Kurtuluş

Kurtuluş 11. bölüm

Çağlar Yıldırım‘ın sevilen eseri Kurtuluş öykü dizisinin 11. bölümüdür. Öncelikle öykünün ilk 10 bölümünü okumanız öyküyü kavramanız konusunda faydalı olacaktır.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

6. bölüm

7. bölüm

8. bölüm

9. bölüm

10. bölüm

Kurtuluş

Gölgeler uyudu. Kemiklerim sızlıyor. Sardığım üçlüleri bir kenara fırlatıp, eroine koşmak istiyorum. Evet, bağımlıyım. Utanmıyorum, sıkılmıyorum. Bağımlı olmaktan korkmuyorum, kıyısından köşesinden yaşayamam çünkü. Paçalarım pisliğe bulaşmalı. Bu yüzden yardım için uzanan bütün elleri geri çeviriyorum, psikolojik destekler, alkol ve uyuşturucu tedavileri bir başkasının olabilir. Uyumamak için direndiğim her saniye, ağrı olarak saplanıyor beynime. Hava sıfırın altında bir derece, buz tutan asfaltın üzerinde dans eden sarhoşlara imrenerek bakıyorum.

Ankara küçülüyor gözümde, bir müptezel Cinnah 19 Apartmanı’nı dinamitleyerek havaya uçuruyor. Ankara daha da küçülüyor. Genç bir travesti Güvenpark’ın orta yerinde sikini kesip kalabalığa fırlatıyor. Ankara biraz daha kırmızı. ‘’işte böyle,’’ dedi kalabalığın arasından titrek bir ses. ‘’İşte böyle kaybettik insanlığımızı.’’ Ankara daha da ürkek. Ne yapacağımı düşünürken, elimde kalan son Skunk’ı sarıp sağlam bir fişek çıkardım. Titreyen çenem, taşıyamadığım kollarım ve bacaklarım ayrı gezegenlere savruldu, tek istediğim daha fazla çikolata. Kuruyan ağzım haplanmama bir türlü müsaade etmeyince,  boğazımda takılı kalan küçük şeytanı arka arkaya şiddetli iki öksürükle avucumun içine tükürdüm.

Daha fazlasına ihtiyaç duyduğum zamanlarda hep böyle bir aksilik olur. Olduğum yerden güçlükle kalkarak mutfağa gittim, dolapta kötü günler için sakladığım soğuk biralardan birini açtım. İlk yudum ağzımın içini yeterince ıslattı, hapı ikiye bölüp arka arkaya yuttum. Midemin içinde küçük iki patlama. Midemin içinde bir çocuk ve iki küçük patlama. Kanayan tırnaklarım ve irili ufaklı kesiklerin bıraktığı izler bedenimi terk ediyor. Hiç olmadığım kadar temizim. Dövmeler akıp gidiyor göğsümün üzerinden, siyah mürekkebi elimin tersiyle silerek leke kalmaması için çaba sarf ediyorum. Temizim artık. Sizin gibiyim işte, eğer farklı kılan buysa.

İhtiyacımız olan her şeyi alacağız

Kapı çaldı. Yığıldığım yerden kalkamadım. Tekrar çaldı. Kilit döndü. Kilit döndü. Kilit Döndü. Dil boşa düştü. Ağır adımlarla gözümün önünden geçti, kısılan gözlerimi açmaya çalıştım ama boşuna. Sol yanağımda hissettiğim sıcaklık, beynimi kavurdu. Çağan’ın avucu işte.

‘’Deniz,’’ dedi Çağan ve konuşmaya devam etti.

-‘’Benim bir sikim yok’’ diyerek başladığı serüvenine Bay Faletti’nin zoruyla devam eder Bravo. Gözlerini sıkı sıkı kapat, birazdan Pelageya’nın çatlak topuklarında son yolculuğumuza çıkacağız.

+Daha fazla Cennet Tozuna* ihtiyacımız var Çağan.

– Yetinmeyi bilmediğimiz her mesele gibi. Merak etme ihtiyacımız olan her şeyi alacağız, Matmazel Emma’nın** kıllı vajinasını parmaklarken bu konuyu tekrar gündeme getireceğim. Akşam olmak üzere, daha önemli sorunlarımız var Sartre gibi.

+ Siyanür havuzunda boğulmayı tercih ederim, çıplak ayaklı çocuklardan bahsediyordum ve bir takım müptezel taifesi.

– Her yerdeler, çıplak ayakları zihinlerimizi döverken dilsiz bir travestinin çığlığıyla yırtılıyor gece. Açlık ordusu yürüyor***, evsizler tarafından kuşatılmış bir şehirde kimse sıcak yatağı hak etmiyor demiştin hatırlıyor musun?

+Soğuması için bırakmalısın artık!

-Son nefes Deniz! Sıcak yataklar mezarımız olacak.

+ Diri bir penisi kavrayacağı sıra, elleri yanıyor yaşlı fahişenin. Gırtlağında takılı kalan spermi tükürerek doğruluyor. Omurgası dimdik ve kıllardan kurtulmuş açık alnıyla efeleniyor pezevengine. ‘’Sömürdüğün yeter kahpenin dölü!’’

– Cennet Matmazel Emma’nın tozlu ayakları altındadır.

*Kokain

**Morfin

***Nazım HİKMET

Bin yıllık uykudan uyanıyoruz

+ 12’nin uğruna inanır mısın?

– Kutsallık ve grup seks üzerine sabaha kadar nutuk çekebilirim!

+ Bin yıllık bir uykudan uyanıyoruz, anamız gülerek sıçıyor bizi. Öksürüğü kodeinle bastırmak gibi tuhaf çözümler arayarak yaşamaya çalışıyoruz. Gözlerini kapa, Pelageya diriliyor.

– İsyan!

+İşte başlıyoruz, aceleye getirmeden tüm evreni yeniden inşa edeceğim. Altı gün değil gerekirse altı bin yıl harcayıp nakış nakış işleyeceğim.

– Dağdan inme vakti geldi.

+ after the night when i wake up 
i’ll see what tomorrow brings
 *

-Siyahların diyarından gelen bir çığlık kulaklarımı kanatıyor, sese kulak ver. Bileklerimden süzülen kan, Çartkov’a ilham veriyor. Başka neye yarar ki insan?

+Sessizlik lütfen.

Yenileceğiz gayet iyi biliyorsun, zafere ulaştığımızı zannettiğimiz anda çaresizliğin çirkin tırnaklarını şah damarımıza yiyerek can vereceğiz. Bir çocuk ağlayacak arkamızdan, bakire bir orospunun çıkardığı o velet acıyacak halimize.

+Pavel sert adımlarla salonun ortasına doğru yürüdü. Kulak kesildim, sesi bir alçalıp bir yükseliyordu ‘’Yoz kültür, mahvedecek…’’ Daha sonra bir bardak votka ikram ederek sakinleşmesini sağladım. Çıldırmış gibiydi, geçtiğimiz yüzyıldan ders çıkarmamız gerektiğini söylüyordu.  Son komünist öldü işte, ellerin titriyor sakinleş biraz, sen öldürmedin onu. Doğru düzgün yapmaya çalıştığın her işi eline yüzüne bulaştırdığının farkındayım, mantıklı cümleler kurmak zorun değiliz, anlamaya çalışma.

-Rasputin’in buruşuk aletiyle kutsayacağım hepinizi. İnsanların neden bu kadar kötü yaşadıklarını anlamak için, yaşama nasıl başladıklarına bakmak gerekir** demişti Nataşa.   Sahi göğüs uçlarını kesen bir kadın ne kadar masum olabilir? En son hissettiğin acı neydi?

*Fever Ray

** Gorki

+İğneyi batıracak yer bulamadığında aynanın karşısına geçip kendini izlersin, saatler sürer bu. Çürüyen vücuduna, kurtlanmaya başlamış kollarına ve tırnaklarına acıyarak dokunursun. Alnından başlayıp koltuk altına doğru ilerleyen ıslaklık felaketin habercisidir, kriz kapıda demektir. Ayaklarına, parmak uçlarına bakıp batıracak bir yer ararsın, titremenin şiddeti arttıkça risk de artar. İşte hissedebileceğin en büyük acı o an boynundan içeri girer, sonrası yok.

-Sabaha az kaldı elini çabuk tut.

+ Güneş doğduğunda burada olmayacağız nasılsa. Para birimlerinizi tanımıyorum, çizdiğiniz sınırların üzerini karalıyorum, kutsal saydığınız bayrakları götümü silmek için kullanıyorum ve aşağılanmış, dışlanmış bir eşcinsel adına yapıyorum tüm bunları. Körü körüne bağlı kaldığınız tüm değerleri kökünden dinamitleyerek gerçek özgürlüğü sunacağım size.

Sana merhamet edecek kişi değilim

– Dinlemeyecekler seni, söylediğin her şey saçmalıktan ibaret. Öleceksin ve kokuşmuş cesedini sahiplenen bile olmayacak, her yıl bu saatlerde birkaç müptezel saygı duruşuna geçecek o kadar. Göz kapaklarını kaldıramıyorsun, hareketlerin yavaşladı, konuşurken farkında olmadan kelimeleri iki üç defa tekrarlayıp, yuvarlıyorsun. Kuşatıldın, son et parçası kemiğinden sıyrılırken gözlerin hiç olmadığı kadar büyüyecek, çabuk bitmesi için yalvaracaksın. Sana merhamet edecek kişi ben değilim, bunu gayet iyi biliyorsun Deniz. Zevk almaya bakacağım.

+Tanrı’nın sesi bu! Zerdüşt* orda işte!

-Elimizde kalan son kurşun, sık ona!

+ Zerdüşt böğürerek yere yığıldı. Boğazından fışkıran solucanlar, toprağa karışarak hayat buldu.

– Artık sıra sende, serum lastiğini uzat ve gömleğinin kolunu sıyır!

+ Dilinin altında bir fare cesedi taşıyorsun.

-Hazır mısın?

+Evet!

* Nietzsche

-İlk önce üşüyeceksin, koltuk altından girip göbeğini gıdıklayan bir sonbahar rüzgârını düşün, sakın korkma. Kasılma ve titremeler geldiği zaman pişman olacaksın. Ölüme bir adım kaldığını bilmek seni dehşete düşürecek işte en acı veren evre budur sık dişini, geri dönüşün olmayacak nasıl olsa.

+Korkmuyorum, piçler için çıkıyorum yola. Görmem gereken hesaplar var, Tanrı bekletilmeyi sevmez hadi yap şu işi.

-Saat 05.45, bu doz yeterli olacaktır senin için.

+’’Ağızları açık birer mezardır.

        Dilleriyle aldatırlar.’’

 ‘’Engerek zehri var dudaklarının altında.”
“Ağızları lanet ve acı sözle doludur.”
“Ayakları kan dökmeye seğirtir.
 Yıkım ve dert var yollarında. *

Çıplak ayaklı çocuklar yola koyuldu Deniz, hoşça kal.

+Ben Akhilleus,

                             Hoşça kal.

*Yeni Ahit

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Benim Öyküm

Recep ile Nadan

Kirli Melek

İttihat ateşi

Gün Karanlık

Zamana yolculuk

Anlatılmaz yaşanır yıllar geçse bile

Yi ha! Bir Anadolu göbeği hikayesi

Haziran