sevgi

Sevgi ütopyası

Sevgi ; içimizde yankılanan cennet duyguların en gerçeği . Tanımsal olarak kesinliği olmayan sıfır dünyasının canlı realitesi. Duvarları boyunu aşan karamsar distopyasında kaybolan umutsuz bir adamın son kalesi , nefesin sıcaklığını hissettirebilecek , durgun bir gökyüzünün gözlerinden yaşları silebilecek kadar eşsiz bir kavram. Kimi hayal dünyalarının tanrısal algısı olmaktan sıyrılıp maddi
dünyanın tüm zorluklarına göğüs gerebilen, manevi dengemizi sıcak gülümsemelerle ayakta tutan tek kelimelik bir paragraf.

Şimdilerde herkes , farkında olmadan, kendi monoton dünyasında tatsız bir yanılgı olarak başlıyor bu maceraya. Görücü usulü dinen helal, manen haram evliliklerde ağlayarak, bir yük olarak atıyor ilk adımlarını, büyüdükçe insanlarda aşk algısıyla harcıyor kimi zaman, kimi zaman da hüzünlü bir melodinin melankolikliğine kaptırıyor sıcak hislerini. Herkes bir sıfata yakıştırıp yanında duruyor
sevginin yüzüne bakmadan, kimse elinden tutacak kadar güvenmiyor. Mutluluğunu bir çabaya odaklayan betondan hayallerin sessizliğinde kayboluyor sevgi. Tüm güzel duygularımız gibi, tanrının verdiği en elle tutulabilir varlığı da sömürüyoruz karanlık çukurlarda. Ruhumuzu bütüne tamamlayan nadir yeteneklerimizden olan bu nadir duyguyu saçma sapan hikayelerde betimleyerek, bir kalıp içerisine yuvarlayarak tüketiyoruz.

İnsan, her kötü aksiyonunun içerisinde içten dilekleriyle büyüttüğü ütopyaları suluyor aslında gizliden gizliye. Göğün kızıllığında saklı gülümsemeler gösteriyoruz ruhumuza başka gözlerden sakınarak. Her birimiz dünya yalnızlığında aynı güneşe bakan milyarlarca umut kırıntısı olmanın bilincine varabilirsek eğer, birbirinden tamamen farklı ütopyaların dahi bir ortak noktasında muazzam mucizeleri adımlayacağız. Tek engel toplumun gereksiz kalıplaşmalarında birer piyon gibi öne sürülüyor oluşumuz. Benliğimizden uzaklaştığımız her bir adım süresince irademizin aydınlık noktalarına erişmek gibi ilahi çabalarımız yok oluyor. Bencil çıkarlarımızın başkalarının hayatında
kaybolma ihtimalini düşünerek yaşlanıyor oluşumuz çok üzücü. İçimizdeki iyilik derinliklere gömüldükçe, sevginin yetersizliğinden yakınan kalbi ihtiyar sıradan insanlar olmaktan kurtulamıyoruz.

Mavi göğün altında

Herkes, içinde dünyanın farklı güzelliklerini taşıyabiliyorken, sakin deniz kenarında gülümsemenin verdiği huzuru tadabiliyor, henüz yaşıyor ve şairin de dediği gibi, hala vakit varken, sevginin tüm güzel tonlarını üzerimizde yansıtmalıyız. Aynı umutlardan beslenip, her zorluk basamağının üstesinden beraber gelebileceğimizi gördüğümüzde, mavi göğün altında büyüyen kocaman yeşil bir orman olacağız. Distopyalarımızı turuncu güneşlerde ısıtıp, notaları aydınlığa taşıdığımızda , içinde yaşadığımız cehennemin yalnızlık esaslı kaygısal bir kurgu olduğunun farkına varacağız. Belki o zaman, yarım ruhlarımızı bütüne tamamlayacak, bireysel, yetersiz duygularımızı, yatağından taşan bir nehir ile kurak kalplerin çatlaklarını dolduracağız.

Eşsiz ütopyaların mutlu bireyleri olmanın çok yakınındayız. Hayal gücümüzün ufuklarını keşfedip, tüm güzellikleri kabullendiğimizde, hislerimizi yönlendirip paylaştığımızda sevgi, birinin veya bir durumun maddesel açlığı olmaktan çıkacak, HERKESİN olacak!

Kelimelerim bir bütüne kavuştuğunda içimde biriken tüm huzur ve sevgi dolu dileklerimi sizlere yönlendiriyor, umutlu parmaklardan çıkan bu yazıyı gülümseyerek okuduğunuzu düşünerek sizlere kollarımı açıyor, sizi kucaklıyorum. Ütopik dünyalarımızın en ufak ortak noktasından dahi sizi görebilmenin sevinci ile hepinize, gönül rahatlığı ile şunu söyleyebilirim kendi ütopyamdan.

Merhaba komşu! Seni seviyorum…

Facebook sayfamızı takip ediniz

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

İlgi çeken kısa yazılar:

Yedi Sekiz Hasan Paşa

Hanım efendiye Latte!

Kadına şiddet yoktur!

Manzarayı Sen Anlat Fikret