haziran

Haziran 2. bölüm

Herkes Dergisi‘nin yazarlarından Çağlar Yıldırım, yeni bir öykü ile okuyucularıyla buluştu. Kurtuluş öykü dizisi ile beğeni toplayan Yıldırım, Haziran öykü dizisi ile yeni bir pencere açtı. Haziran öykü dizisinin ilk bölümünü okuduktan sonra bu bölümü okumanızı tavsiye ederiz.

1. bölüm

Haziran

Hayatı boyanın, tinerin ve kâğıtların içinde geçerken ‘’daha ne kadar böyle devam edebilir ki?’’ diye geçirdi zihninden. Bir şekilde yolunu bulup düzlüğe çıkmalıydı. Akşama doğru patronun gelmesiyle işler hızlandı, baskısı biten diğer bobinlerin bir an önce ebatlarına göre kesilip paketlenmesi gerekiyordu. Patron siparişi alınan üç firmanın açılışının olduğunu söyleyerek baskıların bitmesi yönünde direktifte bulundu. Mesaiye kalacakları için belli belirsiz küfürler havada uçuştu. Avans meselesini bir an önce halletmesi gerekiyordu, başka çaresi kalmamıştı.

‘’Latif ben gelene kadar şu baskıya bak, Azmi beyin yanına çıkacağım iki dakika.’’

‘’Tamam, abi sen merak etme bakarım.’’

Türk Edebiyatı için hangi romanlar okunmalıdır?

Kırk yedi yaşına geldim

Merdivenleri ağır ağır çıkarken vücudundaki bütün kan yüzünde toplandı, ellerini yanaklarına götürerek yüzüne çöken sıcaklığı dağıtmak istercesine ovaladı. ‘’Kırk yedi yaşına geldim daha dün ki yetmenin karşısında şekilden şekle gireceğim’’ diyerek öfkelendi, kapısını çaldı.

‘’Azmi bey iyi günler, rahatsız etmedim umarım?’’

‘’Buyur Sami usta ne vardı?’’

‘’Bir maruzatım olacaktı ama…’’

‘’Dinliyorum neymiş o?’’

‘’Azmi bey bu ay elim çok daraldı taksitler, masraflar derken iyice bunaldım cepte pek bir şey kalmadı. Gelecek aydan avans vermeniz mümkün mü acaba?’’

Deri koltuğunda gerilerek, elini yeni tıraş ettiği suratına götürüp çenesini kaşımaya başladı bir dakikalık o suskunluk ve düşünme evresi yıl gibi geldi, sonunda o çirkin ağzından kelimeler dökülmeye başladı.

‘’Valla usta bobinler yeni geldi, onların parası ödenecek üç yerden senet döndü beş kuruş para yok anlayacağın.’’

‘’Peki, tekrar kusura bakmayın, iyi çalışmalar.’’

‘’Size de usta.’’

Çenesini öylesine sıkmıştı ki diş etleri sızlamaya başlayınca dudaklarını aralayıp sövmeye başladı.

‘’Orospu çocuğunun canını istedik sanki bobinler gelmiş de, senet dönmüş de o zaman üç yüz milyarlık arabaya binme göt veren.’’

‘’Latif sigara ver lan.’’

Latif tek kelime etmeden paketi yanına bıraktı, Omar ise hiçbir şeye aldırmadan işini yapıyordu. O da farkındaydı olup bitenin fakat aldığı paraya ya da fazladan yaptırılan ve ödenmeyen mesailere itiraz edebilecek konumda görmüyordu kendini, işin ucunda aç kalmak vardı çünkü. En ufak hatasında kovulacağını ve yerinin başka bir savaş mağduru tarafından rahatlıkla doldurulabileceğinin farkındaydı. Ağzından hayata dökülmese de gözlerinden okunuyordu isyanı.

Brezilya’da sömürgecilik ile savaşa hazırlık süreci

Her şeye yabancı hissediyordu

Herkes işini itinayla yapıyordu, zaman şakalaşmadan, dertleşmeden hızlıca akıp gitti. Saate baktığında paydosa on dakika kaldığını gördü, elinde kalan son baskıyı paketleyerek sigara molası verdi. O sırada Latif babacan bir tavırla omzuna dokundu.

‘’Sami usta bugün sen eve git dinlen iş zaten az üstesinden geliriz.’’

Sinirli ya da üzgün olduğunda hep usta diye seslenirdi ona, minnetle gözlerine baktı güzel yürekli bir adamdı şu Latif, bazen patavatsızlık etse de pırlanta gibi çocuktu.

‘’Sağ ol Latif kusura bakma bugün surat yaptım sizinle alakası yok yanlış anlamayın.’’

‘’Biliyorum usta kafanı yorma sen, için ferah olsun.’’

Üstünü değiştirip ‘’herkese kolay gelsin’’ dedikten sonra metroya doğru yürümeye başladı, Latif’in verdiği paketten bir tane yaktı bugün haddinden fazla içtiğinin farkındaydı. Bankodan tek basımlık kart aldıktan sonra metro’nun gelmesini beklemeye başladı, beklerken sorular zihnine hücum etti, kendini her şeye yabancı hissediyordu. ‘’Başka bir hayatım olabilir miydi?’’ demeden edemedi, mücadele etmekten, kredi kartı taksitlerinden, sürekli borç ödemekten bıkıp usanmıştı. ‘’Yarın ne olacak?’’ diye sormadan bir gün geçirmemişti, artık düşünmek istemiyordu yarın ne olacağını.

Köy okulları yardım projesi

Keşke yapmasaydım diye düşündü

Metro geldi sakinleşmeden eve gitmek istemedi kendi sorunları yüzünden evdekilerin huzurunu bozmak gibi bir niyeti yoktu, aktarma yapıp Sakarya’ya indi. Gökyüzü hala aydınlık sayılırdı elleri cebinde yürürken İş Bankası’nın olduğu köşeden dönerek çiçekçilerin bulunduğu meydana kadar yürüdü, nereye gideceğini düşünürken tercihini Konur’dan yana kullandı, durakta otobüs bekleyen insanları arkasında bırakarak Konur sokağa vardı.

Büfenin yanında bira içip muhabbet eden adamları görünce ‘’bira içsem mi?’’ diye düşündü vazgeçmesi uzun sürmedi, çay içmek daha makul bir seçenekti. Tam parayı uzatıp çayı alacakken Mülkiyelilerin önünde toplanıp slogan atan grup dikkatini çekti, çayı bırakıp grubun arasına karıştı. Konur Büfe’nin alt sokağında Çevik Kuvvet’in hazırlık yaptığını gördü, o sırada yirmili yaşlarda bir gencin omzuna dokundu. Ne olup bittiğini öğrenmek istedi fakat çocuk yüzünü dönünce keşke yapmasaydım diye düşündü, canını almak ister gibi bakıyordu.

Sivil misin

‘’Delikanlı ne oldu, niye bağırıyorsunuz?’’

‘’Sen kimsin lan, sivil misin yoksa?’’

Böyle bir durumda sivil polis olmadığını ispatlayamazdı, zamanında cevap vermezse olacakları az çok tahmin ettiğinden hızlı düşünmesi gerekiyordu. Birden aklına boya ve kesiklerle dolu nasırlı ellerini göstermek geldi.

‘’Şu ellere bak bakalım bir delikanlı işçiyim ben işçi.’’

‘’Kusura bakma abi ya bunların sağı solu belli olmaz insan ister istemez şüpheleniyor.’’

‘’Sorun değil de cevap vermedin hala ne oldu? Bu afişteki kız kim?’’

‘’O Irmak, epeydir kayıptı bir hafta önce cesedini buldular. Parçalayıp valize koymuşlar. Ankara’nın çok dışında ormanlık bir arazide bulundu. Biz de kadın cinayetlerine tepkimizi göstermek için toplandık, bir haftadır eylemimize saldırıyor polisler ama inatla buradayız.’’

‘’Anladım yakalanan yok mu, kim yapmış, neden yapmış?’’

‘’Bizim duyduğumuza göre bir kişiyi yakalamışlar, görüntüler falanda varmış ama soruşturmayı gizli tutuyorlar, çok az bilgi var ona dair. Neymiş efendim toplumda panik uyandırmaması için bilgi vermiyorlarmış külliyen yalan katilleri koruyorlar.’’

Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun!

Eylemi sonlandırmanız gerekiyor

Genç konuşmasını bitirince kafasını kaldırıp etrafı süzdü, Çevik Kuvvet Konur Büfe’nin yanında konuşlanmış bekliyordu. Kır saçlı, kilolu, kibrinden amir olduğu anlaşılan memur grubun önüne gelerek sözcünün kim olduğunu sordu.  Kalabalığın arasından, orta yaşlarda dalgalı saçlı bir kadın çıkarak çevik amiriyle konuşmaya başladı.

‘’Eylemi sonlandırmanız gerekiyor, toplantı, gösteri, yürüyüş gibi faaliyetler valilik iznine tabidir, şu an yasa dışı bir toplanma söz konusu.’’

Sözcü kadın iyice öfkelenerek bağırmaya başladı.

‘’Biz demokratik hakkımızı kullanıyoruz, ortada vahşice işlenen bir kadın cinayeti var. Demokratik eylemimizi terörize etmeyin, gidin katilleri yakalayın sizin göreviniz bu, katilleri korumak değil.’’

Sami anlam veremediği bir şekilde elini havaya kaldırmış çevik amirine bağırırken buldu kendini, sesi titriyordu durumu belli etmemek için sesini yükseltince, amirin kızaran yüzünden sinirlendiğini kolayca anladı.

‘’Ne var kardeşim burada insanlar tepkilerini gösteremeyecek mi? Bırakın çocuklar söylemek istediklerini söylesin, niye engelliyorsunuz?’’

‘’Bak arkadaş şu an yapmış olduğunuz eylem yasa dışı valilikten izniniz yok, dağılmanız için güzelce uyarıyoruz, başka yöntemlere başvurmak istemiyoruz son uyarımız bu dağılın.’’

Grubun sözcüsü olan kadın ‘’Asıl biz sizi uyarıyoruz, eylem alanımızdan defolup gidin’’ diyerek amiri savuşturdu, ardından slogan atarak ne kadar kararlı olduklarını vurgulamak istercesine polise dönüp sol yumruğunu havaya kaldırdı.

‘’TÜM KADIN CİNAYETLERİNİN HESABINI SORACAĞIZ!’’

Osmanlı Devleti

İlk defa karakol görecekti

Amir müdahale emrini verdi ve kasklar takıldı. Kalkanlar üzerine doğru hareket edince Sami ne yapacağını şaşırdı, düşünmeye fırsat bulamadan coplar, tekmeler, yumruklar havada uçmaya başladı. Tam başını kaldırıp yapmayın diyecekti ki yüzüne sıkılan biber gazının etkisiyle yere yığıldı. Tekmeden, coptan, gazdan fazlasıyla nasibini almıştı beş dakika süren arbedenin ardından kollarından, bacaklarından çekiştirerek Çevik otobüsünün içine karga tulumba tıktılar.

haziran

haziran

Yaklaşık yirmi kişi Çankaya Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi, araçtan inerken hep bir ağızdan slogan atmaya başladılar, yanındaki polisin o sırada bileğine daha sıkı bastırdığını hissederek can havli ile o da bağırdı. Hayatında ilk defa karakol görecekti, korkudan ve gazın etkisiyle göğsü büyük bir sancıyla sarsıldı.

Savcılığa bile sevk edilmeden serbest bırakılacaklarını söyledi

Nezarete atıldıklarında grubun sözcüsü kadında ordaydı adının Seher olduğunu öğrendi. Herkesi sakinleştirmek istercesine korkacak bir durum olmadığını hatta sabah savcılığa bile sevk edilmeden serbest bırakılacaklarını söyledi, aslında sadece Sami’yi yatıştırmak için sarf edilen bir cümleydi diğerleri bu durumu defalarca yaşamıştı az çok ne olacağını biliyorlardı. O sırada genç bir polis memuru yüzündeki rahatsız edici gülümsemeyle elleri cebinde içeri girdi.

‘’Kaşarlandınız iyice, dayak arsızı mısınız orospu çocukları?’’

Avrupa Birliği üyesi ülkeler

Tebrik ediyordu

Ortalık birden karıştı, birlikte gözaltına alındıkları iki genç parmaklıklara yapışarak demirleri tekmelemeye başladı, küfürler karşılıklı olarak hedefini buldu. Sesler gittikçe yükseldi, aynı rahatsız edici gülümsemeyle ve ağır adımlarla nezaretten çıktı, parmaklığın arka tarafında tansiyon hala düşmemişti. On dakika sonra tanışma faslı başladı, herkes eylem sırasında Sami’yi yaptığı konuşmadan dolayı tebrik ediyordu, mahcup bir vaziyette yapılması gerekenin bu olduğunu söyledi.

Kısa bir sessizliğin ardından Seher ayağa kalkarak ‘’Bakın arkadaşlar bu tip durumlarda gaza bağışıklık çok önemlidir, görüyorum ki aramızda tecrübesiz arkadaşlar var saklamaya çalışmasın gözlerinden okunuyor acemiliği’’ dedi. Gergin ortam anında yumuşadı yerini kahkahalara bıraktı, aslında bu da Sami’yi rahatlatmak için yapılan bir espriydi bir nebze de olsa rahatlamış hissetti. Gecenin ilerleyen saatlerine doğru polis memurlarından biri içeri girerek avukatlarının geldiğini, iletmek istedikleri herhangi bir şey olup olmadığını sordu.

Descartes’in yöntem üzerine konuşmalar eseri ve tarih uyarlaması

Eşi ve çocuğu yüreğini kemirmeye yetti

Seher tok bir sesle ‘’yok’’ dedi. Atılan onca dayağın ve yorgunluğun üstüne gidecek tek şey iyi bir uykuydu, yirmi kişi küçücük nezarette ne kadar rahat yatabilirse artık. Sabah olduğunda nezaretin kapıları açıldı, sırayla polis minibüsüne alındılar, ifade vermek için adliyeye sevk ediliyorlardı. Sami o an bütün ihtimalleri sıraladı. En kötüsünü düşünüyordu, eşi ve çocuğu yüreğini kemirmeye yetti. Bir saat sonra adliyenin C kapısından girerken buldular kendilerini, en üst kata hızlıca çıktılar nefes nefese kaldı Sami, yirmi kişinin oturması için yeterli bank yoktu, iki polisin arasında dört beş kişi anca oturabildiler tahta banka, diğerleri Cumhuriyet Başsavcısı Tolunay Özgül’ün kapısının önünde sıralandılar.

Kalbi hızla çarpıyor ve göğüs kafesini zorluyordu, destek verdiği için pişman oldu, bu yaştan sonra çocuk gibi dayak yedi üstüne adliye koridorlarında sürünüyordu. Saat on buçuğa gelirken savcının odasından otuz yaşlarında bir adam çıkarak ifade verecek ilk kişinin ismini söyleyip içeri aldı, avukatlarında gelmesiyle bekleyiş akşama kadar sürdü. İfadelerin ardından serbest bırakılınca derin bir nefes aldı evdekiler meraktan ölmüştür diye düşündü. Telefonu açtığın da Sevim’den gelen yirmi altı cevapsız çağrıyı görünce eli ayağı birbirine dolaştı.

‘’ Alo Sevim.’’

‘’Sami iyi misin? Neredesin? Meraktan öldük, aramadık yer bırakmadık, Mahir çok korktu.’’

‘’ Sakin ol Sevim, telaşlanacak bir şey yok iyiyim, eve geliyorum. Gelince konuşuruz şarjım bitiyor.’’

‘’Tamam, bak çabuk gel ama oyalanma seni bekliyoruz.’’

‘’Görüşürüz hadi.’’

Haziran öykü dizisi DEVAM EDECEK…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Beklemek

Alice kitaplarında Darwinci hiciv 5. Bölüm

Kirli Melek

Zamana yolculuk

Recep ile Nadan – 15 Temmuz Özel