Haziran

Haziran 6. bölüm

Çağlar Yıldırım‘ın yazdığı Haziran öykü dizisinin 6. bölümüdür. Haziran öykü dizisinin önceki 5 bölümünü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

3. bölüm

4. bölüm

5. bölüm

Haziran

Bu cümle kafasını çok kurcaladı günlerce üzerinde düşündü önüne beyaz bir kâğıt koyarak sayfayı eski ve yeni Sami şeklinde ayırdı, eski Sami’nin özelliklerini, yaptıklarını ve yapmadıklarını yazıp yeni Sami ile karşılaştırdı. İlgisiz kaldığının farkındaydı zaten, sorumluluklarını aksattı onu da biliyordu, bunların dışında okuyan öğrenen, sorgulayan Sami mi sorundu yani? Düşünerek, çalışarak günler geçip gitti Mayıs ayı bitmek üzereydi az çok para biriktirdiği için kendini şanslı sayıyordu. 1 Haziran günü Naki’yle evde otururken telefon geldi arayan Seher dedi Naki. Telefonu açtılar panik bir sesle çabuk büroya gelin dedi. Pantolonları giyip aceleyle çıktılar, Naki öyle hızlı kullanıyordu ki on dakika geçmeden, kendilerini büroda buldular. Yukarı çıktıklarında Seher tarafından öfkeyle karşılandılar.

‘’Neredesiniz ya olanlardan haberiniz yok mu işlerin ucundan tutun çabuk.’’

‘’Neyden haberimiz yok mu? Ne oluyor Seher anlatsana çabuk.’’

‘’Haberlere bakın arada Gezi Parkına girmişler üç gündür parkta nöbet tutuyorlardı bugün tekrar saldırmışlar, ortalık yıkılıyor dünyadan haberiniz yok.’’

Büronun içinde yardım edilecek ne varsa hepsine koşturdular, ozalitler, pankartlar, kızıl bayraklar, dövizler her şey tamamdı. Yaklaşık elli kişi bürodan çıkıp pankartı açarak sloganlar eşliğinde Meşrutiyet Caddesine girdiler, desteğe gelenleri görünce kalabalık bir grup alkışlamaya başladı, polis aşağıda yolu tutmuş Güvenpark’a geçişe izin vermiyordu, üç dört saat slogan atarak geçti, kitle inanılmaz derecede çoğalmıştı Meşrutiyet Caddesi sonuna kadar insanlarla dolup taşmıştı. Uzun bekleyişin ardından kalabalığın içinden gür bir ses ‘’Arkadaşlar yürüyoruz’’ diye haykırdı. Binlerce insan zincirleme harekete geçti, önde barikat kuran Çevik Kuvvet ve TOMA harekete geçti, coplar, biber gazları ve tazyikli sular insanları durdurmak için orantısız bir şekilde kullanılıyordu.

Çatışma

Çatışma başladığında yüzlerce kişi polise karşılık verdi bir saat süren çatışmanın ardından Çevik Kuvvet çekilmek zorunda kalınca kol kola Güven Parka girdiler, adeta zafer havası vardı, hep bir ağızdan coşkulu marşlar söyleniyor, sloganlar atılıyordu. Meşrutiyet Caddesinden Güven Park’a çıktıklarında, Kızılay Alışveriş Merkezinin orada yüzlerce kişilik büyük bir grup alkışlayarak onları karşıladı daha sonra birleşerek muazzam bir kitle oluşturdular. Kameralar, muhabirler insanların arasında dolaşıp röportaj yapıyordu, iki gün boyunca çeşitli müdahaleler olsa da el birliğiyle geri püskürttüler.

Üstleri başları kir pas içindeydi ama burayı bırakıp eve gidemiyorlardı. Tarih üç haziranı gösterdiğin de Kızılay Meydanında ciddi anlamda kıyamet koptu, akşama doğru sivil bir araç kalabalığın arasına hızla dalarak insanları ezmeye başladı, daha yaralılara yardım edemeden polis müdahalesi başladı. Sami karışıklıkta arkadaşlarını kaybetmişti, önde kalın suntaları siper ederek akrebi durdurmaya çalışan gençlere omuz verdi, sağlı sollu biber gazı kapsülleri başlarını sıyırıp arkalarına düşüyordu.

Kafasını kaldırıp Konur Metro çıkışının oradaki köprüye baktı. Çevik Kuvvet koşarak geliyordu, önlerinde de iki TOMA ve Akrep. Sunta kalın olduğundan kapsül çarptığı gibi önlerine düşüyordu onlarda kapsülü alıp ortadaki süs havuzunun içine atıyordu, az sonra ellerinde suntalarla otuz beş kırk kişinin aynı şekilde ilerlemeye başladığını görünce yalnız olmadıkları için sevindi.

Plastik mermiye sapan ile karşılık verdiler

Bacağında müthiş bir sızı hissetti, kafasını kaldırıp tekrar baktığın da plastik mermi sıktıklarını gördü, o sırada düşündüğü tek şey Naki’nin iyi olup olmadığıydı. Yanındaki çocuk plastik mermilere cebinden çıkardığı sapanla karşılık vermeye başladı, sapanı, taş ve soda şişeleri takip etti. Biber gazından dolayı nefes alamaz hale gelmişti, yüzündeki bez parçası hiçbir işe yaramıyordu suntayı bırakıp yavaşça geri çekilmeye başladı, öyle öksürüyordu ki ciğerleri çıkacak zannetti. Sonra eski ve yeni Sami aklına geldi etrafına baktı, ‘’ne işim var burada?

Karım evi terk etmiş, çocuğumu aylardır göremiyorum bir de şu yaptığıma bak yirmilik delikanlılarla polislerle köşe kapmaca oynuyorum’’ diyerek kızdı kendine. Yeter bu kadar dedi, ‘’evime gidip güzel bir duş alacağım daha sonra kendime uygun bir iş bulup tekrar düzenli gelir elde edeceğim. Karımı, çocuğumu getireceğim Ankara’ya. Herkes başının çaresine baksın, ne demişler her koyun kendi bacağından asılır. Bana ne milletten, yok emekmiş sömürüymüş devir böyle, tek başıma ne yapabilirim, hem karım gitti çocuğum gitti cebimde beş kuruş yok onlar bana gelip sordu mu Sami yardıma ihtiyacın var mı diye? Hayır!’’

Belso’nun olduğu köşeden dönüp eve gitmeye karar vermişken iki elinde de kızıl bayrakla ona doğru koşan Naki’yi görünce az önce düşündüğü her şey için kendine lanet okudu ‘’ama haksızda sayılmam’’ diye doğruluk payı vermeyi ihmal etmedi. Naki’nin iyi olduğunu görünce rahatladı, kısa bir süre sarıldılar, eline kızıl bayrağı tutuşturduktan sonra kararlı bir ifadeyle Sami’nin yüzüne baktı ve coşkuyla

‘’Abdi Ağalara karşı İnce Memed olma günüdür Sami abi’’ dedi.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken öyküler:

Rahip

İttihat ateşi

Zamana yolculuk

Kurtuluş

Suçsuzum

Recep ile Nadan