3 Temmuz

3 Temmuz Fenerbahçe’ye şike kumpası

Fethullah Gülen ve cemaati, tüm Türkiye’nin toplumsal, siyasi ve dini dinamiklerini adeta dinamit koyarak patlatırken, belki de Gülen ve militanlarının çarptığı en sart kaya Fenerbahçe camiası olmuştur. Fethullah Gülen ve fedaileri, Türkiye’nin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u terör örgütü PKK’nın yöneticisinin gizli tanıklığı ile terör örgütü kurmak suçuyla yargıladı. Hatta İlker Başbuğ senelerce cezaevinde kaldı. Tuncay Özkan, Yalçın Küçük, İlhan Selçuk, Doğu Perinçek, Türkan Saylan, Gürbüz Çapan, Erol Manisalı, Dursun Çiçek, Mehmet Ali Çelebi ve Türkiye’ye emek vermiş yüzlerce çağdaş insan cezaevinde tutsak edilerek sindirilmeye çalışıldı. İşte tam bu süreçte 2011 yılında Aziz Yıldırım ve Şekip Mosturoğlu tutuklandı. Fenerbahçe ve şike kelimeleri yan yana getirildi. 3 Temmuz Fenerbahçe tarihinde kara leke değil, bir direnç olarak hatırlanacak.

Türkiye’nin güvenliğinin teslim edildiği İlker Başbuğ, vatana ihanetle suçlanırken dahi yer yerinden oynamamıştı. Ancak Fethullah Gülen ve fedailerinin Fenerbahçe’ye ve sporun masumiyetine dokunması, vatandaşın sabrını taşıran nokta oldu. Aziz Yıldırım’ın cezaevinde tutsak edilmesi, vicdanları yaraladı. Fethullah Gülen’in efsunu ile gerçeklerden kopan kesim ise bu oyunlara inanmaya 17 Aralık 2013 tarihine dek devam etti. 17 Aralık 2013’te Gülen’in yargı ve emniyet içerisindeki fedaileri harekete geçmeseydi, Fenerbahçe direnişi ile haklılığını anlatmak için daha fazla beklemek zorunda kalacaktı. 3 Temmuz süreci, Fenerbahçe’nin kara lekesi olarak anılacak diyen cemaatçiler, 15 Temmuz darbe girişimi ile ortadan kayboldu. Şike sürecini savunanlar yerlerini sinsice “ama” ile başlayan cümlelerle ortalığı bulandırmaya çalışanlara bıraktı.

Türk Yahudiliği ve Kemalizm 

3 Temmuz süreci Trabzonspor

3 Temmuz şike operasyonları, Türkiye’de milli birlik ve toplumsal birlikteliği hedef alan bir operasyondur. Trabzon halkı ile Fenerbahçe taraftarları arasında kutuplaşma yaratarak, toplumsal ayrılıklar hedeflenmiştir. Trabzon kentinin kimyası ile oynanmıştır. 3 Temmuz operasyonu, Fenerbahçe’nin mağduriyeti ve Trabzonspor’un kendisini mağdur hissetmesi arasında sıkışan bir toplum yaratmıştır. Fenerbahçe üzerinden toplumu daha da kutuplaştırmak amaçlanmıştır. Galatasaray ve Trabzonspor taraftarları ile Fenerbahçe taraftarlarının arasında derin ayrılıklar amaçlandı. Yugoslavya’nın bölünmesi konusunda kavgalı bir spor müsabakasının önemli bir rol oynadığı, tüm siyaset ve spor camiası tarafından biliniyor. Siyasi ve ekonomik açıdan bölünemeyen ülke, spor vesilesi ile bölünmeye çalışılmıştır.

Trabzon kenti ve Fenerbahçe arasında toplumsal barış çalışmalarının hükümet tarafından yürütülmemesi, uzun vadeli tehlikeler yaratıyor. Trabzon’daki Fenerbahçe düşmanlığının gelecekte yaratacağı riskler göz ardı ediliyor.

Ara spor Sporun tarihi ve Türkiye’de spor kültürü

Fenerbahçe’ye suikast girişimi

3 Temmuz sürecinin yarattığı atmosferde, Fenerbahçe futbol takımının otobüsü viyadük girişinde kurşunlanmıştır. Doğrudan şoför hedef alınarak, otobüsün viyadükten yuvarlanması hedeflendi. Ancak otobüs şoförünün yaralıyken dahi aracın kontrolünü kaybetmemesi, tüm dünyada ses getirecek bir katliamın önüne geçmiştir. Trabzon kenti ve Fenerbahçe taraftarı arasındaki 3 Temmuz odaklı öfkenin ortadan kaldırılması, devletin ve kulüp yönetimlerinin görevidir.

3 Temmuz

3 Temmuz

3 Temmuz süreci ile alakalı Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, ne şikesi memleket elden gidiyor beyanı ile dikkat çekmişti. Aynı söz bugün de geçerliliğini koruyor. O gün 3 Temmuz üzerinden bölünme hedefleniyordu, hedef Türkiye’ydi. Bugün de 3 Temmuz üzerinden bölünme hedefleniyor, hedef yine Türkiye. Bugün ise 3 Temmuz odaklı nefret tohumları saçarak Trabzonlular ve Fenerbahçe taraftarının çatışması hedefleniyor.

Sporun Tarihi ve Sporda Şiddet

3 Temmuz kahramanları

Aziz Yıldırım, İlhan Ekşioğlu, Samet Güzel, Şekip Mosturoğlu ve nice Fenerbahçeli şike davasında vazgeçmemiştir. Fenerbahçe’nin küme düşürülmesi en kuvvetli ihtimal olarak gösteriliyorken Aykut Kocaman takımın başında kalmıştır. Kulübün Başkanı ve yönetim kurulu cezaevindeyken, Fenerbahçe efsanesi Aykut Kocaman en büyük golü atmıştır. Fethullah Gülen’in çetesine kulübe sahip çıkarak Aykut Kocaman dışarıdan en büyük yanıtı verdi. Aykut Kocaman kulübe sımsıkı sarılınca tüm takım kenetlendi. Futbolcuğu gibi teknik direktörlük dönemi de Aykut Kocaman’ın efsane olmasına yetmiştir.

Organik toplum ve milliyetçilik

3 Temmuz sonrası ne yapmalı

3 Temmuz süreci artık geride kaldı. Türkiye’de yeni bir yapılanmaya gitmek gerekli. 3 Temmuz süreci, Türkiye’de taraftarları hatta siyasi partileri dahi kendi içerisinde böldü. Trabzon taraftarı ve Fenerbahçe taraftarı arasında barışın sağlanabilmesi için siyasilerin kumpas sürecini tüm ayrıntısı ile anlatması gerekiyor. Kumpas sürecinde Trabzonspor taraftarını öfkelendirmek ve Fenerbahçe’ye saldırtmak için nasıl bir düzen kurulduğunun gerekiyor ise Başbakan hatta Cumhurbaşkanı tarafından Trabzon’da anlatılması gerekiyor.

Trabzonspor taraftarının Fethullah Gülen’in çetesi tarafından kullanıldığını görmesi ve öğrenmesi sağlanmalı. Aksi halde, Trabzon kenti şiddetin başkenti haline gelecektir. Nefret tohumları ekilen bir ülkede sevgi ve barışın yetişmesi mümkün olamaz. Aziz Yıldırım bir bedel ödedi ve saygın bir işadamı ve kulüp başkanı olarak 1 sene cezaevinde yattı. Aziz Yıldırım’a iade-i itibar yapılması gerekiyor.

3 Temmuz

3 Temmuz

Trabzon ve Fenerbahçe eşrafının nasıl birbirine düşürüldüğünün tüm ülkeye anlatılması gerekiyor. Sporda şiddet olarak görülen meselenin toplum içerisindeki nefret ve kutuplaşmanın sonucu olduğu yok sayılmamalı. Fenerbahçe camiası ve Trabzonspor camiası kesinlikle barışmalı. Fenerbahçe’nin bu süreçte yaşadığı maddi kayıp ise devlet teşvikleri ve sponsorluklar ile telafi edilmelidir.

Facebook sayfamızı takip ediniz.

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çekebilecek kısa yazılar:

Serseriler için iyilik manifestosu

Modern liberalizm ve modern liberalizmin özellikleri

Mezheplere yenilen aşk oyunu