Deniz Güler William Wallace

Kitle Hareketleri Üzerine

 Sir William Wallace’ı harekete geçiren neydi? İskoçya neden bu şövalyeyi takip etti? Sir Wallace’ı takip eden bu politik kitlenin amacı neydi de hayatlarını ortaya koydular? Sir William Wallace ve şahsi ihtirasları, İskoç toplumunun arzuları ile nasıl birleşti? Daha sonra bu İskoç kitle hareketi nasıl oldu da Birleşik Krallığı tehdit eder hale geldi? Peki ya Maximilien Robespierre’in biyografisi hakkında neler düşünüyorsunuz? Fransızlar devrim yıllarınca Robespierre’i nasıl yorumlardı sizce? Fransızların zihninde nasıl bu kadar yükselebildi? Terör çağını nasıl başlattı bu adam? “Terörizm” kavramsallaştırmasında Robespierre’in yaşamının önemli bir yeri olduğunu biliyorsunuzdur. Robespierre’in burjuvaziye olan başkaldırısı hangi koşullarda binlerce Fransızı peşinde sürükledi? Yoksa tarihte yine bir adamın şahsi uğraşısı ,tıpkı Sir William Wallace örneğinde olduğu gibi, toplumun arzularıyla mı birleşiyordu? Mahatma Gandhi’nin öncülük ettiği Sivil İtaatsizlik hareketi hakkında neleri anımsadınız?

William Wallace ve Martin Luther King

Martin Luther King Washington’a neden yürüdü arkasındaki kitlelerle, nasıl yürüdü? Ünlü “Bir hayalim var!” konuşması nasıl oldu da kitleleri coşkuya kattı? Emsalleri ziyadesiyle arttırmak mümkün de aslında sorulabilecek basit bir soru var burada, limitsiz, dinamik ve kümülatif bir soru; yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insan nasıl oluyor da bir araya gelip böylesine büyük sosyal etkileri meydana getiriyorlar?

Kitle hareketleri daima iktidara karşı mı icra edilir?

Zira nihayetine ermeyen yahut tamamlanmamış, yani pozitif üstünlük sonucu doğurmayan kitle hareketleri de var. Öyleyse bir kitle hareketini, o hareketin arzularına ulaştıracak başarı kriterleri nelerdir? Kitle hareketleri manipüle edilebilir mi? Yöneten ile yönetilen arasındaki ilişkilerde kitle hareketlerinin yeri nedir? Kitle hareketleri daima iktidarlara karşı mı icra edilir? Kitle hareketlerinin bir sınıflandırması var mıdır? Kitle hareketlerinden bir ideoloji doğar mı? İdeolojinin doğabilmesi için kitle hareketlerinin sahip olması gereken nitelikler nelerdir? Nitekim dinlerin doğuşları da birer kitle hareketi değil midir? Peki, protesto için bir araya gelen kitleler nasıl oluyor da kocaman bir yıkım ordusuna dönüşüyorlar? Vandalizm akımının doğmasına sebep olan zemin toplumsal olarak nasıl inşa ediliyor?

Kitle hareketlerinde duygu

Kitle hareketlerinde duygu ve fikirlerin takibi mühimdir. Duygusal patlamalar ve fikir demetleri nasıl geniş kitlelere aktarılır? Kitle hareketi sırasında insanlar nasıl bir iletişim kurar? Kaldı ki şunu da sorabiliriz; bir kitle hareketi, hareketin muhalifi tarafından nasıl bastırılır? Cebir yada şiddet içermeyen hangi metodlar aklımızda? Peki şunu sordunuz mu hiç kendinize; dağılan bir kitle hareketi bir daha bir araya gelebilir mi? Tekrar toplanabilir mi? Sosyal Bilimleri keyifli kılan da bu ya bağımlı ve bağımsız değişkenler dışında da değişkenler içermesi, örneğin; gizli değişkenler, öncül değişkenler… Heraklitos’tan hatırlarsak; “aynı nehirde iki kez yıkanamazsın!” sözü Sosyal Bilimlerin nüvesidir. Gelgelelim asıl konuya! Devrim, İnkılap, Reform, Göç, Hukuk, Devlet vb kavramların tamamı kitle hareketlerinin konusuyken İstanbul’daki üniversitelerin, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler kürsülerinin hiçbirinde, hiçbir think-tank te “Kitle Hareketleri Anatomisi” isimli yahut benzeri bir derse rastlamadım.

Siyaset Bilimi ve davranışsalcı ekol

Siyaset Bilimi bir Toplum Bilimi ise nasıl oluyor da kitle hareketlerinin anatomisi veya yapısıyla ilgilenilmiyor? Şöyle senenin başından itibaren tüm kitle hareketleri ele alınsa, tamamı davranışsalcı ekol bağlamında kıyaslansa, sınıfça ne, neden ve nasıl soruları sorulsa, belki de Siyaset Biliminin içindeki biraz evvel yukarıda saydığım toplumsal olarak inşa edilen kavramlara daha da vakıf olunabilirdi. Kitlelerin nasıl harekete geçirildiğine dair daha fazla ve detay sorusu olan gençler, yöneten ve yönetilenler arasındaki bağlamı inceleyen bilimi daha ileri götürmez miydi? Türkiye’nin yakın tarihi toplumsal hareketlerle dolu, o konulara farklı açılardan bakabilen gençler akademiye perspektif kazandırmazlar mıydı? Bu konuda yazan çizen bir dünya düşünür mevcutken üstelik. Literatürü taradığınızda eşsiz kitaplara rastlıyorsunuz.

William Wallace ve Gezi Hareketi

Gezi hareketinin yeniden tartışılmaya başlandığı şu günlerde; üniversitelerin, bilgiye kolay ulaşabilecekleri “Case Study” konuları yakınlarındayken, milyon defa tartışılarak küflenmiş konuları bir defa daha tartışarak bilime nasıl katkı sağlayabilecekleri aşikar bir sorudur. Sözü Dante Alighieri’den alıntılayarak bitirmek istiyorum; “….araştırın yolu Batıya karanlık çökmeden!” -La Divina Commedia, Araf, XXVII, 62, 63

Saygılarımla…

Donald Trump Dönemi

Herkes Dergisi Resmi Facebook Sayfası