terörizm

Terörizm

Geçtiğimiz günlerde Al-Jazeera’de bir videoya rastladım. İnsansız Hava Aracıyla çekimleri yapılan şehir MÖ 2300’lerde inşa edilmeye başlanmış bir şehir. Suriye’nin en büyük üç şehrinden biri ve nüfusu da 1 milyonun üzerindeydi. Kozmopolit bir nüfusa sahipti zira medeniyetler mezarlığı Anadolu ve Mezapotamya’ya çok yakın bir yerleşim yeriydi. Bir çok siyasi varlık Humus’un oluşumuna katkıda bulundu. Çok sanatkârı olan, eşsiz el emeği desenlere sahip dünyanın en eski şehirlerinden biri.

Terörizm

Vakti zamanında Eski Ahit’in satırlarına dahi karıştı. Dünya tarihinin gördüğü en büyük din orduları üzerinden geçti. Bir medeniyetler şehrini cazip kılan ilk unsur akarsudur. Asi nehrine yakınlığı sayesinde hep verimli topraklara sahip oldu. Nüfus, kılıç ve parayı üzerine çekti daima. Humus, Akdeniz dokusuna sahip bir Levant şehriydi. Maalesef, Terörizm ve Modern Ulus-Devletlerin çıkar kavgası onu bir harabe haline getirdi. Sokaklarına bir göz atın. Ölüm kokusu duyacaksınız. Yalnızlık hissedeceksiniz. Duvarlardaki izler sizlerde ürperti yaratacak. İnsan sesine özlem duyan bir şehir artık! Kızgın alevlerin arasından çıkan bir kor gibi…

Kitle imha silahları

Şehirleri yıkmayı kolay hale getirdiniz. Bilim ve teknoloji o kadar ilerledi ki bir şehrin imhası modern bir ordu için sadece saatleri alabilecek iş oldu. Öyle muhteşem bombalara sahipsiniz ki yaşamı saatler içerisinde durdurup, nefes alan canlı bırakmayabilirsiniz. Kitle İmha Silahlarında çığır açtınız, yerin bilmem kaç yüz metre altına ve binlerce kilometre ötelere balistik silahlarla saldırabiliyorsunuz. Bu da yetmiyor laboratuvarda üretilmiş fikirlerle aynı bölgede yaşamış insanları birbirine düşman edip, birbirlerini öldürmeleri için ellerine silah verip, görece kudret vadedip, iktidar vadedip birbirlerini katletmelerini sağlıyorsunuz. Yıkmanın, yok etmenin türlüsü üzerine çalıştınız yüzyıllardır. Bir biz koydunuz ortaya, ötekinin üzerine dünyaları yıktınız. İnsanların ellerinden ekmeğini, suyunu, kalemini, parasını, topraklarını aldınız, sonra da ne mi yaptınız? Kalkıp; “cahilsin!” , “korkaksın!” , “aşağılıksın!” dediniz. Söylemleriniz de, tavırlarınız da barut kokmaya başladı.

Soru şu ki; hadi yıktığını inşa et, yapabilir misin? Hadi dirilt bakalım! Kutsallarınızdan size bir çağrı! Yüz sene evvel ellerinizde cetvellerle gelip çizdiğiniz sınırları bugün beğenmiyorsunuz. Sonra Batılı şehirlerin bulvarlarında medeniyet çığırtkanlığı yapıyorsunuz. Yıktığın her taşı yerli yerine koy bakalım?… Binlerce yıllık şehri tekrar kur.
Yüzlerce kuşaklık aile geçmişi olan Humusluları kaçtıkları şehirde güvenle yaşamaya ikna et!
Yarattığın korkuyu cesaretle değiştir! Yıktığın hayatlara umut vadet! Doğdukları şehirde ocaklarını yakmaları için fırsat ver! Toprağı beslemeleri için fırsat… Hadi doldur boşalttığın tüm sokakları! Geldin nefret ektin, ne büyümesini bekleyeceksin, merak ediyorum?

Tarih ve terörizm

Humus bu metinde sadece basit bir emsal. Terörizm olgusunun çarpıcı bir örneği sadece. Afganistan, Pakistan, Irak, Tunus, Libya, Mısır, Yemen, Ürdün, Lübnan, Sudan, Umman diye sayarken yorulacağınız onlarca ülkede çatışma çıkarttınız. Silahı veren el ile bilgi satan el aynı. Politik destek veren el ile iş sahalarında ortaklık vadeden el aynı. Terörizm’e parasal destek sağlayan enerji zenginlerinin ortakları çayı sütle içmiyor mu? Tarih, Terörizm’i Paris’in göbeğinde Robespierre ile yarattığınızı yazmıyor mu? Terör coğrafyası diye isnad ettiğiniz topraklarda Batılı olmayan kaç savaş baronu sayabilirsiniz?

Terör kelimesinin kökeni

Maksadımın Ortadoğulu halkların avukatlığını yapmak olmadığını, Terörizm hakkında biraz daha teknik detaylara girerek yazımın geri kalanında açıklamaya çalışacağım. Bildiğiniz üzere, Terör; etimolojik olarak Latince kökenli olmakla beraber Fransızca “Terreur” dan gelir. Akademilerde genel geçer tanımı ise; siyasal bir amaca gayr-ı meşru yollarla ulaşmak için kullanılan bir yoldur. Sınıflandırmaları ve uygulanışlarına göre dallanıp budaklanır. Akademilerde bir dönem boyunca okutulan, genellikle de seçmeli olan bir derstir. Seçme okumalar için konu ile ilgili mihenk taşı gördüğüm birkaç kaynağın tavsiyesini de vermek isterim. İlki, Harvard, Oxford ve Cambridge gibi ünlü üniversitelerle çalışmış politik tarihçi Michael IGNATIEF’in “The Lesser Evil – Political Ethics in an Age of Terror” makalesidir. Diğeri ise, California Devlet Üniversitesinden Clarence Augustus “Gus” MARTİN’in “Understanding Terrorism – Challenges, Perspectives, and Issues” adlı çalışmasıdır.

Terörizm ve politik gaye

Terörizmin oluşması için mühim bir politik gâye olmalıdır. Aslında olguyu idrak edebilmemiz için en keskin nokta da burasıdır. Ve nitekim o gâyeye ulaşmak isteyen insanları da bir arada tutacak bir fikir destesi lazım. Dünya haritasını önünüze açın, 1914 tarihinden bugüne büyük savaşların olduğu, şehirlerin hercümerc olduğu, savaşlar yüzünden geniş insan kitlelerinin hayatlarına mâlolan bölgeleri işaretleyin. Dönün bugüne hemen ve herhangi bir medya aracından faydalanarak, herhangi bir haber ajansının terör haberinin detaylarına bakın, objektife takılan coğrafyayla, işaretlediğiniz bölgelerin uyumu gözünüze takılacak. “Ekseriyetle” çatışmaların yoğun yaşandığı, gayr-ı hukukileşmiş bir bölgede, Thomas HOBBES’un tabiriyle “Doğal Durum” varlığını farkedeceksiniz. “Doğal Durum” ise en basit tabiriyle “herkesin herkesle olan savaşıdır” bir nevi anarşik toplum düzeni. Manipüle edilmeye hazır, çatışmaya beş kala, gönüllü kıtalar.

Yeni bir liberal demokrasi rejimi

Modern Sanayileşmiş Ulus-Devletler için bu coğrafyalar 100 yıllık bir kullanım alanına dönüşmüş durumda. Binlerce kilometre öteden yeraltı ve yerüstü kaynakları için mesafeler katedip Ortadoğu’ya gelen Immanuel WALLERSTEİN’in tabiriyle “Merkez Devletler” için tarihten bugüne iki türlü politika süre gelmiştir. Biri; diktatör, kral, hakim sınıf ya da muhalif lider kaba kuvvetle indirilir, göreli daha ılımlı bir iktidar oluşturulur ve medya işin içine girer. İnsan hakları ve Demokrasi çığlıkları yükselir uluslararası basından ve nitekim bu işi finanse edecek gönüllü burjuvazi yahut vakıflar bulunur. Yeni bir Liberal Demokrasi rejimi inşa edilerek o siyasal varlığın piyasa ekonomisine dahil edilmesi kolaylaştırılır. İkincisi ise; bir üstte açıkladığımız gibi askeri güç kullanarak ve ardından oluşturmaya çalışacağı sözde Liberal Demokrasinin bürokrasisini, sermayesini ve yatırımlarını inşa etmeye çabalayarak mâli yük altına girmeden, oradaki siyasal varlığın rakibinin saflarına geçmesini engellemeye çalışmaktır. Bu plan da oluşmasını istediğin Doğal Durum içinden maksimum faydalar damıtabileceğin yolları içerir elbet.

Buyrun size Terörizm!

O bölgede intikam için hazır bir kabile yahut gururu kırılmış bir asker sınıfı tespit edilir. Vadedilecekler edilir. Ardından bilgi desteği sağlanır. Tez elden Soğuk Savaştan kalma silahlar yola çıkar ve ardından 3. Dünya ülkelerinin bankalarına, hesaplara havaleler yapılır. Bu havaleleri yapan yerel zenginler de genelde bunu politik çıkarları için paravan olarak kullanır. Velhasıl kelam, bir şehir barut kokar. Teknoloji o haberi bütün dünyaya duyurur. Sonunda, Latince köklü Fransız kelime mânâsını buluverir.

İnsanlık onuru ve insan olmanın değerleri adına…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası