haziran

Haziran 3. bölüm

Kurtuluş öykü dizisinin yazarı Çağlar Yıldırım, yeni bir öyküye başladı. Kurtuluş yayınlanmaya devam ederken Haziran öykü dizisi de yayınlanacak. Haziran öykü dizisinin ilk 2 bölümünü okuduktan sonra bu bölümünü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

2. bölüm

Haziran

Adliyeden çıkınca ‘’Allaha ısmarladık’’ diyerek ayrılmayı düşünürken, Seher büroya gelmesi için o kadar çok ısrar etti ki, kıramadı. Adliyeden Sağlık Sokağa kadar yürüdüler, büroya vardıklarında kalabalık bir grup tarafından karşılandılar, yemekler hazırlanmıştı, uzun bir masanın etrafına oturduktan sonra yemekler gelmeye başladı, çok acıktığını fark etti, utana sıkıla yemeğini yedi ardından çayları içmeye başladılar, o sırada uzun saçlı genç bir delikanlı dikkati üzerine topladı ve konuşmaya başladı.

‘’Arkadaşlar doymayan varsa dünden kalan portakallı pekin ördeği var, ısıtıp getireyim mi?’’ diye sorunca kahkahalar yükseldi. Çaylarını içerken diğerleriyle de tanıştı, Seher nasıl tanıştıklarını anlatınca eylem sırasında polise karşı takındığı tavırdan dolayı Sami’yi tebrik ettiler. Saate baktı dokuz buçuğa geliyordu, ayağa kalkıp müsaade istedi, isminin Naki olduğunu öğrendiği biri nereye gideceğini sordu.

‘’Abi nerede oturuyorsun?’’

‘’Tuzluçayır.’’

‘’Az bekle, bende oraya gidiyorum saat geç oldu bırakayım seni.’’

‘’Zahmet olmasın.’’

‘’Ne zahmeti abi yolumun üstü.’’

Naki ayağa kalktı tek tek selamlaşmaya gözü kesmeyince ‘’Cümleten iyi akşamlar’’ diyerek kalabalığa seslendi. Bürodan çıkarken Azat bulaşıkları yıkıyordu.

‘’Sami abi tanıştığımıza çok memnun oldum sık sık uğra yabancılık çekme burası senin sayılır.’’

‘’Çok sağ ol Azat, fırsat buldukça uğrarım.’’

Sürgün ve Türkiye

Geçti dost kervanı

Eski bir Reno dokuzu vardı Naki’nin . Arabaya atladılar kontağa asıldı, birkaç denemeden sonra çalıştırabildi. Yolculuk boyunca sohbet ettiler hatta bir ara radyoda ‘’Geçti Dost Kervanı’’ çaldı. Naki eşlik etmeye başlayınca Sami’de ona katıldı, sesi çok güzeldi doğrusu. Naki’nin Ankara Üniversitesi Hukuk bölümünden mezun olduğunu ve avukatlık yaptığını öğrenince nedenini bilmediği bir şekilde gururlandı. Tek Mezar Parkının oraya gelince ineceğini söyledi vedalaştıktan sonra, parkın aşağısındaki yola doğru yürüdü, sokağın köşesindeki yeşillik alanı geçtikten sonra eve vardı.

Kapı açıldığında Sevim korkulu gözlerle karşıladı ardından kucağına atlayarak sıkıca sarıldı boynunu öptü, kokusunu içine çekti. Mahir de odadan fırlayıp geldi her zamanki gibi soğukkanlıydı iyi olduğunu görünce tekrar odasına girdi. Oturma odasına geçtiler Sevim meraklı gözlerle neler olduğunu anlatmasını bekliyordu, anlatmaya başlayınca ağzı açık kaldı. Sami, Irmak’ın başına gelenleri anlatınca Sevim dehşete düştü, elini yanındaki tahta masaya üç kere vurarak ‘’evlerden ırak’’ dedi.

Sosyalizm ve çeşitleri

Evlerden ırak

O an daha çok sarsıldı ‘’ne demek evlerden ırak insan böyle bir durumda bile nasıl bu kadar bencil olabiliyor, bize uğramasında hangi evin başına gelirse gelsin mi yani?’’ diye düşündü. Kafasındaki tek soru insan nasıl bu kadar canileşebilirdi, ‘’gencecik kıza nasıl kıydınız, vicdanınız nasıl el verdi’’ ver yansın etti. Sevim daha fazla dayanamayarak konuyu değiştirdi, acıkmıştır diye bir sürü yemek hazırlamıştı. Tok olmasına rağmen kırılmaması için iştahla yedi, duş almaya dermanı yoktu, üzerini değiştirdiği gibi yatağa girdi, başını yastığa koyar koymaz uyudu.

Ertesi gün işe gitmedi, sonraki gün de…

Bir hafta böyle geçti, Sevim’in endişeleri giderek artıyordu sürekli sorularla bunaltmaya başladı. Anlatacağı bir şey bulamıyordu oysa nasıl hissettiği konusunda Sami’nin de fikri yoktu iyi dese değil, kötü dese hiç değil.

‘’Ne için yaşıyorum?’’

Kaybedeceği birçok şey vardı ihtimalleri sıralayıp üstüne düşünmeye başladığı bir vakit Latif aradı.

‘’Alo! Abi nasılsın haber vermeden çektin gitti, Azmi bey dedi ki…’’

‘’Azmi beyini sikiyim ne dedi.’’

‘’Artık gelmene gerek yokmuş bu ay ki maaşını da kesintisiz verecekmiş.’’

‘’İyi tamam uğrarım bir ara hadi selametle.’’

‘’Görüşürüz abi.’’

Güney Amerika’da oligarşi ve diktatörlük

Emeğinden başka sermayesi yoktu

 

Kafasını taşıyamıyordu, alnını ovmaya başladı baş ağrıları en olmadık zamanda geliyordu. Emeğinden başka sermayesi yoktu, istediği yerde istediği zaman iş bulabilirdi ama gerçekten ne yapmak istediği üzerinde düşünmesi gerektiğine karar verdi. Kıyafetlerini değiştirip evden çıktı, otobüs durağına vardığında fikrini değiştirip yürümekte karar kıldı, taşları tekmeleyerek kırk dakika yürüdü yorgunluk belirtisi yoktu, saatlerce yürüyebilirim diye düşündü, o sırada büroya gitmeye niyet etti.

Kalabalığın arasında olmak iyi gelmişti, gençlerin enerjisi biraz da olsa yaşama isteğini tazeliyordu, Sağlık Sokak’a girdiğinde yeri tam olarak hatırlayamadı, tek hatırladığı binanın altında bir ecza deposu olduğuydu. Sokağın sonuna yaklaşınca ecza deposunu gördü kafasını kaldırıp binanın tepesine bakınca tabelayı gördü sarı harflerle ‘’Özgürlükler Derneği’’ yazıyordu. Binanın kapısı açıktı asansöre binip altıncı kata çıktı, kapının önünde iki üç dakika bekledi kararsızdı, sonra Azat’ın söyledikleri aklına geldi bastı zile, kapıyı Mahir yaşlarda bir çocuk açtı.

‘’Buyurun ne vardı?’’

‘’Şey, geçerken uğramak istedim.’’

‘’Ne için?’’

Vereceği cevabı düşünürken Azat’ın sesini duydu kurtarıcı gibi yetişmişti, rahatladı.

‘Abi buyur gel, hoş geldin… Ya Hasan kaç kere dedim insanları kapıda sorguya çekme diye dernek oğlum burası dernek, kusura bakma abi.’’

‘’Önemli değil çocuk haklı sormakta.’’

Haziran DEVAM EDECEK…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Hayal, evim ve eşim

Benim Hikayem Biterken Başladı – 2

Sokak kedilerinin İstanbul’u

Alice kitaplarında Darwinci hiciv 5. Bölüm

Beklemek

Kirli Melek – 6

Zamana yolculuk 6. bölüm

Karanlıkta aynaya bakmak

Kalbimin senfonisi