Bayram, Yalnızlığa baş kaldırıdır

Bayram, Yalnızlığa Baş Kaldırıdır

Bayramlaşma amacıyla konuştuğunuz akrabalarınızdan ve dostlarınızdan çok sık duyacağınız bir söz var, “eski bayramlar yok”. Aslında eski bayramlar var, “Kurban Bayramı” ve “Ramazan Bayramı” hala var. Ancak biz aynı değiliz. Artık dini ve milli özel gün hazırlıkları ve planları yok. Onların yerini bayram tatilleri aldı.

Koca bir sene boyunca yalnızlığa karşı direnen insanların tek umuduydu bayramlar. Oysa bayramlar da artık yalnızlığın sembollerinden oldu. 3 günlük bayram yok, 9 günlük bayram tatili var artık. Bu tatil fırsatı kaçmaz deniyor, ne de olsa yıllık izni kullanmadan tatile gidilebiliyor.

Bayram, baş kaldırıdır!

Zayıflayan toplumsal ve ailesel bağların onarılması için bayramlar önemli bir fırsattı. Bugünlerin klişesi olan “bayramda küslük olmaz” sözünün bir geçerliliği vardı. Birbirini görünce yolunu değiştiren insanlar dahi bayramlarda bir araya gelebiliyordu. Bayramların böyle bir misyonu kalmadı. Türkiye’de modernite, toplumsal bağları eritmeyi başardı. Muhafazakarlaşmaktan bahsedilen bir dönemde tam aksine yozlaşmanın doruklarına ulaşıldı.

Bayramda hazırlık yapan büyüklerinizi ziyarete gidin, onların yaptığı hazırlıkları yok saymayın. Tatile elbet gidersiniz ama hazırlık yapan büyükleriniz gün gelecek bu dünyada olmayacak.

Mert Birgören İlk Hikaye!

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası

Eski bayramlar

Nerede O Eski Bayramlar

İnsanın nerede o eski bayramlar diyesi geliyor şu son birkaç yıldır. Bayramlar yaz dönemine denk geliyor. İnsanlar tatile gidiyor. O eski bayramlarında tadı çıkmıyor doğal olarak.

İnsan, insanlıktan soğumaya yüz tutmaya başladı artık. Görüşmüyoruz, uzak duruyoruz. Tatili fırsat bilerek uzaklaşıyoruz. Çok büyük bir zaman dilimi değil aslında bundan 10-15 yıl öncesini düşünüyorum da o zamanki bayramların tadı bile daha bir güzeldi. Alınan bayramlık kıyafetleri, eczanelerden veya bakkallardan doldurulan çeşit çeşit esanslar, çocukların kapı kapı dolaşıp bayramlaşması, verilen bayram harçlıkları, hazırlanan baklavalar, dolmalar, tatlılar veya tuzlular, yapılan bayram temizlikleri… Sokakta çatapat sesleri, kızkaçıranlar…

Eski bayramlar

Yüz yüze yapılan bayramlaşma ziyaretleri ne oldu da bu kadar çabuk değişime uğradı? İlk olarak dediğim gibi yaz aylarına denk gelmesi bunun en büyük etkeni oldu. İkincisi ise cep telefonlarının veya diğer iletişim araçlarının bir tıkla dünyanın öbür ucuna ister sesli, ister görüntülü olarak görüşme sağlıyor olmasıdır. Hal böyle olunca, insan gidemeyeceği veya gitmek istemediği yere bir mesajla, bir telefonla ulaşabiliyor. Aslında çok iyimser görünen bu olgu insanlığı köreltmektedir. Bu durumla ilgili Hüseyin Rahmi Gürpınar şöyle demektedir: Bir gün gelecek, bilgi ve teknik o derece ilerleyecek ki keşiflerin sonunda insanlar büyük bir bomba yaparak onu dünyanın dibinde patlatıp mahlukatı ve insaniyeti havaya uçurarak yaşamak derdinden, hep birden kurtulacaklar.”

Yüz yüze yapılan görüşmeler, ziyaretler hiç telefonla, internetle verilen duygusal zevki verebilir mi? Artık bayramlaşmayı dokunmadan, sarılmadan, hissetmeden yaşıyoruz. İnsanlık yozlaşıyor, günden güne köreliyor. Birbirini tanımaz hale geliyor. Çok değil bundan 10-15 yıl sonra daha da kötüye doğru gidecek gibi gözüküyor. Umarım yanılırım. Bayramlar bayram zamanında, bayram tadında olmayacaksa ne anlamı var o bayramın? Özellikle yeni nesil bayramın ne olduğunu bile bilmiyor. Bizler onlara bir şeyler öğretmezsek, çocuklar bayramın ne olduğunu nereden bilecekler? Onlara kim doğru yolu gösterecek. Yozlaşmaya yüz tutmaya en hazır canlılar çocuklardır. Onlara doğru yolu göstererek, bayramın ne olduğunu anlatırsak ve ön ayak olursak, gelecek nesillerde de bayramlaşmanın ne demek olduğunu hatırlayan kalbi temiz, saf ve gelenek göreneklerine bağlı insanlar yetiştirmiş oluruz…

Sonsuz olmayan gece

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası