires’in elektrik hatları üzerinde müziğin taşınması için aldığı patent ile girmiştir. Sonrasında “Muzak” adı altında, kişilere kendi kontrolleri dışında toplumsal mekanlarda müzik sunan bir firma haline gelmiştir. Squires’ın insanları sakinleştirdiği sebebi ile müzik dağıtımını ilk uyguladığı ortamın asansörler olması, bu terimin günümüz jargonunda “asansör müziği “olarak tanımlanmasına neden olmuştur, ancak temel anlamda Muzak’ın uyguladığı “arka plan” müziğidir.

Müzik ve ortam ilişkisi

Müzik ve ortam ilişkisine bakıldığında Muzak’ın amacı insanları eğlendirmek değil, bireyleri kontrol altına almak olmuştur. Muzak,  oluşturduğu fikirler ekseninde hedef kitle olarak ilk önce bankaları, restoranları, alışveriş merkezlerini seçer ve her ortama farklı müzik seçenekleri sunar. Örneğin fabrikalardaki işçilerin çalışma verimlerini arttırmayı amaçlayan müziğin diğerlerinden daha farklı olması beklenmektedir.

Alışveriş merkezleri ve restoranlar gibi ortamlarda kişilerin dinledikleri müzik parçaları ile aşinalık kurmaları açısından, tanınmış müzik parçaları daha yalın hale getirilerek (parçanın aslında yer alan birçok çalgı çıkarılarak) ve özellikle çalgısal forma getirilerek algılaması daha kolay hale getirilir. Bireyler, müziğin basite indirgenip daha tanıdık hale getirilmesi sonucunda, dinlenilen ortama karşı daha fazla yakınlık duyar. Kurulan bu ilişki sonucunda ortam bireyler için artık  herhangi bir tehdit içermemektedir. Müzik dinleme ve  atmosfer arasında kurulan ilişkide, bireylerin müzik eğitimi almış kişiler ve dinledikleri müzikler üzerinde bir dikkate sahip olmaları beklenmemektedir. Sonuçta bulunulan yerde, dinlenilen müziğin etkisi ile müzik, birey tarafından tanıdık hale gelmiştir.

Zevk alma süreci

Yiyecek içecek tüketiminde zevk alma süreci, içerisinde birçok duyusal niteliği barındırmaktadır. Beş duyunun kendine has rolleri mevcuttur. Örneğin bir tabağın görünümü; kokusu ve tadıyla ilgili beklentiler oluşturmakta ve yeme sırasında lezzet, koku, dokunma ve işitme uyarılarının kombinasyonu ile bütünleşmektedir. Duyular bir arada sinerji oluşturmaktadırlar. Koku-tat, görme-tat ve diğer farklı duyular arasındaki bu etkileşimler çeşitli çalışmalarla ortaya konmuştur. Tat algısı, işitsel veriler ve gıdaların lezzeti arasında bir ilişki mevcuttur. İnsanlar, tatlar ve sesler arasında çapraz-modal (iki ya da daha fazla farklı duyu modalitesi arasındaki etkileşimi içeren algıdır) ilişkiler kurarlar.

1960’lardan bu yana, işitme ve tat algılaması arasındaki etkileşimle ilgili çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Örneğin, Areni ve Kim (1993) ve North, Hargreaves ve McKendrick (1997), müziğin şarap alımına etkisini incelemişlerdir. Çalışmalarında, bir şarap mahzeni içinde pop müzik yerine klasik müziğin çalınmasının daha fazla ürün satın alınmasına sebep olduğunu ve Fin şarap pazarında Fransızca müzik dinletilen müşterilerin Fransız şaraplarını, aynı şekilde Alman çağrışımlı müzik dinletilen müşterilerin Alman şaraplarını tercih etmeye başladıklarını keşfetmişlerdir.

Bira tüketme miktarı

Bir diğer çalışmada Drews ve ark. (1992) barlarda dinletilen farklı müzik türlerinin, bira tüketme miktarını ve kalış süresini artırma eğiliminde olduğunu göstermişlerdir. Milliman’ın gerçekleştirdiği bir çalışmada ise, bir restoranda bir grup müşteriye hızlı müzik dinletilirken diğer gruba rahatlatıcı-enstrümantal müzik dinletilmiştir. Rahatlatıcı-enstrümantal müzik dinletilen grup 11 dakika daha fazla yemek yemiş (toplamda 56 dakika) ve hızlı müzik dinletilen gruba göre daha fazla para harcamış ancak masada hızlı müzik dinleyen gruba göre daha fazla yiyecek bırakmışlardır.

North vd. (2003), daha sonraki başka çalışmalarında bir restoranda müşterilerin farklı müzik tarzlarını (klasik, pop ve müziksiz) dinlediklerinde harcamaları üzerindeki etkisini araştırmışlar ve sonuçta diğer unsurlar sabitken, klasik müziğin müşterilerin harcamalarını (özellikle de başlangıç ve kahve) artırdığını bulmuşlardır.

Jacob (2006) ise Fransa’da bir barda 93 kişi ile gerçekleştirdiği araştırmasında üç farklı müzik stilini (bar müziği, çizgi film müziği ve popüler-top 40- müzik) müşterilere dinletmiş ve müziğin kalış süresi ve harcama üzerine etkisini gözlemlemiştir. Çalışmasının sonucunda diğer çalışmaları destekler nitelikte müzik stilinin müşteri davranışı üzerinde belirgin bir etkisi olduğu ve bar müziğinin hem müşterilerin kalış süresini hem de harcama miktarını artırdığını bulgulamıştır.
Tatlı, kuru, hafif, yumuşak ve keskin gibi sıfatlar insanlar tarafından hem gıda hem de müzik niteliklerini tanımlamak için kullanılmışlardır. Örneğin, Crisinel ve Spence (2010a) araştırmalarında, tatlı ve ekşi tat lezzetlerini yüksek perdeli seslerle ilişkilendirirken; acı tatları düşük perdeli seslerle, tuzlu tatları orta seviyeli seslerle ilişkilendirmişlerdir.

Major ve minor

Orta ses düzeyinde, hızlı tempoda çalınan major tarzda bestelenen parçalar “mutlu” şarkılar olarak ifade edilirken; düşük ses düzeyinde yavaş tempoda çalınan minor tarzda bestelenen parçaların “hüzünlü” olduğu düşünülmüştür. Çünkü müzik beyinde duyguların olduğu bölümü (limbik sistemi) etkilemektedir.

Dolayısıyla müzik ruh halini de etkileyebildiği gibi değişen ruh hali de hizmet değerlendirmelerini etkileyebilmektedir. Bundan dolayı arka plan müziği müşterilerin değerlendirmelerini, ruh halini, satın alma isteğini, davranışlarını etkileyebilen birkaç atmosferik değişkenden bir tanesi olarak kabul edilir. Arka plan müziğiyle kişilerin zihinlerinde multi-modal deneyimler ve hatta bilinç dışı beklentiler yaratabileceğine inanan Heston Blumenthal İngiltere’nin Bray şehrindeki Fat Duck restoranında “Denizlerin Sesi” adlı yemeği, özellikle multi-modal yemek deneyimini vurgulamak için tasarlanmış bir film müziği ile beraber vermiştir.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Hayat Sende’nin 15.200 belgeseli

Benim Hikayem Biterken Başladı – 1

Sepya rengine dönen rengarenk anılarımız

Lewis Carroll yaşamı ve eserleri üzerindeki etkisi

Apple’dan iPhone 8 ve iPhone X bombası

Hintlilerin ve Parsilerin ölü gömme gelenekleri

Hey taksi 6. bölüm

Herkes kent temsilciliği

Herkes kent temsilciliği hakkında

Herkes Dergisi, her geçen gün ilerlemeye  ve daha geniş kitlelere yayılmaya devam ediyor. Dergimiz vizyon ve misyon olarak hiçbir zaman yerinde saymayı ve kapalı bir yapı olarak kalmayı kabullenmedi. Her gün daha geniş kitleleri anlayabilmek ve anlatabilmeyi amaçladı. Zaman zaman yardım kampanyalarına destek verdik, ileriye dönük yeni hedefler belirledik. Herkes ekibi olarak, orta vadede bir kitap  yayınlamayı amaçlıyoruz. Bu amaca ulaşabilmek için herhangi bir acelemiz yok. Herkes, hedefleri doğrultusunda gelişmeye devam ederken okuyucular ile dergi arasında temas her geçen gün artıyor. Kent temsilciliği fikri, dergimizin tüm Türkiye’de okurları ile sıcak temas kurabilmesi için okurlarımız tarafından ortaya atılan bir projedir.

Herkes Dergisi

Geçtiğimiz günlerde Trabzon’dan bir okuyucumuz Herkes Dergisi Trabzon temsilcisi olmak için başvuru yaptı. Böyle bir temsilcilik sistemimiz yoktu. Herkes Dergisi, okuyucularının desteği ile büyüyor. Trabzon’dan bize ulaşan okurumuzun bu talebi dergimize yeni bir yol çizdi. Trabzonlu Herkes okuyucusunun talebi değerlendirildi. Herkes Dergisi Genel Koordinatörü Mert Birgören, Yayın Etik Kurulu üyesi Cem İraz ve dergimizin yazarlarının görüşleri doğrultusunda Herkes Dergisi kent temsilciliği sisteminin getirilmesine karar verildi.

Herkes kent temsilciliği

Herkes kent temsilciliği

Herkes Dergisi kent temsilcisi ne yapar?

1- Kent temsilcisi, bulunduğu ilde dergimizin tanıtım sorumlusudur.

2- Temsilcisi olduğu ilde yaşayan veya seyahat eden yazarlar ile iletişim halinde olur. Bir nevi o vilayetteki Herkes vekilidir. İlde dergiyi temsil eder.

3- Temsilciler, yaşadıkları şehirlerde yeni okurlarla temasa geçilmesi için çalışmalar yürütür.

4- Herkes’i temsil ettiği şehirde dergi hakkındaki özellikle yergi niteliği taşıyan eleştirileri toplayarak Herkes Dergisi Yayın Etik Kurulu‘na iletir.

Hangi illerde Herkes kent temsilciliği olacak?

Türkiye’nin 81 vilayetinde de Herkes Dergisi temsilcisinin olmasını hedefliyoruz. Nüfus ve yüzölçümü büyüklüğü nedeni ile bazı illerde birden fazla temsilcinin faaliyet göstermesi planlanıyor. Herkes Dergisi kent temsilcisi olabilmek için iletişim bölümünden ulaşmanız ve bulunduğunuz il, kişisel bilgileriniz gibi konularda bize bilgi aktarmanız gerekiyor.

İletişime geçmek için tıklayın

Herkes Dergisi kent temsilcileri, dergimizde ilan edilecek ve okuyucular istedikleri zaman temsilcilerin kim olduğuna ulaşabilecekler. Derginin yönetim kurulu, yazarları gibi kent temsilcileri de şeffaf olacak.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken dergi duyuruları ve etkinlikleri:

Köy okulları yardım projesi

Herkes yazarlarından seçme şarkıları

Herkes Dergisi yazar alımı hakkında

Herkes Dergisi yayınevlerine ilk yazarını çıkarttı

12 Eylül saat 20:00’de Steve Jobs Theater’dan canlı yayın.

İşte yeni iPhone

Türkiye saati ile 12 Eylül 2017 20.00’da Apple’ın yeni cihazlarını tanıtacağı etkinliği canlı olarak yayınlıyoruz. Bu yayını bu sayfadan, Twitter’da @herkesdergisi ve Facebook sayfamızdan eş zamanlı olarak takip edebilirsiniz.

O zamana kadar, yeni iPhone modelleri hakkında yazdığımız yazıları buradan ve buradan okuyabilirsiniz.

12 Eylül saat 20:00’de Steve Jobs Theater’dan canlı yayın.

Apple’dan iPhone 8 ve iPhone X bombası

12 Eylül saat 20:00’de Steve Jobs Theater’dan canlı yayın.

Apple’ın 12 Eylül 2017’de tanıtacağı iPhone’un yeni modelleri hakkında bilgiler sızmaya başladı.

Geçtiğimiz günlerde iOS 11 GM sürümünün yanlışlıkla sızmasını fırsat bilen yazılımcıların yaptığı incelemelerde, yeni iPhone modellerinin isimleri ortaya çıktı.

12 Eylül saat 20.00’da Apple’ın iPhone tanıtımını canlı olarak yayınlayacağız. Yayını bu sayfadan, Twitter üzerinden @herkesdergisi hesabından ve Facebook sayfamızdan eş zamanlı olarak yapacağız.

iPhone 8, iPhone 8 Plus ve iPhone X

Temmuz ayında yayınladığımız incelemede de belirttiklerimize uygun olarak, yeni iPhone X modelinde cihazın önü boydan boya kapsayan OLED ekran doğrulandı. Samsung’un yıllardır sunduğu kablosuz şarj özelliği de söylentiler arasında.

iPhone X’in ön yüzü tamamen ekran olacağı için, ana ekran tuşunun yerini yüz tanıma özelliği alacak. İsminin Face ID olacağı düşünülen bu özellik, cihazın önündeki bir kızılötesi kamera ve selfie kamerası ile birlikte çalışarak cihazın kilidinin açılacağı düşünülüyor.

iPhone 8 boydan boya ekran ile geliyor