Acı

Açelya Omak, Acı başlıklı deneme çalışması ile Herkes Dergisi‘ndeki yazılarına devam ediyor. Omak’ın diğer yazılarına yazarın profiline tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Açelya Omak’ın tüm eserleri

Acı

Şu hayatta  belki de sevmeye ve sevilmeye en çok ihtiyacı olan  insanlar, kayıpları ve acıları olanlardır herhalde. Yürekleri hep tetikte durur onların. Temkinlidirler ucu sonu görünmeyen ıslak karanlık sokaklardan her an gelebilecek hayat darbesine karşı. Çünkü hayat denilen şeyin  bir sinema perdesine yansımadan ibaret olmadığını yaşayarak öğrenmişlerdir. İsimlerinin A olduğu kadar emindirler, acının gerçek olduğuna. Ve maalesef yutaktan geçmez hayat denen mey. Takılır genze, bir gayret yutkunmaya çalışsan da işe yaramaz. Koca bir yumru kalır âdem elmasının üzerinde. Kuru somun ekmeğini topak yapıp yutmaya çalışırsın da, nafile geçmez bir türlü. İster gökyüzünden yeryüzüne ipil ipil yıldızlar dökülsün, ister kırmızı karlar yağsın yollarına geçmez işte. İçinde hep acır bir şeyler. Öyle ya ana kokusu olmayan evlerde karınları doyar mıydı çocukların? 

Kaybedecekleri hiçbir şeyleri kalmamış gibi hep asidirler, bir zamanlar yüzlerce bilim insanının üzerine tartıştıkları tepsi mi yoksa yuvarlak mı savlarının tanığına.

“Dünya’ya” karşı!         

Bitmek bilmeyen öfke nöbetlerinin, cinnetlerin sebebidir yerküre. Cam fanusların köşelerine saklananlar değil, cam fanusa dahil edilemeyen ayrık otları gibi hep fazlalıktırlar bu evrene. Serseri sokaklarda yalnızlaştırılmış, kalabalıklarda susan çığlıkların, asık yüzlerin de sahipleridir onlar. Herakleitos’un maskesini hep boyunlarında taşırlar. Çünkü dünyayı düşünerek değil, hissederek yaşayanlar Demokritos’a karşıdırlar. Gülmezler hayata karşı, ağlarlar…

Ölüme yergi, Tamer Başkan anısına…

Bütün hikayelerin ortak teması acıdır

Herkesin dahil olduğu farklı bir dünya, farklı hikaye ve oynadığı farklı roller vardır. Fakat bütün hikayelerin ortak teması “acıdır”. Acının ne demek olduğunu, ancak acı bir hikayeye dâhil olanlar anlayabilir. Hepsinin akıllarındaki senaryolar hep bellidir. Rutin bir iş sabahına kalkar gibi her sabah elini yüzünü yıkadıktan sonra dişleri fırçalamak gibidir…

-Her sabahın akşamına koşar adım hazırlanırken nasıl ağlamalı bir büfe köşesinde, nasıl kurtulmalı dayanılmaz hasretlere? Ağlarken yüzler saklanmalı mıydı asfaltlardan? Kazağın esnemiş ucuyla sert bir şekilde silmeli miydi gözyaşları kimseye göstermeden? Belki acıyan bir el dokunurdu sızılan incilere… Ama yok! Uçurumun köşesindekilere kim merhem olmak isterdi ki? En iyisi uyku diye mezar taşlarında bir gece daha yatalım huzur içerisinde.

Mezarlıkların kokusu olur bilir misiniz? Bütün ölüler aynı şarkı içinde huzurla uyur, huzurla solur onu. Tek gerçek uykudur bu, hadi kalk sesini duyamazsınız. Ebediyet uykusu çeker insanı yatağın içine ve  hiç söylenmemiş özgürlük marşlarını söyler beyaz hayali kanatları çırparak. Geceler uzadıkça, ölüm çiçekleri ölüm kokularını doğurur zifiri karanlıktan korkarak. Kıskanırsın, tenin de havada dolanan ıslak toprak gibi koksun istersin. Ama bir el çeker seni gecenin koynundan. Gece nöbetçisinin feneri getirir seni kendine. Alır seni karşına oturtur bir güzel ve nasihatleri sıralamaya başlar.

Motto hep bellidir, hayat yaşamak için çok güzel bir yer! Öyle miydi gerçekten? Aklıma geldikçe canımı acıtan hatıraların, ne alıp veremediği vardı benden öyleyse? Şu dünya, şu hayat koskoca bir girdap içine ne koysam dolmuyor. Gidenlerin yerini hiçbir şey tutmuyor. Ne doluyor ne de taşıyor. Koca bir boşluk salınıyor salıncak gibi, bu yüzden  dünyanın en gamsız ve isyankârmış gibi duran  yüzlerine yavaşça yaklaşın. Asık yüzlerin soğukluğuna aldanmayın.

Saklandığı maskenin arkasında bir bilseniz minicik bir kuş çırpınır beni kurtar dercesine. Memleket özlemi gibi saçlara düşen aklar da mutluluk için şafak sayar. Bir umut kırıntısı kalmıştır bir yerlerde diye, belki de düşlerde. Düşler uçar bahara doğru, aşınan yara kabuklarını öper koklar irini sağa sola bulaştırmadan iyileştirmeye çalışır bir nebze. Tabi ne kadar iyileşirse…

Bu yüzden acıları olan insanları daha çok sevin ve yaralarına daha sıkı sarılın.

Çünkü kanatları kırık onların.

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Hiç mi yüreğin sızlamayacak?

Lewis Carroll’ın Alice Kitaplarında Oyun Teması – 1. Bölüm

Kaderden deyip

Kasımiye medresesi ve Hayat Havuzu

Hayat Bu İşte

Saklan, kaç!

Descartes’in yöntem üzerine konuşmalar eseri ve tarih uyarlaması